Hükümeti kurma çalışmaları sırasında Ersan Saner partililerine şöyle seslenmişti; “Önce pandeminin yaralarını saracak sonra ekonomik atılımı gerçekleştireceğiz”. Tarih Kasım 2020….Elektriği ucuzlatacaklardı, hayatı ucuzlatacaklardı, yükseköğrenim, turizm ve konut sektörünü, kısa süre içinde daha iyi bir duruma getireceklerdi; kaynak yaratacaklardı, kaynak!
Hani şimdi eleştiriler karşısında çıkıp muhalefete pişkin pişkin, “Niye o zaman hükümete katılmamıştınız” diyor ya, o bugünün söylemi. Oysa başlangıçta dağları devirecek vaatleri vardı…
Her neyse… Aradan 4 ay geçti. O hükümet kuruldu, bir de baktık ki, bir öncekinden de geriye düştük. Vaadler bir yana, uygulamada ne yapacakları kısa sürede ortaya çıktı. Nedir o, vatandaşın ensesine bir o kadar daha basmak… Maliye Bakanı dün Meclis’te acı reçete uygulamak zorunda olduklarını anlatıyor, hayat pahalılığının dondurulmasını savunuyordu. Sadece memurun değil, on binlerce emekli, büyük bir kısmı da asgari ücretin altında maaş alan 50 bin sigorta emeklisinin…
Başbakan ise, “başarılarının” tesadüfi olmadığını, KKTC’yi daha iyi koşullara ulaştıracaklarını falan anlatıyor. Tüm beklentisini Türkiye’den gelecek kaynağa bağlamıştı, şimdi imzalanan protokolde yazanların tamamı gelse, fazla bir şey ifade etmeyecek, ama o hala başarıdan başarıya koşuyor.
Üstüne bir de “asla zam yapmayacağız” dedikleri elektrikten başlayacak zamlar da yolda. Tüccar zaten şimdiden bindirdi zamları. Altında kalanın boynu kopsun, Başbakanımız başarılıdır…
Türkiye’nin durumu ortada. Buna rağmen hala daha hem “Başbakanım” diyeceksin hem de durmadan kaynak beklediğini söyleyeceksin. Ben utanırım, onlar utanmaz.
Her bir öğrenciden ortalama 4 bin dolar kayıt ücreti alacak olan üniversitelerin ödemekten kaçtığı karantina parasını öder ama zaten perişan durumdaki sağlıkçıların bir sokum yemeğini keser tasarruf diye.
Bu nasıl vicdansızlıktır, anlamak mümkün değil. Bütün memleket ayağa kalkıp, tepki gösterince, aniden çark ettiler.
Bunu unutmayın yazın bir yere, bu vicdansızlığı yaptı bu Ersan Saner hükümeti.
Lafa gelince önlerinde eğildiler, kadın gününde çiçek dağıttılar, ama 24 saat görev yapan sağlıkçılara giden yemeği kestiler. Yemek de yemek olsa. Firma diyor ki, ‘bize verilen talimat neyse o kadar veriyoruz’. Bir dilim salatalık, bir kuru ekmek, bir dilim hellim. O fotoğraf utanç vesilesi olarak kayıtlara geçmeli.
Haberlere gelen yorumları merakla okurum. Dün bu konular tartışılırken, bir yorum gördüm; “Çok değil birkaç ay sonra hep beraber omuzlarımızda taşıyıp Meclis’e sokacağız bu kararları alanları… Halk sağlık çalışanlarının falan yanında değil… Allah yardımcıları olsun”…
Bravo alkışlıyorum bu arkadaşı. Durum tam da budur. Bu vicdansızlığa karşı hala o koltuklarda oturmalarına müsaade ediyorsak, hala daha rahatlarını bozamıyorsak, yaptıklarından rahatsız olmadığımız anlamına gelmez mi?
Sağlıkçılara verilmeyen yemeğin de, başımıza gelen her şeyin de sorumlusu bu toplum demektir…
Ağır topları maliyenin son kuruşuna kadar beslediler, acı reçeteyi dar gelirliye uygulamaya hazırlanırlar. Ne yani zengine mi ödetecekti? Gücü yeter mi? Bunu bile bile, göre göre sandığa gidecek olan halk, cezalandıracak mı bunları? Öyle bir niyeti olsaydı, şimdiden sokağa dökülürdü. Yok öyle bir şey. “Belki yeniden iktidara gelirler de, evdeki küçük oğlanı da işe sokarım” derdi var ya, işte o yüzden. Baksanıza, TÜK’teki arpa bile birkaç ayrıcalıklıya, çok düşük fiyattan peşkeş çekilmiş.
Bakın izleyin, özellikle Maliye Bakanı’nı… Başbakan’ı boşverin, Ekonomi Bakanı’nı cşddiye almayın bile. Maliye Bakanı üzgün, biraz daha duyarlı, sorumluluk sahibi, çaresizliği yüzünden okunuyor. Yani kötü bir yolda ilerliyoruz, umut falan da yok. En son memurun maaşına elledikleri anda bittiğimizi anladık zaten. Şimdi sırada “harç bitti, yapı paydos” levhası asılması var.
