Parti kurultayına kurban edilen devlet tam 38 gündür resmi olarak hükümetsiz…
İşler durmuş. Vazgeçtik yığılan sorunlara çare aramaktan, vatandaş, devletteki günlük bürokratik işlemlerini bile yapamaz halde.
Hafta sonu kuruluş yıldönümü kutlanacak devlete, 37 yıldır görmediği rezilliği yaşattılar.
Ama göreceksiniz Pazar günü hamasetten yer gök inleyecek.
Avaz avaz “devletimiz, yaşatacağız, vazgeçmeyeceğiz, refaha kavuşturacağız diye bağıracaklar.
Sanki her şey bağırmakla oluyormuş gibi. Oysa o devlete verdikleri zarar, çektirdikleri zulüm orada duruyor olacak…
Geçen haftaya kadar, yani UBP kurultay rezaletinin ikinci perdesi açılmadan önce, var olan hükümet devam etsin, başta 3,5 milyarlık bütçe açığını, ekonomiyi, sağlığı allak bullak edenler, yaptıklarını temizlesin diye düşünüyordum. Aslında hala da en iyisinin bu olduğunu düşünüyorum da eski ortak HP bundan kaçtı…
Bugün UBP 1,5 yılda yapılanlar konusunda ne kadar suçluysa, bence ona engel olmadan kuzu kuzu oturan HP de o kadar suçludur. Şu anda ikiliden kaçması da bundan. Artık kaçınılmaz hale gelen seçime, iki suçludan biri olarak gitmek yerine, yeni günah keçisi ortaklarla paylaşılsın, o 1,5 yılı unuttursun istiyor…
Bir kesim, azınlık hükümeti denemesinden yana. Sağdan say, soldan say içinde HP yoksa, sonuçta 25 olabiliyorlar. Böyle bir hükümet güvenoyu alamaz, öyle olunca da yenisi kurulana kadar geçici bir azınlık hükümeti olur. Ancak böyle bir durumun çok daha ciddi bir tehlikesi var. 25 kişiyle Meclis’te nisap sağlanamaz. Hemen her kurumu neredeyse kapanan devletin Yasama organı da kapısına kilit vurmuş olur.
Bunu düşününce, tehdidin boyutunu görebiliyor insan…
CTP’nin de UBP ile ikili bir hükümete gitmesi akıllıca değil. Nasıl HP kendi hükümetindeki yıkımı yine UBP ile omuzlamaktan kaçıyorsa, aynı şey CTP için de geçerli. Hem deve mi kuş mu olduğu belirsiz UBP’yi niye sırtında taşısın, hem de neden başkalarının yarattığı kaosta tek başına boğulsun?
Geriye tek seçenek bir seçim hükümeti kalıyor…
Dün konuyu ilk kez dile getiren Erkut Şahali oldu. Kendi görüşü olarak söyledi. CTP’nin bu konuda bir karar üretip üretmediğini bilmiyoruz ancak Şahali, UBP’nin dışta bırakılacağı, hatta YDP’nin de içinde olacağı bir hükümet olabileceğini dile getirdi.
Tabii böyle bir hükümet her ne kadar bir seçim hükümeti olacaksa da yine de hiç olmazsa seçime kadar ağır gündelik sorunlarımızla ilgili cesur kararlar alabilmesi gerekir. Yok sadece o süreyi geçirmekse niyet, hiç olmasın daha iyi. Onun için de tüm tarafların net bir mutabakata imza verip, kendilerini bağlaması gerekir. Eğer bu partiler gerçekten ülkeyi ve sorunlarını partisel çıkarların üstünde tutuyorlarsa, bunu hiç düşünmeden yaparlar. Böylece ülkeye daha fazla zarar verilmesini önlemiş olurlar. Hatta belki bir ölçüde istikrarı sağlarlar. Üstelik, böyle bir formülün başarılı olması, seçimlerde her birinin lehine olacaktır. Çünkü halk artık bezmiştir.
UBP de yarattığı enkazın altında kurultay mı yapar, mahkemeye mi gider, kendi iç hesaplaşmasını mı sürdürür, ne yaparsa yapar, en azından devlet UBP’nin sorumsuzluğunun kurbanı olmaktan kurtulur.
Belirsizlik, bilinmezlik insana neler düşündürüyor. Bu tükenmişlikte fedakarlık göstererek bulunacak çıkış yolu yol, belki de bir kurtuluş olur…
YERİN KULAĞI VAR
NEYİ KUTLAYACAKSINIZ:
Pazar gün KKTC’nin 37. yaşını kutlayacağız. Ülkede hükümet yok, işsizlik hat safhada, dükkanlar bir bir kapanıyor, ekonomi bitmiş durumda. Dövizden ise hiç bahsetmeyelim. Ve böyle bir ortamda çıkıp KKTC’nin 37. Yılda ulaştığı refahtan ya da gelecek güzel günlerden mi bahsedeceksiniz. Kimsenin tanımadığı, gittikçe daha da dünyadan kopmuş, kendi kaderine terk edilmiş KKTC için piknik yaparak kutlama değil, yas tutmak lazım bence… Göreceğiz bakalım, tek bir kelime pişmanlık, itiraf falan olacak mı.
