Bu akşam saat 18.00’de Dereboyu’ndayız.
Başı çeken insiyatifi oluşturan gençlerin bir çağrı metni var. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonrasında Kıbrıs Türk demokrasisine yönelik müdahalelerin Kıbrıs Türk halkınca asla kabul edilmeyeceği vurgulanıyor ve halk iradesine ve demokrasiye sahip çıkma adına, yürüyüş çağrısı yapılıyor…
Çağrının yapıldığı andan itibaren, birçok kesimden insanın, bu yürüyüşe katılacaklarını duyurduklarını gördük.
Kıbrıs Türklerinin bu adada, kendi demokrasisinin, kendi kültürünün ve en genel anlamda özgür yaşama iradesinin bir kez daha deklere edildiği bir yürüyüş olacak bu…
İçimizde olup bitenleri içine sindirenler olabilir. Ancak çoğunluğun, bu adada kendi idaresi altında hür yaşama kararlılığından vazgeçmeyeceğini duyurmak gereği ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar verilen çeşitli mücadelelerden geçen bu halk, içte de dışta da duyulacak bu sesi bir kez daha çıkaracaktır.
Kimse sindiğimizi, başımıza gelecek her neyse koşulsuz kabulleneceğimizi sanmasın…
Benim düşüncem bu. Ben, sadece içeride demokrasimiz üzerinde oynanan oyunlara karşı değil, Kıbrıs Türkünü bu adada azınlık yapmayı aklından geçiren herkese karşı yürüyeceğim. Tam da Aziz Atatürk’ün ölüm yıldönümünde. Anlamı büyük…
Kişisel değil, toplumsal gelecek için kaygı duyan herkesi de orada görmeyi umuyorum…
ENDİŞELİYİM…
Kıbrıs sorununun başlangıç tarihi ne olabilir? 1878 mi, 1931 mi, 50’ler mi, 63 mü?
Hangisini kabul ederseniz edin, Kıbrıs Türk halkı, elinde avucunda hiçbir şey yokken bile, bu adanın eşit egemen halkı olduğuna inanmış, günün liderleri gerek toplum içinde gerekse müzakere masalarında bunun savunmasını yapmıştır.
Toplum, o günlerin koşullarında her türlü yıldırma faaliyetine karşı “Biz varız, buradayız” demiştir…
Şu anda “yoktur, görüşülemez” denilen federasyon tezi, bir Türk tezidir. Rahmetli Denktaş, Rum tarafını bugün hala uluslararası hukuk olarak kabul edilen 1977-79 Anlaşmalarına getirebilmek için herkesin saygı duyması gereken bir diplomasi mücadelesi vermiştir.
O andan bugüne, o tez BM kağıtlarına da geçen başka birçok kazanımı sağlamıştır.
Şimdi uluslararası toplumun önünde, hepsini elinin tersiyle itmeye hazır bir “toplum lideri” var…
O kazanımlara zarar verildiğinde başımıza neler geleceğinin farkında mı, onu da bilmiyorum. Sırf o makama gelebilmek için bir ezber tutturmuş gidiyor. Ancak yanına danışman olarak aldığı deneyimli kişilerin, ne kadar milliyetçi olsalar da gerçekleri en kısa sürede kendisine anlatmasını beklerim.
Henüz sadece bir tanışma toplantısı yaşadık. Bunun arkasından bir arama konferansının geleceği ortada. Ve orada biz sırf uzlaşmaz damgası yememe adına değil, bugüne kadar tescil edilmiş haklarımızı da kaybetmeme adına doğru politikalar izlemek zorundayız.
