Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HÜKÜMET GİTTİ GİDER…

Son günlerde dinlediklerim bana seçime bu hükümetle gidilmeyeceği izlenimi veriyor…

Nasıl olur, yerine ne kurulur ayrı mesele de; Ersan Saner çok parçalı hükümetiyle seçime gitmeyi, Saner hariç kimse istemez durumda. Hatta başka destekçilerinin de artık mecburen desteklerini çekme noktasına geldiklerini öğreniyoruz. Böyle kötü bir yönetimi destekleyen de zarar görüyor doğal olarak…

KTFD’den başlayın… O yıllardan buyana siyasi tarihimizin en kötü yönetimine tanık olduk hep birlikte.

Hiç pandemiden falan söz etmesin kimse.

Pandemi zorlamadı devlete yük bindirmelerini. Pandemi zorlamadı partizanlık yapamalarını. Pandemi zorlamadı kıyaklarını. Anayasayı ellemelerine pandemi mi sebep oldu? Yasaları çiğnemelerini pandemi mi gerektirdi? Hadi canım gidin işinize…

Pandemi koşullarında ülke yönetmek başlı başına bir akıl, beceri işiydi ki, hiç onun içinde olmadılar. Yanlış kararlar, beceriksizlikler, sorumsuzluklar, adaletsizlikler pandeminin etkisini birkaç defa katladı. Vakaları artıracak onlarca yanlış kararlar alındı; denetim bile yapılmadı; piyasayı ferahlatacak tedbir alınmadığı gibi, iflas eden insanlar dertleriyle baş başa bırakıldılar. Ama aynı zamanda eşe dosta kıyak son sürat devam etti. Göstere göstere…

Her neyse, Ersin Tatar hükümetiyle başlayan düşüş, giderek hızlandı ve onlar hala farkına varmamış olsa bile, yolun sonuna geldiler.

Saner’e kalsa, o sürüne sürüne seçime gitmeyi tercih edecek de, hem kendi partisinin tabanı, hem de ortakların tabanları bu şekilde gidilecek seçimde büyük yara alacaklarını görebiliyor. Özellikle kırsalda tabanlar tepkili. Dağıttılar, dağıtmaya da devam ediyorlar ama herkes de kişisel çıkar için oy vermiyor ki… Diğer yandan alan var, alamayan var. Tepki büyük. Hele kurultayın ertelenmesine diş biliyor taban.

Duyduklarım, Temmuz ayı çıkmadan hükümetin biteceğini işaret ediyor.

Yerine ne gelir?

Ne CTP, ne HP ve ne de TDP bence UBP ile bu dönemde hükümet kurmaz. Şu anda seçim öncesi ellerindeki en büyük koz, bu rezalet yönetimin yaptıkları. Son dakikada UBP’nin kötülüklerine ortak olmazlar. Dahası, onların tercihi, bu hükümetin seçime kadar gitmesidir ki yaptıklarını unutturamasın.

Geriye tek bir seçenek kalıyor; ömrü çok kısa olacak, sadece ülkeyi seçime hazırlayacak bir teknokrat kabine. İrsen Küçük hükümetinin son dönemi aynen böyle bir durumdu ve 3 aylığına Sibel Siber hükümeti kurulmuştu.

Muhalefet, böyle bir teklifi reddedebilir mi?

İşte o zor bence. “Siz bu hükümetten şikayetçisiniz değil mi, işte fırsat, o zaman ülkenin kurtulması için teknokrat hükümete destek verin” denirse, “hayır” diyebilirler mi? Bence diyemezler. Bunu yaptıkları anda, ülkenin çıkarlarına aykırı hareket etmekle suçlanacaklarını bilirler.

Peki bu noktaya nasıl gelinir? Önümüzde seçim tarihi meselesi var. Uyduruk komiteden geçen bir karar var da hükümetin Nisan’a kadar sürmesi olası değil. Artık ortakları da farklı tarihler konuşuyor. “Daha fazla dibe batmadan bu işten kurtulalım” telaşı var. Bazı iktidar partileri siyasi ömrünü tamamlama tehlikesiyle karşı karşıya. Daha fazla yıpranmamak istiyorlar.

İşte bu seçim tarihini belirleme meselesi, yeni kurulacak bir hükümetle uzlaşıya taşınabilir. Mesela Ocak için anlaşabilirler.

Tabii tüm bunlar için bir motivasyon gerekli. Saner’i daldığı uykudan uyandıracak bir motivasyon.

Bence asıl mesele bu… Bu noktada artık o motivasyon da gelecek.