Ha o paydos edilen yapının yerine ne konur, işte orası muhataralı. Söyledikleri egemen KKTC, yaptıkları yıkım…
YERİN KULAĞI VAR
NİSAN KARAR AYI:
Erken seçim konusu tam bir muammaya döndü. Kimin erken bir seçimi isteyip, kimin istemediğini doğrusu kimse bilmiyor. Nisan ayı içerisinde bu konuda ortak bir karar üretilmezse, Haziran ayında ara seçim. Yani tek bir vekil için sandıklar kurulacak. Durum bu kadar vahimken herkes birbirini samimi olmamakla suçluyor. Erken seçim konusunda samimi olan, seçimi isteyen parti çıkar ve Meclis’e erken bir seçim için önerge verir. Toplumda seçim konusunda kimin samimi, kimin samimi olmadığını öğrenir…
TATAR’IN DERDİ YEŞİLİ KORUMAK OLSAYDI:
Doğuş Derya güzel bir hatırlatma yaptı. Ersin Tatar’ın Erenköy’e 1571 tane fidan dikme törenine katılmasından bahsederken, “sanırsın ki, adanın yeşillendirilmesi için canını yediydi” dedi ve İmar Planı’nın çıkmasını engelleyen, sahillerin peşkeş çekilmesine izin verenin de Ersin Tatar olduğunu hatırlattı. O İmar Planı çıkmadığı için, doğal koruma alanlarına yapılacak inşaatlarla acaba kaç tane ağaç kesilecek? Resmen hamasi şov. Her zamanki gibi…
UCUZCU BAKAN MÜJDEYİ VERDİ:
Bir süre önce “madem maaşlara artış yapamıyoruz, o zaman biz de piyasayı ucuzlatırız” diyen “ucuzcu bakan” elektriğe %15 zam yapılacağı müjdesini verdi. Bırakın piyasayı ucuzlatmayı, vatandaş her gün zamlanan fiyatlarla baş edemiyor. Demek ki bu işler “cek cakla” olmuyormuş. Ama o da haklı kabahat hep o “dış güçlerde”. TL’nin döviz karşısında erimesi tüm ucuzluk planlarını alt üst etti. Yarın çıkıp, “dünya bizi kıskanıyor, onun için ekonomimizi batırmaya çalışıyorlar” derse hiç şaşırmayacağım…
AYIP YAHU:
Basında bir haber, yeni Sağlık Bakanı, Bakanlıkta tadilata girişmiş, boya yapılıyor, mobilyalar yenileniyor, mermer merdivenler yapılıyor. Sağlıkçının bir öğün yemeği çok görülüyor ama bakanlık binasına milyarlar harcanıyor. Buna ne denir sizce? Yahu farkında değilsiniz ama biz bir savaştayız. Maliye’de kuruş yok, insaf edin biraz insaf!
ÖNEMLİ OLAN UYGULAMAK:
Bulaşıcı Hastalıklar (Değişiklik) Yasa Tasarısı komiteye gönderildi. Tasarı yasallaşırsa pandemi kurallarını ihlal edenlere aylık brüt asgari ücretin 10 katına kadar idari para cezası, mahkumiyet almaları halinde ise 1 yıla kadar hapis cezası verilmesinin de önü açılacak. Bulaşın yayılmasına neden olanlar, bundan böyle kuralları ihlal ederken bir kez daha düşünecekler. Ancak önemli olan bu cezaların uygulanması. Yok sadece kağıt üzerinde kalır ve uygulanmazsa boş iş.
7 AYDA NE KADAR TASARRUF YAPILIRDI?:
İlk kez Eylül ayında gündeme gelmişti. Zamanın Sağlık Bakanı Pilli “10 gün içinde elektronik bilekliğe geçiyoruz” falan demişti, arkasından hükümette kavgalar çıkmıştı. Uygulansaydı, o günden bugüne karantinalar için ödenen aylık ortalama 20 milyon liradan tasarruf edilecekti. Aralık’ta herkes karantina ücretini kendi ödeyecek kuralı geçtiyse de, şimdi hep birlikte 7 bin civarında öğrencinin karantina ücretini ödemekteyiz. Başarılıdır hükümetimiz, hem vizyonu, hem planlaması vardır, önünü görür, planlama yapar…!!!
FOTO GÜNDEM: Lütfen bu fotoğrafları unutmayın. Vergi ödediğiniz bir devlet hastanesine yattığınızda size reva görülen kahvaltı budur. Ve bu paketi, o çiçek dağıttıkları, ‘hakları ödenemez’ nutukları salladıkları sağlıkçılara çok gördüler. Diğer fotoğraf, aynı anda Sağlık bakanlığında yapılan tadilatın fotoğrafı (Özgür Gazete)… Vicdanınızda sorgulayın, aklınıza kazıyın ve seçime kadar lütfen bu iki fotoğrafı unutmayın…

