Politis’in geçen gün yazdığı gibi, toplantıyı sık sık keserek, danışmanlarıyla irtibat kuran bir müzakereciyle işimiz zor. Sadece bu hareket bile, Rum tarafında, “Anastasiadis’in muhatabı Çavuşoğlu’dur” söylemini hortlattı. Beni endişelendiren budur…
YERİN KULAĞI VAR
HP İLE TAMAM GİBİ:
UBP-HP görüşmesi var olan hükümetin devam edeceğini gösterdi. HP’nin bütün itirazlarını geri alıp, UBP ile yeniden nikah kıyacağının işareti, HP Genel Başkanı Yenal Senin’in şu cümlesinde saklı; “ Daha önce hükümet tecrübesi yaşadık, bazı konularda sıkıntı çektiğimizi gördük. İlerleyen dönemde bu sıkıntıların yaşanmaması için fikir alışverişi yapmamız lazım”. Böyle bir şart UBP için düğün bayram. Açıklama, bu projenin de kurultay rezaleti sırasında çoktan oluşturulduğunu düşündürüyor…
DARBE YAPTINIZ DAHA NE OLSUN:
UBP’de 19 kişinin seçtiği ve otomatikman hükümeti kurma görevi alan Ersan Saner, dün Meclis’te aileleri içinde yaşanan sorunların başka hiçbir partiyi ilgilendirmediğini söyledi. Bu kadar absürd bir durum olur da insanlar ilgilenmez mi? Bıraktım halkın Başbakan olarak seçmediği biri olmasını, kendi kurultaylarından bile demokratik usullerle seçilmiş değil. Yarattıkları kaosun bir sonucu. Başka partilerin ilgilendiği de onun partisinin ülkede yarattığı kaos zaten. Demokratik kurallara vurulan darbe…
ERKEN SEÇİM ZOR:
Birçok partinin gönlünden geçenin erken bir seçim olduğunu biliyoruz. Ancak daha düne kadar erken seçimi dillendiren, hatta Ersin Tatar tarafından Ocak ayının işaret edildiği UBP, son yaşananlarla birlikte erken bir seçimi ağzına almaz oldu. Zaten erken bir seçim, nikah tazelemeye hazırlandığı HP’nin de hiç işine gelmiyor. Çünkü olası bir seçimde UBP içine yapılan müdahalelere karşı sessiz kalmalarının bedelini, partililerin sandıkta ödeteceğini çok iyi biliyorlar. Bırakın tek başına iktidara gelmelerini, olası bir erken seçimde birinci parti çıkmaları bile şüpheli…
BU MECLİS’TEN ÇIKMAZ:
TDP, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, halkın karar alma süreçlerine antidemokratik ve siyasi etik dışı bir şekilde müdahale edilmesinin araştırılması için, Meclis Araştırma Önergesi sundu. Normal zamanda yapılması gereken bu. Yargı’nın sessizliği karşısında, yasamanın bu görevi üstlenmesi gerekirdi. Ancak Meclis’teki şu ortamda o Komite’nin kurulması pek olası değil. Benim Sayın Özyiğit Başkan’a tavsiyem, bu pisliği en iyi önümüzdeki seçimlerde hep birlikte temizlemek olacak. Tekrarlanmasını önleyecek şekilde toplumsal bir güç birliğine giderek…
NEYİN KURULTAYI:
Duyduk duymadık demeyin UBP cumartesi günü kurultaya gidiyormuş. Yani insan bu açıklamayı yaparken biraz sıkılır. Yahu neyin kurultayını yapıyorsunuz. Atama bir başkanı mı seçecek üyeler. Ve o kişi de kurultayın onayını almış gibi yapıp, seçim kazanmış başkanmış gibi, gidip başbakanlık koltuğuna oturacak. Partide sanki “saygı” bırakmışlar da Saner çıkıp, “UBP içinde alınan kararlara tüm halkın saygı duyması gerekir” diyebiliyor. Hadi bu topluma saygınız yok biliyoruz da kendi üyelerinize de mi saygı duymuyorsunuz?
NORMALLEŞTİREMEYECEKSİNİZ: Tufan Erhürman, “Müdahale normal değildir, bu ülkede demokrasi varsa bu normalleştirilmesin” dedi. Aynen yapılmaya çalışılan bu. Sıradan bir olay gibi geçsin gitsin, antidemokratik yolla yürütülen cumhurbaşkanlığı seçimi unutulsun, antidemokratik yolla getirilen biri de başbakanlık koltuğuna otursun isteniyor. Bugün UBP ile kabine kuracak her kimse, bu suça daha başlamadan ortak olacaktır. Bizim derdimiz de bu. Bugün bunun için yürüyeceğiz. Unutmayacağız, normalleştirmeyeceğiz.

FOTO GÜNDEM: Biz varız, buradayız! Demokrasimizin ayaklar altına alınmasına ve irademizin yok sayılmasına izin vermeyeceğiz!
