Yalnız, durun önce şu 100 milyonu bir dağıtsın, oyları UBP’ye yazdırsın da sonra…

 

YERİN KULAĞI VAR

DURUR DURUR YARATIR:

Bu dönemde çok farklı bir Ersin Tatar izleyeceğimizi biliyorduk. Ancak bazen öyle sözler ediyor ki, kendini bile aşıyor. Hamasete boğuldu ya, bir de AB’ye çatmış; “Kıbrıs’ın tümünün AB’ye alınması, bir bakıma Türkiye ile bağlarımızın koparılmasıdır” deyivermiş. İyi de cebinde hala AB pasaportu dururken bu nasıl olacak. Birilerine yaransın diye girmediği kılık kalmadı…

 

YA YİNE OLURSA:

Sucuoğlu diyor ki, “öncelikle kurultayın yapılması daha sonra erken seçimin yapılması siyasetin taşlarının yerine oturmasını sağlayacak. Muhalefetin de en büyük eleştirisi ortadan kalkmış olacak. Bu sayede muhatap sıkıntısı da kalmayacak ve tabana ve de Kıbrıs Türk halkına ‘demokratik bir Kurultay yapılmıştır’ diyebilmek çok önemlidir.” Sucuoğlu belli ki geçmişte yaşananların tekrar yaşanmasından çekiniyor ve bir yerlere mesaj veriyor…

 

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI KİM?: 

22 Hazira’da DP Genel Sekreteri Afet Özcafer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Koral Çağman’nın istifasını Başbakan’a sunduğunu açıkladı. Tarih 25 Haziran, Koral Çağman, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevinden “bugün” itibariyle istifa ettiğini açıkladı… Anayasa’nın 108. maddesinin 5. fıkrası: “Herhangi bir nedenle boşalan bakanlığa en geç on gün içinde atama yapılır” diyor… Çağman’ın istifasını 25 Haziran diye kabul etsek, bugün 13. gün… İstifanın resmiyet kazanması için Meclis’te okunması gerekir diye biliyorum. O da olmadı. Hala bakanlık için isim tartışılıyor. Ancak yasal olarak Çağman hala bakan. Aynen Özgürgün’ün kabul edilmeyen istifası gibi. Şimdi Çağman bu ay maaşını Bakan olarak mı aldı mesela?

 

NE KADAR RAHATLADIK:

Vaka sayısı rekora koşuyor, günde beş defa birileri çıkıyor, maske, mesafe, hijyen uyarısı yapıyor, kimsenin umuru değil. Çünkü ne otoriteyi ne denetimi hissediyorlar. Marketlerde ona buna “maske” uyarısı yapmaktan bıktık. Delta varyantını duydunuz, İsrail’de bulaşanların yarısı aşılı. Devletimiz sağ olsun, aşıyı ülkeye girişte tek koşul olarak kabul ediyor. Aylar sonra ilk kez 3 hasta yoğun bakıma alındı. Hastaneye yatan sayısı 50’yi geçti, 100’ü bulduğu anda kapanma geri gelecek. Kim olacak suçlusu? Meydanı boş bırakan hükümet. Kapananlar, hesabını bir zahmet onlardan sorsun…

 

BULAŞIN KAYNAĞI ESNAF MI?:

İçişleri Bakanlığı denetimi sıklaştırıyormuş. Kutlu Evren’e soralım; niye bunların arasında kumarhaneler yok? Hem kapalı mekan hem de hınca hınç dolu. Girilemiyor mu yoksa? Denetim için de mi girilemiyor? Kumar turizmine yönelik sözde “kapalı turizm” diye açılanlar, yerlilerle dolup taşıyor. Kıbrıs Türkleri arasında vaka sayıları niye artıyor sanıyorsunuz? Niyetiniz gerçekten önlemekse, sokaktaki esnafı sıkıştırmakla uğraşmayın, kumarhanelere girin bir zahmet…

 

KAMU YARARI DEĞİL, ZARARI:

 

 

YDP KARPUZ GİBİ BÖLÜNDÜ:

İstifa ettiydi edecekti derken Bertan Zaroğlu sonunda YDP’den resmen istifa etti. Zaroğlu’na göre en az 2 bin kişi de YDP’den istifa edip kurulacak Millet Partisi saflarına geçecekmiş. Seçime yetişir mi yetişmez mi bilinmez. Ancak Zaroğlu bu 2 bin kişiyi sağlam tutarsa, meşrebine uygun partilerle pazarlık için iyi bir koz olacakları kesin