Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YAZMAZ MISINIZ?

Geçen gün “Köşemi” okumaya çalışanlardan samimi bir arkadaşım uyardı:          “Bak” dedi. “Gazetedeki yazına şöyle bir göz atmak bile insanı korkutmaya yeter.  Çünkü bazen yarım sayfanın da üzerinde yer kaplar! Oysa kimse uzun yazı okumaz!  Kimse uzun cümlelerle yazılan yazıları da okumaz! Ve kimse eskilerde kaldığı için antikalaşmış Osmanlıca kelimelerden de hoşlanmaz…”

CEVABIM şöyle oldu: “Her ne kadar mesajın  yeni ve ilk değilse, her ne kadar bu tip ‘köşe yazılarını’ ben de okuyamıyorsam…  Fakat bu memleket öylesine dertli ve sorunlu ki ne yazmakla biter seslendirmesi ne kelimeler  yeterli kalır anlatımlarda!..”

***

NİTEKİM: Önümüzdeki Perşembe yani 10 Aralık’ta AB Türkiye’yi  mahkûm etmek niyetiyle Liderler zirvesi toplantısı yapacak. Merak etmez misiniz?                               Çünkü Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulanması söz konusu! Nedeni de   Kıbrıs sorunu odaklı olayları da  kapsamına alan ve Türkiye’nin Ortadoğu’da,  Libya’da, Orta Asya’da hem yayılmacı hem de işgalci olarak  suçlanması! Bu nedenlerden dolayı da  “ekonomik ambargolarla” mahkûm edilmesi! Ki Kıbrıs Türk halkı yıllar yılıdır AB’nin ekonomik ambargosu altındadır!

***

FAKAT O DA NE?  “Doğu Akeniz’deki hidrokarbon sondaj çalışmalarını da kapsamına alan ve artık bölgede AB’denin Türkiye’ye yönelik  gitgide daha olumsuz  tutumu karşısında  ya biz ne yapıyoruz? Hükümet yıkıp hükümet kurmaktan başka!

Ki yarın AB liderleri imar iskâna açtık dediğimiz Maraş’ı konuşacaklar! Neredeyse Yunanistan’ın gölü haline getirilmeye çalışılan ve “Türkiye’nin  hakkı hukuku yoktur” dedikleri Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını, Yunan karasularını ihlal etmekte olduğunu konuşacaklar! Hatta Türkiye’nin Akdeniz’den çekilmesini Kıbrıs’ta Maraş’ın iadesini isteyecekler!

VE  Türkiye’ye belki kısıtlı belki  ültimatom gibi dayatmayla ekonomik yaptırım uygulanması kararı alacaklar… Veya bir iki AB ülkesinin yada sonunda AB Yüksek Temsilcisi Borrell’in ve Almanya’nın da   aklıselimiyle sorunların diyalog yoluyla çözümü için karar alacaklar… Ve bütün bunlar siyasetin bam telinde çalarken…

BİZSE daha dün kurduğumuz bir hükümeti yıkıp yerine bir yenisini kurmanın gailesine düştük!

Bunları  yazmaz mısınız? Hatta dün de değindiğimizce sormaz mısınız?

BU memlekette trafiği düzenlemek ve kazaları en aza indirmek için hangi tedbirleri aldınız? Yeni yollar mı yaptınız? Yeniden  trafik işaretlerini mi gözden geçirdiniz?  Kent yollarının çoktan silinip gitmiş trafik çizgilerini mi yenilediniz ? Polisin elbet suçu yok, trafikte denetimle  caydırıcılığı sağlayacak  yeni  trafik polisleri mi yetiştirdiniz?

SİZ ne diyorsunuz? Her gün bir düzine insanı tutuklayıp yargılayıp hapse mahkûm ederken bir hapishane inşaatını  bile hâlâ bitiremediniz! Ercan hava alanını hâlâ Emrullah Turanlı’nın elinden alamadınız?