İADE ETSİN:
Tatar 7 Kasım’da hükümeti kurması için UBP Başkan vekili Ersan Saner’ vermişti. Aradan 6 gün geçti. CTP, TDP ve dolaylı olarak da HP UBP ile bir hükümet ortaklığına sıcak bakmadılar. DP ve YDP ise dünden razı ama, onlarında sayıları yetmiyor. UBP’de işler tam bir arap saçı, kurultayları belirsiz bir tarihe ertelendi. Bu durumda Saner’in 15 gün içinde bir hükümet kurması oldukça zor. Yapması gereken, ülkeyi daha fazla hükümetsiz bırakmamak adına görevi Tatar’a iade etmesidir…
UBP’Yİ ŞİMDİ Mİ TANIDINIZ:
Kıb-Tek’te partizanca kararlar alındığını eleştiren Halkın Partisi, Kıb-Tek’in UBP’nin arka bahçesi haline getirildiğini söylemiş. Günaydın… İyi de siz hala daha oradaki koltuklarda oturmuyor musunuz? Yoksa yaklaşık iki yıl ortaklık yaptığınız, koltuk değneği olduğunuz partiyi şimdi mi tanımaya başladınız. Neyse, en azından olup biteni halkla paylaşmaya başladılar. Bu bile bir şey.
CYPRUS MAIL, “MARAŞ’I ÇÖZÜMLE KURTARABİLİRİZ”:
Cyprus Mail Rum Ulusal Konseyi’yle ilgili bir başyazı yayınladı. Yazıda, Rum muhalefetinin “5’li konferansa gidilmesin, devletimize zarar gelmesin, AB’den Türkiye’ye yaptırım çıkaralım” gibi savunmalarla fantezi dünyalarını sergiledikleri, bir tek Anastasiadis’in partisi DİSİ ‘nin başkanı Neofitou’nun “Şu anki tehlike, ülkeyi yeniden birleştirme yerine Maraş ve münhasır ekonomik bölgeyi kaybetmektir” dediği vurgulanıyor. Başyazı, “Maraş’ı gerçekten kurtarmak istiyorsak, anlaşmaya varmaktan başka yolu yok” cümlesiyle bitiyor. Bu noktaya gelmeleri önemli.
BİTKİ KORUMA YASASI’NI DA ÇİĞNEMİŞLER:
Maraş’ta yapılan iş baştan sona hatalı da öğrendik ki, Bitki Sağlığı Yasası bile ihlal edilmiş. Alel acele kim tarafından yapıldığı bile bilinmeyen parkta kullanılmak üzere ülkeye yurt dışından karantina kurallarına uyulmayarak bitki ve toprak girmiş. Artık söylenecek söz kalmamıştır. UBP’ye bu ülkenin yönetiminden bir an önce el çektirmekten başka seçeneğimiz yok…
ERCAN’DA KONTROL KEVGİRE DÖNMÜŞ:
Bir kilo değil, tam 17 kilo uyuşturucuyu Ercan’dan içeri sokmuşlar. E ben şimdi havaalanındaki denetimi sorgulamayım mı? Son günlerde uyuşturucu operasyonları hız kazandı, kilolarca da eroin ele geçti. Nereden geldiği belli. Mesele yakalamak değil ki, ülkeye girişini önlemek. Defalarca yazdık, sadece lüks arabalarda gezen yabancıların peşine düşseler, kökünü kazıyacaklar…
HARMANCI’YI KUTLAMAK LAZIM:
Önce Mehmet Harmancı’yı kutlamak lazım. Kararlı davrandı, teslim olmadı ve yasa tanımazlığa son verdi. Eğer YDÜ kendini devletin üstünde görme haliyle ısrar ederse, Belediye de aynı kararlılığı sürdürmeli. Diğer yandan heykel bir dakikada dikilmedi. Ağaçlar, refüjün içindeki plakalar sökülürken, beton kaide yapılırken belediyenin nasıl haberi olmaz? Eğer içte de Harmancı’nın dediği gibi ihmal ya da işbirlikçilik varsa onların da ceza aldığını görmek isteriz…
FOTO GÜNDEM: Bunca hır gür içinde bu da mesele mi diyenler olabilir. Aslında şu tabela, 37 yaşına giren KKTC’nin halini öyle güzel yansıtıyor ki. Başka tarife gerek yok…

































