Çok bayramlar geçirdikti. Her mekânda, türlü çeşitli ortamlarda, yurdumuzun, evimizin barkımızın dışında.
Mevzilerde, dağlarda, sığınaklarda..
Çok bayramlar geçirdikti ölüm korkularında.. Göç yollarında.. Esir kamplarında..
Ve çok bayramlar geçirdikti parasız pulsuz, sırtsız başsız, işsiz güçsüz..
…Fakat hiç böylesi virüslü bayram geçirmedikti. Sevdiklerimize sarılamadan, eller ellere uzanamadan, kucaklaşıp öpüşüp koklaşamadan..
Hatta sevdiklerimizi bile misafirlerimiz yapamadan, misafirleri olamadan..
Meğer bir faciaymış böyle bir alemde uyanmak.. Hele bir bayram sabahında!
***
DAR’I DÜNYAMIZDA ÖLMEDEN: Demek ki kaderde virüslü bayramlar varmış kutlanacak.
Bence “kutlanma” kelimesi çok fazla hatta saçma! Neyleriz ki bu Allah’ın bir takdiri olmalı. Elbet vardır bir hikmeti! Ki insanlığa seslenir gibi, “aklınızı başınıza alınız” demekte! “Sizi, gözünüzün göremediği, elleyemediğiniz, topunuzla tüfeğinizle füzelerinizle üstesinden gelemeyeceğiniz bir virüse yenik düşürürüm” mesajını “koronavirüsle” göndermekte!
***
İSRAİL GÖRMÜYOR AMA! Bu büyük gerçeği! Ve dünyanın dirlik ve düzenini sağlayamadığı halde adı ile müsemma bir “dünya” kuruluşu olan BM’ler! Yine seyirci!
Burada bir nokta koyup “İngiliz’e” dönüyorum.. Ne ilgisi vardır demeyin. Bir zamanlar güneş batmayan imparatorluğunun sahibi “Büyük Britanya!” Şu anda bağımsızlıklarına kavuşan o devletlerden hiç birinde siyasi huzur yoktur! Çoğu İsrail Filistin gibi çatışmalıdır!
Nitekim Ortadoğu ülkeleri, Kıbrıs gibi olanları ne savaşlardan kurtuldular ne siyasi istikrara ulaşabildiler..
Çünkü bilinen gerçektir. İngiliz Ortadoğu’dan çekilirken Filistinlilerin topraklarını vatan yapsınlar diye Yahudilere terk etmişti!
Hatırlayın. 1. Dünya savaşından sonra Mağusa’da Karakol kampında esir olarak tutulan Yahudileri bile Filistinlilere karşı savaşmaları için Exsodus gemisiyle Hayfaya Yafaya taşıdıydı.
Buna karşılık İsrail’in İngilize bir sözü vardı. “Bizi destekle Ortadoğu’daki karakolun olalım.” Öyle de oldu!
***
SOĞUK SAVAŞLAR: Dünya 1.2. gibisi savaşlardan kaçınırken bu kez siyasi ve askeri ittifaklarla bölgesel savaşlar yaratılıyor. Kıbrıs da bu bölgelerin hem içindedir hem de biridir!
Nitekim Rum Yunan ikilisi 1974’e kadar gelen ve bugün de devam eden sıcak olayları yaratırken sadece adanın mutlak sahibi olmayı gözlemedi. Ortadoğu’nun hemen yanı başında oluşturulacak ve Doğu Akdeniz’le Ege Denizini de içine alacak bir büyük kara ve deniz alanı egemenliği düşledi!
Eğer Türkiye engeline toslamasaydı başaracaktı! “Başarmak” için de hâlâ uğraşıyor!
…VE DİKKAT diyorum. Bugün Filistinliler ne istiyorlar biliyor musunuz? Hayır, İsrail’le oluşturacakları bir federasyon değil! Devlet olarak tanınmayı istiyorlar.
YA BİZ? İlle de “egemen bir devlet olabilmek için Filistin halkının (ki bir zamanlar yaşadıktı) içine düştükleri savaşlı kanlı olayları mı yaşayalım? Düşünmekte yarar vardır diyorum! *** KISACA TAKILDIKLARIM: (MARAŞ SORUNU) VE “KÖTÜYE GİDİYORUZ!)) Maraş’ı 46 yıl kapalı tuttuk. Sözde olası çözümde bir kozdu! Nitekim Annan planında iade ettik Rum elinin tersi ile itti!
