Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HANİ DENETİM ORDUNUZ? KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARTMAYIN…

Şu bileklik işi sanki her derde deva gibi lanse ediliyor.

Ama bakın filyasyon ekibinin başındaki Başhemşire Fatma Savaşkan Yenidüzen’de, “Ödümüzü patlatıyor… Korkuyla bekliyoruz” diyor.

O böyle söyledikten sonra, biz nasıl endişeli olmayalım…

Evet, karantina masrafları, otellerin talepleri, öğrenciler v.s. düşünüldüğünde, karantina uygulaması engelleyici bir faktör.

Ekonominin ve doğal olarak maliyenin durumu, piyasanın açılmasını zorluyor.

Ama açılalım derken yeniden kapanma riski de büyük. Bu yapıyla bir başka kapanmayı daha kaldırabilir miyiz?

Denetim nerdeyse sıfır, halkın umursamazlığı ha keza, sağlık sisteminin nasıl tıkandığı meydanda…

Adamın koluna bilekliği taktın, eve ya da otele yolladın. Farz edelim ki, çok bilinçli olacak hepsi birden ve gittikleri yerden çıkmayacaklar. Ya orada birlikte yaşadıkları? Ya oraya dıştan gelip gidenler?

Fatma Savaşkan yakın geçmişte denenen ev karantinasında başlarına geleni açıkça söylemiş. “Evde bu insanların takibi yapılması gerekir. Çünkü bir süre sonra ev misafirlikleri başlıyor veya kendisi evden çıkıyor. Karantina sistemi delinmiş oluyor. Açıkçası ev karantinası yapan ülkeler denetimi kaybetti. Çok sıkı denetim lazım. Ama ülkemizde hem insanlar kendini denetletmiyor hem de denetim mekanizması yok”…

 

Düşünün otellerin çalışanları, hiç mi evlerine gitmeyecekler? O otellere dıştan birileri girmeyecek mi? İçeride birbirlerinden bulaşmayacaklar mı?

 

Şimdi cezaları artırma yoluna gidiyorlar. Geçen yıl da yasada değişiklik yaparak artırdılar ne oldu? Millet koyduğu kuralın denetlenmediğini görünce, deldi. Çünkü başında bir otorite olmadığının farkında.

 

Yani bileklikle bitecek iş değil. Denetime karar da verseler yeterli ekip yok.

 

Haftalardır, Lefkoşa-Girne dışında ilçelere giriş çıkışlar yasak. Peki yasaklama başladığında “sıfır” vaka olan Mağusa, Güzelyurt’da şimdi neden her gün artan sayıda rakamlar çıkıyor? Nasıl sıçradı buralara? Elinde izin kağıdı olmayan insan sayısı olandan az. Anlaşılan o ki, bu seferiler hiç denetlenmiyor…

 

İngiltere’de vaka sayıları da ölüm sayıları da büyük bir düşüş göstermiş. Bir; aşı yaygınlaşmış, ikincisi insanlar kurallara uymuş. Sokağa çıkma yasağı olmadığı halde, sokaklar boş. Bir sorumluluk, bir bilinç gelişmiş. Halk, yönetimine destek oluyor. Çünkü başındakine güveniyor, kuralları ihlal ettiğinde gerçekten cezalandırılacağını biliyor.

 

Önce denetim bacağını tamam yapmak zorundalar. Şu anda görev yapan 200 kadar takip ekibini bir de denetimle uğraştırmasınlar. Ellerinde dünya kadar eleman var, denetim ekipleri kursunlar, eğitsinler, ondan sonra yapsınlar ne yapacaklarsa. Bileklik mi takacaklar, uçuşları mı artıracaklar, her neyse.

 

Maalesef görünen o ki, yine bu açılım saçılım öncesinde asıl yapılması gereken bir kez daha atlanıyor.

 

Yeni bir patlamanın, bıraktım hastanenin kapasitesini, şunu bunu, ekonomiyi yeniden kapatacağının da farkında değiller. Kaş yapalım derken göz çıkartmak denir buna. Şu son bir yılda bunu defalarca yaptılar, yine de yapmaya hazırlanıyorlar, akıl almıyor…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

BİZ DE SİZE GÜLÜYORUZ:

Geçen 3 aylık dönemde başarılı işlere imza attıklarını söyleyen Saner, UBP-DP-YDP hükümetinde bir sıkıntı olmadığını belirterek, “İyi gidiyoruz. Böyle haberleri duyunca gülüp geçiyorum” dedi. Bizler de vatandaş olarak sizin bu açıklamalarınıza gülüp geçiyoruz. 3 ayda yaptığınız şey, yandaşa istihdam, 50’nin üstünde atama, kavga dövüş oldu, o kadar.

