Dünya gitgide daha çok küçülüyor.. Fakat Fiziki değil, beşeri yönden..
Örneğin gitgide ısınırken değişen iklimler nedeniyle, seller, yangınlar, kuraklıklar artık tüm ülkelerin ortak sorunları haline geliyorlar..
Ne dünyanın en büyük ülkesi ve gücüne sahip olduğu için Amerika kurtulabiliyor bu doğasal değişimin yarattığı felaketlerden ne bizim gibi küçük ülkeler…
Ki artık sıcaklardan yanıyoruz! Kuraklıklarla kırılıyoruz.. ***
TUTUN ki eskidikçe değişen, değişirken “kıyamet gününün” provasını yapan bir dünyalıyız artık.. Ki ne nediyor? “Dünyada hiçbir şey yeniden doğmaz yeniden var olmaz..(Nothing in the world is born again, it never gomes into being again.)
Ama dünya değişiyor! Değişirken “huyları” da değiştiriyor!
***
YAZIMA başlarken her halde son günlerde Türkiye’deki doğasal felaketlerden de olumsuz etkilenmiş olacağım bir kez daha sordum kendime: “Gerçekten biz neyiz bu adada?”
Asırlardır Türk ve Rum halkı olarak ayni topraklarda yaşarken, neden sürekli kavga edip kan döktük, öldürdük.. Kan döktüler öldürdüler.. Yaktık yaktılar ki sonunda her beraber yanıp yakılırken… Bir gün batan dünya ile birlikte Türk’ünü Rum’unu (gömecek kimseler de kalmayacağı için) mezarlarının bile olamayacağı bu topraklar için onca kavgaya gerek var mı?
***
SAYILARI az da olsa bu ülkede “problem şuuruna varmış” basiret sahibi insanlarımız vardır.
Onlarla konuşurken zevk alırsınız. Çünkü geleceğe fikrisabit haline getirdikleri geçmişin vizyonu ile bakmazlar..
Bugünkü ve değişen koşullarda geleceğin nasıl kurtarılabilineceğinin düşünselliğiyle bakarlar.
Mesela ben, zihinsel kısırlığım olmalıdır, böylesi bir “düşünce prespektifine” sahip olamam!
Anastasiadis’li, kiliseli Rumlar gibi!
***
NE DİYECEKTİM? İşte bu adada bu Rum ile çözüm olmaz! Çünkü hâlâ Kuzey’i kaybettiğinin matemini tutuyor! Enosisi düşlerken Kuzey’de bir Türk Devleti oluşmasını sindiremiyor!
Ki Rum liderliğiyle kilisesini çıldırtan yıllar yılı dantela gibi ilmik ilmik ördükleri iki asırlık megali ideanın bir günde çökmesi ve yerine Kuzey’de bir Türk devletinin kurulmasıdır.. Oysa Dünya başımıza yıkılıyor bizse hâlâ bu Rum’un tüm ada egemenliği arzusunun yarattığı çılgınlığının sonucu olan siyasi çözümsüzlüğün faturalarını ödüyoruz. *** OYSA ONLAR, komşumuz Rum liderliği hâlâ dünyada “ulus devletlerin” bile çaresiz kaldığı olağanüstü doğa felaketlerini, “covid 19” gibi ölümcül virüsleri, değişen iklim koşulları nedeniyle dünyanın dengesinin bozulduğunu görmüyorlar..
Dolayısıyla insanlığın toprak gasplarına savaşlara değil, gelecekleri kurtarmak en azından kıyamet gününü geciktirmek için iş ve güç birliklerine ihtiyaçları olduğunu da görmüyorlar! ***
AKILSIZ İNSANLIK! Yangınlarda kavruluyor, sellerde sürükleniyor, depremlerle telef olup tsunami dalgalarında sürükleniyor, kuraklıklar nedeniyle aç kalıyor… Ama ve hâla iki karış toprak uğruna savaşıp ölüyor, öldürülüyor! Kıbrıslı Rumunun kafası da hayatı da işte öylesidir.. Kİ bu ada üç kez batıp yeniden deniz yüzeyine çıkmış. Dördüncüde “Türk’ü Rum’u hepimiz sonsuzluğa göçerken kurtulacağız inşallah da kim bilir ne zaman? ********
KISACA TAKILDIĞIM: (NEDİR KKTC’DE BÜYÜK OLAN?)
Bir devlet için manşete çıkan en önemli haber ne olabilir? Ekonominin büyüme rakamları mı? Dolayısıyla ihracat artışı mı?
Yada AB’ye istenilen evsafta sürekli yapılan hellim ihracatı mı?
Devletin hayat pahalığı ve döviz artışı oranında maaşları anında güncellemesi mi?
Daha okullar açılmadan tek bir araç gereçle tek bir öğretmenin bile eksik aksak olmadığı, olamayacağına ilişkin çalışmaların başlayıp belirlenen tarihte hazır olmaları mı?
Hükümetin pandemiden dolayı sigorta prim desteğini sürdürerek esnaf ve zanaatkâr kesimlerinin mağduriyetlerini önleme tedbirleri mi?
Bugüne kadar kayıt dışı taşınmaz mal ve nakit için soruşturma başlatılarak devleti milyarlarca lira zarara uğratanlardan hesap sorulması mı?.. Vesaire…
***
HAYIR! Bu ülkede bir kısmını yukarıda soru sual haline getirdiğim fakat devleti devlet yapan unsurlardan hiç birisi yoktur.
Buna karşılık müjdeli haberleriyle manşetlere çıktığınca bir süredir yakıtsızlıktan elektrik kesintilerine gidildiğine nazire “40 tankerin Teknecik’e yakıt taşıdığı gerçeği vardır!”
…ŞÜKÜRLER olsun tanrım. Artık bu akaryakıt tükenene dek elektrikler kesilmeyecek..
Haa! Tabi bu tip kesintileri önlemek için az biraz, şöyle yüzde 30 oranında elektriğe zammı da “ışıklı ve aydınlık günler” şerefine kabullenmek, yıllardır sırtımızda taşıdığımız KKTC’mize helalinden vefada ödenen borcumuz olsun…
