Yıllarca “tellerinden uzanıp içine tüküremediğim Maraş benim değildir” dedimdi.
Yıllar sonra “açıldı” ama o teller yine yerli yerinde. Değişen tek bir şey oldu: “İnsanlar luna parkı seyretmeye gider gibi binalardan ibaret bu kenti, deniz boyundaki otelleri temaşaya gidiyorlar!
Yani Maraş açıldığı gibi kaldı! Ve ne oldu: Bizim taraf parmağını bile oynatmadığı için bu kez Rum tarafı harekete geçti. Şöyle ki hem Maraş’taki hem de Ercan (Timbu)daki iki mülk için, Londra’da yaşayan iki Rum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdular. (AİHM)
Gerçekçe önce Mal Tazmin Komisyonuna (MTK) başvurmaları gerekirdi. Buna rağmen AİHM’si bu prosedürü bilmesine karşın davayı üslendi!
OLAYIN amacının bilinmesi gerekir? Buradan çıkacak karar Maraş’ta mülkü bulunan Rumlar için emsal teşkil edecek.
Her ne kadar biz Maraş’ın büyük kısmı Evkafındır diyorsak da bu konuda “kendimizi bile inandıracak propaganda ile tarihi belgeleri bile dünyanın gözleri önüne seremedik. Uğraş verecek lobiler oluşturamadık! Sonuçta, “İngiliz giderayak o evkaf mallarının parasını verdiydi” diyerek “asla satılamayan devredilemeyen evkaf mallarına ilk ihanet bizden geldi!
SORUM şudur: “Yani biz Maraş’ı AİHM’lerine düşürmek için mi açtıktı? Başımıza yeni gaileler sarmak için mi?
Üstelik, hani da Rum sahiplerine çağrıda bulunacaktık?
Bakın Maraş’ı bize yedirmezler! Eğer bu konuda onca otele ve mülke sahiplik koymak gibilerinden bir tasavvur varsa vazgeçin TC’e de zarar verir! Ha diyorsanız ki “Maraş hâlâ kozdur” o zaman o “kozu” bir plan ve siyasi strateji haline getirin ne olacağını bizde öğrenelim! ***
“İYİYE” Mİ “KÖTÜYE” Mİ GİDİYORUZ?” Şirret çocuklar gibi istekleri karşılanmadığı için kendilerini yerlere atıp ciyak ciyak bağıracak değiliz. Felaket tellallığı yapmayı da sevmeyiz.. Ama:
Başta hükümetimiz olmak üzere “iyiyiz iyi” demek de mümkün değildir! Olmadığımızın ispatı “artan trafik kazalarıyla ispatlıdır.
Mahkemelerde sirkat, uyuşturucu davalarının artmasıyla ispatlıdır!
Bankalardan alınan kredilerin ödenememesiyle ispatlıdır!
Karşılıksız çek, alacak-verecek davalarının artmasıyla ispatlıdır!
İş, tahliye davalarının artmasıyla ispatlıdır!
Belediyelerin tümden batmasıyla ispatlıdır!
Mesela ben gariban vatandaşın, artan pahalılık karşısındaki yılgınlığımla ispatlıdır!
Koronavirüse yenik düşürtülen eğitimin, mahvolan turizm sektörünün, şikâyetleri ayyuka çıkan çiftçilerin hayvancıların feryatlarıyla ispatlıdır! ***
…PEKİ ne yapmayı düşünüyorsunuz Sn. Başbakan, Bakanlar? Çünkü artık olay TC’den akan parayı kamu görevlilerine üleştirmeyi, ek mesaileri ödemeyi aştı!
Bu ülkede 17 bin kamu görevlisi vardır. 126 ülkeden KKTC’ye taşınmış 56 bini aşkın sigortalı vardır..
Elinin altındaki çapımıza göre büyük sayılan bu “insan potansiyeline” karşın ne yapıyorsun ey hükümet’i alileri?
Ki şimdi en büyük icraatınız pandemiyle ilgili! “Aç kapa, kapa aç!..” Ve seçim tarihleriyle oyalanmalar!
Memleket battı ama!..
































