Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MEŞALE YANMIŞTIR, ARKASI GELECEK…

Ne kimsenin cebine para kondu, ne benzin parası. Ne istihdam vaadi vardı ne arsa… Binlerce insan yürüdü önceki akşam Lefkoşa sokaklarında.

Kendileri geldiler.

Gönüllü…

Ama kararlı.

Ne dediğini bilerek ne istediğini bilerek.

Büyük çoğunluğu genç… Ama önemli sayıda da orta yaş ve üstü…

“Demokrasimize dokunamazsınız” diye haykırdı kalabalık.

Özgürlüğümüzü, irademizi koruyacağız dedi.

Kıbrıs Türk demokrasisi üzerinde şu son aylarda oynanan oyunlar canlarına tak etmişti, bunu gösterdiler.

Ses verdiler; “Var olduk, var olacağız”…

Bir ucu Citroen kavşağında, bir ucu Pronto kavşağındaydı. Hınca hınç doldu Dereboyu. İnönü meydanı böyle kalabalığı Annan Planı döneminde görmüştü. Şehitler anıtından Girne Kapısına girilmezdi.

Gençler dedim ya gençler; bu ülkenin neredeyse ikinci sınıf vatandaşlığına konmak istenen gençler; aslında bizim umudumuz onlar.

Hepimiz bugün yaşananların adım adım geldiğini on yıllardır gördüğümüz halde, bu sesi çıkartamadık. Sessiz sakin, biraz da gaflet içinde izledik. Gelene geç dedik, hatta küçük hesaplarla kötü niyetlere hizmet ettik… “Mecburuz”; “mahkumuz” dedik. Bu ülke başka türlü yönetilemezmiş gibi bir çaresizliğe düştük. Suçluyuz. O gençlerin önünde boynumuz eğik.

O büyük yürüyüşü küçümseyemediklerini görenler, derhal saldırıya geçtiler.

Biz artık kim olduklarını biliyoruz.

Ama onların yaptığını yapmayacağız. “Beğenmiyorsanız s…in gidin Rum tarafına” diyenlere aynısını söylemeyeceğiz.  Onların da bu memlekette özgürce yaşamaları, laikliğin tadını çıkartmaları, emeklerinin karşılığını hiçbir ayrımcılığa uğramadan, el etek öpmeden kazanmaları için mücadelemizi sürdürecek; bugün söylenen asla kabul edilmez küfürlere karşılık vermeyeceğiz…

Mücadele, onun bunun çıkarının peşinde koşmak değil. Şunu, bunu makama getirmek hiç değil.

Mücadele, Kıbrıs Türk halkının kendi iradesiyle geleceğini belirleyeceği, uluslararası hukukun içine girebileceği, savaş tamtamlarının yerini barışın alacağı günler sunmak bu adada yaşayanlara.

Demokrasi ve İrade yürüyüşü bir başlangıçtı.

Arkası gelecek, gelmek zorunda…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

 BU İŞ MAHKEMEDE BİTER:

Belli ki, UBP’de yaşanan kurultay ve aday kaosu mahkemede son bulacak. Aslında ilk defaları da değil, geçmişte de kararı mahkeme vermişti, alışıktırlar yani. Kurultay ne zaman olacak, başkan kim, başbakan kim olacak kimse bilmiyor. Ülke aylardır fırtınaya tutulmuş gemi gibi yalpalıyor ama kimin umurunda. Yarın çıkıp, “tüm yaşananlar geride kaldı, önümüze bakalım” derlerse şaşırır mısınız?…

 

BU TOPLUM AKINCI’YI DA, SENİ DE İYİ BİLİR:

Akıncı’yı sahte Atatürkçülükle suçlayan YDP’li Zaroğlu, “Sizi gidi Sahte Atatürkçüler sizi, sizi gidi Türkiye karşıtlığından nemalanan ve efendilerine hizmet eden, köle ruhuna sahip sahte yüzler sizi” yorumu yapmış. Bu toplum yıllardır kimin ne olduğunu, Akıncı’yı da Zaroğlu’nu da çok iyi biliyor. Bu söylediğin tipte birini arıyorsan aynaya bak göreceksin…

 

BAKANLIK AŞKI:

Herkes kurulması olası bir “atama” hükümete girmemek için türlü bahane ararken, DP başkanı Fikri Ataoğlu, ‘belki bakan olurum’ hayalinde. “6 tane siyasi parti el ele verip halkın beklentisi doğrultusunda hükümetin oluşturulmasına yardım etmeliyiz, esas olan budur” diyerek adeta canını yiyor. DP’nin de içinde olacağı bir hükümet için UBP milletvekili Özgürgün’ü de arayıp destek isteyen Ataoğlu, sanırsınız ki o koltuğa oturunca ülkeyi kurtaracak…

 

ONLARIN DERDİ BAŞKA:

Birçok basın organı önceki akşamki eylemi yok saydı. Ya sayfalarında hiç yer vermedi ya da en arka sayfalarda çok küçük olarak verdi. Sanki onlar yok sayınca yürüyüş olmamış olacaktı. Belli ki çok rahatsız olmuşlar, ya sessiz kalmayı tercih etmişler ya da “foto montaj”, “bayrak” edebiyatına sarılmışlar. Normal… Binler sokaklarda müdahaleye karşı yürürken UBP’liler, kendilerine yapılan “müdahaleyi” nasıl meşrulaştıracaklarını, diğerleri de UBP’li bir hükümetten elde edecekleri çıkarları kaçırmamayı tartışıyorlardı…

 

DAYANIŞMAYMIŞ:

AKEL’den açıklama, Kıbrıs Türklerinin demokrasi ve irade mücadelesiyle dayanışma içindeymiş… E haydi sizleri de görelim o zaman, silahlanmaya karşı direnin, çözüm için sokaklara dökülün, en önemlisi samimi olun. Gizli ajandalarınız referandumda açığa çıktı, yutturamazsınız. Mustafa Akıncı “Uzlaşmazsanız bu sınır kalıcı olacak” dediğinde şaka yapmıyordu. Siz ne yaptınız?

 

KENDİNİ DEVLET SANIYOR:

Devlete ve belediyeye olan borçlarını ödememek için türlü yollar deneyen, seçimde halkın kime oy vermesi gerektiğine bile karar verebileceğini sanan YDÜ, şimdi de kimseden izin alma gereği duymadan kafasına göre işlere kalkışıyor. Girne kapısındaki küçük çembere kimseye sormadan, Belediye ve Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin almadan, trafiği, yayaları hiçe sayarak heykeller yerleştirdi. Toplumsal yaşam alanlarına kafasına göre müdahale etme cesaretini nereden buluyor. Mübarek kendini devlet sanıyor herhalde…

FOTO GÜNDEM: Ne ceplerine konan 3-5 yüz lira, ne benzin parası. Hatta “bedava yemek vereceğiz” denilip otobüslere doldurulan bindirilmiş kıtalar da yoktu önceki akşamki “Demokrasi ve İrade” yürüyüşünde. Çoluğunu çocuğunu alıp gelen aileler ve özellikle de gençler doldurmuştu cadde ve meydanı. Tek istedikleri, doğup büyüdükleri bu ülkede kimseye biat etmeden, insanca ve özgürce yaşamak, göç etmemekti…