 

“SEÇİMDEN KAÇAMAZSINIZ”:

Hükümetin erken bir seçim niyeti yok, artık kesin olarak anladık. Seçim hükümeti diye kurdular, tarih de verdiler, meğer doğru söylememişler. “Seçim tarihine hükümet ortakları karar verir” diyenlere CTP Başkanı Erhürman sert çıktı. “Siz ne zaman isterseniz seçim o zaman olmayacak” diyen Erhürman, hükümetin seçimden kaçma şansı olmadığını söyledi. Öyleyse seçim tarihinin belirlenmesi için görev sizin, onların böyle bir derdi olmadığına göre zorlamak sizin göreviniz olmalı…

 

PAZARLIKLARI SOKAĞA DÖKÜLDÜ:

Aytaç Çaluda’dan al haberi… “Hükümet kurulurken HP’den istifa eden vekillerin Başbakandan elbette bazı istekleri olmuştur” diyor. E hükümet pazarlığı da bu ülkede böyle olur zaten. Yamalı bohça için de sistem şaşmamış. Ne yani, 3 tane istifacı vekilin ideolojik talepleri mi olacaktı? Bir de bunu öylesine rahat anlatıyorlar ki, sanki de ahlaklı bir işmiş gibi.  O hale geldik yani…

 

AŞI ALINMASINI NİYE ENGELLİYORSUNUZ?:

Ticaret Odası, aşı alımı konusunda destek vermeye hazır olduklarını tekrarladı. Ama her nedense devlet bu işe bir türlü yanaşmıyor. Öyle devletten devlete falan martavalı okumasın kimse. Ver paranı, antijen testi nasıl aldıysan, bunu da Türkiye üzerinden al. Kendine aldığı gibi, senin adına da alsın, hem yükünü azaltmış olursun. Nedir engel? Türkiye’ye ayıp olmasın falan mı? Çıkın ve anlaşılır bir izah yapın…

 

ÖNCELİK İHALEYİ YAPMAK DEĞİL MİYDİ?:

Bir kavga bir dövüş, elde kalan 15-20 tonluk yakıt. El-Sen, onun da 15 Nisan’da biteceğini, alım ihalesine bugün gidilse 3 ay gerekeceğini söylüyor. Ne oldu şimdi? Orada burada, televizyon ekranlarında kahramanlıklar bir işe yaramıyormuş demek ki. Beklemesi mümkün olmayan bir acil durum bu akaryakıt ihalesi. Nedir ertelenmesinin sebebi? Yap ihaleni adam gibi, yolsuzluğu araştırmaya devam et. Bu mudur başarı. Kimlerin eline kaldık…

 

DAİRE’NİN BORCU 3,5 MİLYAR, ÖZELLEŞTİR GİTSİN:

Kıbrıs Postası, Telekomünikasyon Dairesi’nin bir kamu bankasından 1992 yılında aldığı 680 bin liralık kredinin, faizlerle 5 bin kez artıp, 3,5 milyar olduğunu, hükümetin geçmişte olduğu gibi, süreyi uzattığını yazıyor. Borçtan kurtulmanın yolunu özelleştirmede bulmuşlar. Hepimiz biliyoruz ki, birçok kurumumuz var bu durumda. Hiç bilemedin, devletin İhtiyat Sandığı’ndan aldığı ve ödemediği borçlar var. Geçen 30 yılda hiç mi çare arayan olmadı?  Ya Türkiye’den alınan ve tek kuruş geri ödenmeyen krediler? Gırtlağa kadar borcun içindeyiz. Ama bakıyorsun beylerin tek düşündükleri siyasi gelecekleri. Onun için de borç ödemek yerine yaptıkları partizanlıkla kamunun yükünü artırma derdindeler…

Karantina takibi için elektronik bileklik uygulaması milletvekillerine tanıtıldı. İyi de uygulamanın muhatabı vatandaşa yönelik bir açıklama yok. Ya bir televizyon kamu spotu ya da bir basın toplantısıyla halkın da bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekmez mi? Yaptıkları iş şovdan ibaret, sonuç almakla alakası yok.