Öyle kuruldu, böyle kuruldu, etikti, ilkeydi şuydu buydu…
Bunlar da önemli, bunları da tartışacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız ama, şu anda yeni kurulan hükümeti dört gözle izlemek zorundayız. Bu çok daha önemli.
Neden yapacağız bunu, hepten sıfırı tüketmemek için.
Devletin daha çok zarara görmemesi için.
Kültürel değerlerimizin, demokrasimizin ve de en önemlisi adaletin daha da bozulmaması için…
Saydıklarım çoktan erozyona uğradı aslında. Kötü yönetimle 46 yılda vurmadığımız kadar dibe vurduk. Bunca yıllık hayatımda, 63 sonrasında bile “maaşları ödeyecek kaynak yok” dendiğini duymadım.
Kimse “o zaman pandemi mi vardı” demesin. O koşullarda hiçbir yönetim ‘kamunun alacaklarını affedelim, peşine düşmeyelim, onun buna ayrıcalık yapalım, yönetimi partizanca dolduralım da seçim kazanalım” gibi hovardalıkları aklına bile getirmedi. Elde avuçta ne varsa, ona göre hareket edildi.
Şimdi şu geldiğimiz hale bakın. Devletin kasasına fare düşse başı yarılır. Devlet yükümlülüklerini yerine getirmekte acizdir. Ama kaynak yaratmaya kafa yormak bir yana, sadece şu pandemi döneminde bile hovardalıkların dik alası yapıldı. Kriz ‘geliyorum’ diye avaz avaz bağırırken yapıldı bunlar…
Şimdi bir sağ koalisyon kuruluyor. Eksik, gedik ama bakmayın yamalı bohçalıklarına; önlerinde seçim havucu asılı, öncelikleri onun peşinde koşmak olacak. Yani geleneksel seçim politikalarının izleneceği bir dönem geçirecekler. Ekonomik ve sosyal anlamda seçim politikalarının…
İşte size ilk adım; bu üç parti şimdi bakanlıklar yeniden üleşilirken, sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi kendi kadrolarını getirmeyi düşünecekler.
Memur maaşı bile ortada yokken, bütçe milyar milyar açık vermişken kaynak yaratma konusunda tek bir kelam etmeyen bu partiler, şimdi bir de yeni müdür müsteşar atamalarına başlayabilirler.
Tüyoyu Nazım Çavuşoğlu dün verdi, olacakmış da aşırı olmayacakmış…
Oysa tek bir tane bile üst düzey atama yapacak lüksümüz yoktur. Yapılırsa, her biri o boş kasaya vurulan birer kazma olacaktır.
Sırada vatandaşlık, devlet arazisi, sanayi arsaları, sahil, dağ tepe dağıtımları, alımlar, satımlar, kıyaklar, imar planları, aflar, muafiyetler ve daha birçok konuda popülist seçim yatırımı planları olabilir.
Bunlara “dur” demek, yapılmasını engellemek zorundayız.
Şuraya Erhan Arıklı’nın notunu koyalım; “Karşımızda seçim dönemi istihdamlar yapan UBP var. Gerekli uyarıları yaptık, diğer partilere benzemediğimizi söyledik. Temel ilkelere aykırı hareket görürsek ikaz eder ikincide çekiliriz. Muhalefet kadar biz de hükümeti eleştirebiliriz”. Bu YDP’nin sadece belli konularda taahhüdüdür, izleyeceğiz…
Bu ülkenin demokrat insanları, bu ülkenin adalet savunucuları, bu ülkenin kendi ayakları üstünde durmasını savunanlar, muhalefet partileri, sendikalar, diğer meslek örgütleri, platformlar, hepsi ama hepsi gözünü dört açmalı.
Bir anda tüm eksiklerin giderilmesini isteyecek kadar hayalci değiliz. Hatta olumlu bir şeyler de beklediğimiz yok. Ancak daha kötüye gidişi önlemek elimizde.
Bir önceki hükümete yan bastığı noktada geri adım attırmayı başaran Kıbrıs Türk halkı, bu noktada bir o kadar daha uyanık olmalı.
Yaşadığımız zemin kaymasını durduramazsak, yakında “bizimdir” diyebileceğimiz başka hiçbir şey kalmayacak…
YERİN KULAĞI VAR
UYUMAYA DEVAM:
Önce cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale ederek istedikleri adayın kazanmasını sağladılar.