AMA giderayak ne yaptınız? “Her kim ki dış ülkelerden KKTC’ye gelir, yedi gün hem de parasıyla karantinada kalacaktır” kararını çıkarır, bir gün sonra da alınan saçma kararı yeniden revize ederek öğrenciler falan para vermeyecek diye açıklama yaparsınız! Yazmayalım mı?

***

ÖTE YANDAN Rum tarafı yeni liman yapıyor. Geçtiğimiz günlerde refikim Akay Cemal da sözünü edip sorduydu: Ya Girne limanı ne olacak?

Ben de Mağusa’dan sorayım: Ya Mağusa limanı ne olacak?

Ki önümüzdeki yıllarda Akdeniz olduğunca deniz ulaşımı yoluyla  ticaretin büyük yoğunluğunu yaşayacak. (Uzmanlar bilirkişiler söylüyorlar.) Nitekim daha şimdiden yanan Beyrut limanı yeniden yapılıyor.  Yunanistan Limni’de yeni bir liman inşaatına girdi. Diğer Akdeniz ülkeleri de limanlarını ya yeniliyorlar ya da yeni limanlar yapıyorlar. Rum tarafı da yeni lıman yapımına girişti..

YA Mağusa limanı? Gelin görün! Tam bir “gerilik, tertipsizlik, kirlilik, eskilik  örneği!” Ki bırakın modern liman haline getirilmesi gerektiğini! Yıllardır yıkılan yıkıldığı gibi kalmakta. Bir ucunda bir tersane öteki ucunda bir başka tersane! Liman resmen o havuz gibi koyunda kirlilik içinde boğulmakta.   İskeleleri kırılıp dökülmüş!

Ki bir zamanlar Mağusa limanı Beyrut’a rakipti.. Son yıllarda İsrail bu limana feribot seferleri için özel gümrük binası yaptırttıydı. Ne feribot geldi  ne Yahudi! Ki 1960’lardan önc Mağusa limanına feribotlarla İsrail turistler gelir Lefkoşa Saray otelinde kalırlardı. Hepsi yitti gitti mezbelelik bir liman kaldı!                                                      Yarın Rum tarafında inşa edilen limanlar Doğu Akdeniz’in kaymağını yerlerken Mağusa limanı balıkçı kayıklarına bile yar olmayan kadavrasıyla meyus kalakalacak hiç şüpheniz olmasın!

Bunları  yazmayalım da neleri yazalım? Mesela açılan Maraş’ı mı? Hadi onu da yazalım.

***

GEÇEN Pazar (zaten iyi bildiğim için henüz gidip görmediğim)  söz konusu açık Maraş’ın yollarında “hadi ben de yürüyeyim de eskiye hürmeten hatırı üzerimde kalmasın” diyerek yollara düştükte, giriş kapısının yanından başlayarak yollara tarlalara dizi dizi park edilmiş, (hayır öyle onlarca falan değil) yüzlerce arabaların arasına daldıkta, bin pişman ayrılmak için az daha dönecek yer bulamadımdı!

PEKALA neydi insanların Maraş’ta gördükleri, izledikleri? Yürüdükleri yolların solunda sağında  46 yıldır kaderine terk edildiği için yüz karamız olası gereken  çoğu yitip gitmiş apartmanlar, evler, dükkânlar! Bomboşlar!    İnsansızlığın ıssızlığında yabanileşmiş bir bir kent kalıntısı.                         İşte insanlar 46 yıl öncesi Maraş’ın bu kalıntılarını seyrediyorlar!

ÖTE yandan bu açılan  Maraş için  hâlâ yapmaları gerekeni yapmadılar! Beklediler ki 10 Aralık’ta AB liderler zirvesinde konuşulup hem Kıbrıs Türk Yönetimini hem de Türkiye’yi  töhmet altına sokacak kararlar çıksın!

Yazmaz da ne yaparsınız?