Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

GÖZÜN AYDIN VATANDAŞ, KURTARICIN GELDİ…

“Kıbrıslı Türkleri tehlikeli maceralardan korumanın zamanı gelmiştir”.

Anladınız mı? Bugüne kadar tehlike içindeydiniz, artık korunacaksınız.

Bunu söyleyen Ersin Tatar…

Kurtarıcınız…

Şükürler olsun.

Hani biz ahmağız ya… Biz neyin tehlikeli neyin tehlikesiz olduğunu ayırt edemez durumdayız ya, o bize kalkan olacak, kurtaracak…

Kastettiği tehlikeli macera, federasyon… Hani şu Kıbrıs Türk ve Türkiye’nin yarım asırlık ortak tezi  federasyon, tehlikeli macera…. Kurtuluş, iki devletli çözüm.

Mücadeleden girmiş, Dr. Küçük’ten Denktaş’tan çıkmış. Bir hamasettir gider.

E, ama o “tehlikeli macera” için ömrünü veren Denktaş’tı… Nasıl olacak?

Yani Denktaş 40 yıla yakın halkı tehlikeli maceraya mı atmış?

O saydıklarını o yaşamadı ama biz yaşadık. Uzaktan izlemedik. Hem mağduriyetini hem harbini hem göçmenliğini her şeyini.

Bu halkın, haydi geçtim referandumu, şu anda tam yarısı Tatar’ın “tehlikeli” gördüğü federasyonu, tek çare olarak görüyor. Aklı da başında, onun için de kurtarıcıya ihtiyacı yok.

Tatar’dan böyle bir açıklama gelmesi beni şaşırtmaz da bu konuşmalar tercüme edilir dünyaya dağıtılır ya, işte ona üzülürüm…

 

YİNE ÖZGÜRGÜN MESELESİ…

Farkında mısınız, bu ülkenin yasaması, yürütmesi, yargısı, bir alarm durumu ortaya çıkınca resmen şaşırıyor. İş yapamaz duruma geliyor.

Adam kendi istifa ettiğini bildiriyor, son olarak teyit de ediyor, göreve gelmemeye, halkın vergilerini maaş olarak almaya da devam ediyor, yani devleti zarara sokuyor, rapor, mazeret göndererek devletin kurumlarıyla dalga geçiyor, ama bir türlü çare bulunamıyor.

1 Ekim 2019’dan beri Meclis oturumlarına katılmayan Özgürgün’ün yurt dışına çıkışından bir sene sonra Meclis nihayet istifasını gündeme aldı ancak kabulü kendi partisi tarafından reddedildi. Bir de üstüne üstlük Başbakan çıkıyor, “hakkında tek bir dava açılmadı” diyor. Bütün hukuk camiasının, siyasilerin takip edip öğrendiği gerçeği inkar ediyor. Kudret Özersay daha düne kadar Dışişleri Bakanı olan hukukçu Özersay, polisin soruşturmasını tamamladığını, Başsavcılığın da davayı dosyaladığını söylüyor. Başbakan utanıyor mu? Hiç!

İşin yasama boyutu da önemli. Adam gelmiyor, bir yıldır sürekli rapor gönderiyor, o raporlar ciddiye alınıyor ve İç Tüzüğün gereği yerine getirilmiyor.

Ya yargı? Davanın açıldığı kesin, o zaman bunlar burada ne derse desin, iadesinin gerçekleşmesi gerekmez miydi? İstenmiyor, engelleniyor. En azından, dokunulmazlığı kalktığı anda yurt dışına çıkışı neden engellenmedi? Yurt dışına çıkış yasakları sadece garibanlar için midir?

Şimdi bir safsatadır gidiyor. Meclis’te Komite kurulacak, bu sefer devamsızlıktan düşürecekler.

Şunu baştan yapsanıza?

Ne yasalara sığar ne vicdanlara.