Ardından “uyumlu” çalışacaklarına inandıkları bir hükümet modeli üzerinde yoğunlaştılar. Bunun için kurultay erteletip, ikinci tura kalan iki ismi adaylıktan çektirdiler. İstedikleri hükümet için yeterli sayıya ulaşamayınca, 3 kişiyi partilerinden istifa ettirdiler. 30 gündür kurulamayan hükümet 30 dakikada kurduruldu. En baştan müdahalelere ses çıkarmayanlar, “ilk defa mı yapılıyor” diyenlerle aynı kişiler. Şimdi sırada ne var bilmiyoruz ama, uyumaya devam mı edeceğiz?
RASTLANTI MI:
Bugün hükümeti kurmaya hazırlanan UBP-DP ve YDP yetkilileri bundan 4-5 ay önce, Ağustos 2020 de Ankara’ya çağrılmışlardı. O gün de bu ani ziyaretle ilgili birçok iddia ortaya atılmıştı. Sizce kurulacak bu hükümetin modeli, 4-5 ay önce Ankara’ya yaptıkları o ziyarette mi çizilmişti… Öyle olduğunu iddia eden vekiller var.
SUSMA, SUSTUKÇA…:
Ne acı bir itiraf, partisinden istifa eden 3 vekille ilgili olarak “Operasyondan başka bir şey değil” diyor Kudret Özersay. O operasyonlar şimdi yapılmadı. Biz bile biliyorduk da Özersay bilmiyor muydu? Sadece günü saati beklendi. Saner’in ilk turlarının nafile olduğu gün gibi aşikardı. Ama ortamı soğutmak, “başka çare yok” dedirtmek gerekiyordu. İstifalar da hep cepteydi. Şu slogan, insanlar bu durumlara düşmesin diye söyleniyor; “susma, sustukça sıra sana gelecek”…
HÜKÜMETİN YUMUŞAK KARNI:
Kurulacak hükümetin yumuşak karnının nisap ya da ortakların uyumu falan olacak sanılıyor. Bence asıl hassas noktası, UBP’nin içinde hala canlı olan kurultay hesaplaşmasıdır. Tatmin edilen-edilmeyen, onların yandaşları, abiler, kırılanlar, gücenenler ve kurultayın çok yakında bir gelecekte yapılacak olması bakanlık görevi alacak olanlara da ortaklara da rahat vermeyecek. Kısaca, UBP ortaklarıyla değil, ortaklar UBP ile uğraşacak gibi görünüyor. Saner’in protokol imzasına bir saat kala Parti Meclisi’ni toplayıp, listeyi vermeyi ertelemesi yeteri kadar ipucu veriyor.
TAM ZAMANI:
Özellikle Annan Planı döneminde önemli işlere imza atan “Bu Memleket Bizim Platformu” yeniden hayata geçti. 11 sendika, 5 siyasi parti ve 1 sivil toplum örgütünün oluşturduğu platformun siyasi biatın, müdahalelerin yaşandığı, emirle hükümetlerin kurdurulup, bozdurulduğu, Kıbrıs Türk halkının iradesinin yok sayıldığı bir dönemde hayat bulması önemli… Yapacakları en yararlı iş, hükümeti gölge gibi izlemek, yanlışa karşı tepkiyi en yüksek perdeden vermek olacak.
HAYALLER UÇUP GİTTİ:
UBP kurultayında aday olmaya bile cesaret edemeyen Ersan Saner’in, Ersin Tatar sayesinde hem partinin başına geçeceği, ardından da başbakan olacağını söyleselerdi kimse inanmaz, gülüp geçerdi. Aslında sadece bizler değil, Saner bile inanmazdı. Sucuoğlu ve Taçoy gibi UBP’nin iki ağır topu, bir gecede ne olduysa hem adaylıklarını hem de başkanlık hayallerini sonlandırdılar. Şimdi artık her ikisi de uçup giden koltuk için, “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” şarkısını söylüyorlar…
FOTO GÜNDEM: Çatalköy’ü Geliştirme ve Kültür Derneği (ÇADER) daha 6 Aralık günü Cornaro plajında çevre temizliği yapmış, 47 torba çöp toplamıştı. İkinci fotoğraf sadece 1 gün sonra 7 Aralık’ta çekilmiş. O temizliği yapan insanlardan utandım. Bu iş böyle olamaz. Denetim yapacak güçte değil bu devlet, her şey vicdanlara kalmış. Ancak, alem ibret için birkaç tanesini yakalayıp, cezalandırmak zor değil. Caydırıcılığın tek yolu, korkutmak… Bu insan müsveddeleriyle başa çıkmanın başka çaresi yok…

