Demokrasi engelleniyor, yasama, yürütme, yargı engelleniyor. Olan budur…

YERİN KULAĞI VAR

 

KAÇTILAR:

TDP milletvekilleri seçimlere müdahale konusunda Meclis soruşturması açılmasını öneriyor, bakıyorsunuz, o da reddediliyor. UBP’nin savunması “Genelde bütün müdahaleler derseniz kabul edelim”… Yani sulandırma. Sonra da grubunu alıp Meclis toplantı salonundan kaçıyor. Böyle bir soruşturmadan bir şey çıkmayacağını hepimiz biliyorduk da, en azından kayıt altına alınması sağlanmış olacaktı ki bu da engelleniyor. Müdahaleyi davet edenlerden ne beklenirdi ki? UBP’de isimler değişir belki ama, kafalar aynı…

 

MÜDAHALENİN MAĞDURU HP…:

Önergeye HP’nin red oyu vereceğini açıklamasının hiçbir izahı olamaz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde müdahalelerin yapıldığını dile getiren ve bundan rahatsızlık duyduklarını sürekli seslendiren HP’nin araştırma sonunda hiçbir şey çıkmasa bile bunun Mecliste kayıt altına alınmasından neden rahatsız olduğuna anlam veremedim. Ki bu müdahalelerden belki de en çok zarar gören kendileriyken. HP’nin muhalefetini ciddiye alabilmemiz için, samimi olması gerekir.

 

MİLLETLE DALGA GEÇMEYİN:

İstifa ettim diyor ama, maaşı almaya devam ediyor. İşsiz kalanlara devlet 1500 lirayı bulup veremiyor, bir Özgürgün 10 işçinin alacağı parayı alıyor. Hangi akla, hangi vicdana hangi yasaya sığar. Kimse çıkıp da bahaneler aramasın. Madem çok seviyorsunuz ve istifa etmesine razı olmuyorsunuz, o zaman Özgürgün’ün Meclis’e gelmesini sağlayın bari…

 

SUCUOĞLU’NU ANLAYAMIYORUM:

“Artık bitti, önümüze bakacağız” diyor adaylıktan çektirilen Faiz Sucuoğlu. Ama kendini bu duruma düşüren partide görev almaya devam ediyor. Kurultay sürecine girmeden önce; durup dururken Tatar kendini görevden almak istediğinde yaptığı gibi… Siyasetle kazanmadığı, öncesinden sahip olduğu bir saygınlığı, bir mesleği var. Neden ve nasıl içine sindirir bütün bunları, anlamak mümkün değil…

 

ANKARA’YA GİDECEKMİŞ:

Devletin kasası boş. Esnaf destekleri bekler, memur maaş bekler, Başbakan’ın tüm bunlara yanıtı “Ankara’ya gideceğim”. Başka çözüm yolu yok. E ne yapmaya talip olduydunuz hükümete? Gören de bir planınız var sanır. Ha, Ankara en iyi parayı size verirdi değil mi? Sonra da utanmadan sıkılmadan, kendi ayaklarımızın üstünde durmak hedefi ha? Yazıklar olsun…

 

ŞAŞIRDIK MI:

Sağlık Bakanı Pilli açıkladı. Eylül ayında çift PCR ile ülkeye gelen ve karantinaya giren yolculardan 226 tanesinin test sonuçları pozitif çıkmış. Ülkede iç bulaşın nasıl ve neden yayıldığının en somut örneği bu açıklama. 3 günlük karantinasız ülkeye gelenler buna dahil değil. Onlardan gelen bulaşlar “kaynağı belirsiz olanlar” herhalde.  Yani bugün yaşadıklarımızın tek nedeni, açılmanın kontrolsüz ve denetimsiz olması…

FOTO GÜNDEM: Haydi gene yırttık. Türkiye İngiltere’den gelişleri yasakladı, Rumlar 14 gün karantina kararı çıkarttı da biz de sayelerinde kurtulduk. Direkt uçuş olsaydı, korkarım karar alınana kadar yeni tür coronaya da kavuşurduk.

Havaalanı