Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ELBETTE İKİ DEVLETE DAYALI FEDERASYON…

Kıbrıs siyasi sorununun omurgasını teşkil eden “çözümün” 1960 Kıbrıs Cumhuriyetine, Annan planına, Crans Montana mutabakatına ve aralara sıkışan türlü çeşitli çözüm olasılıklarına karşın nihai sonuca ulaşamamasının nedenini önce kendi aramızda tartışmalıyız çünkü kafalara virüs gibi musallat olmuş “federasyon” laflamasıyla sorun çözülmez. Çünkü bizatihi “federasyonun” kendi içinde izaha ve açılıma ihtiyacı vardır… Fakat eğer “kaçınılmaz çözüm modeli” olarak telaffuz ediliyorsa dünyada yüzlercesiyle türlü çeşitli siyasi modelleriyle varolan federasyonu bu kez “bizim federasyonumuz” olarak tanımlayıp açılımını yapmak zorundayız. Ki 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti de “üniter” yapılı bir federasyondu ama üç yılda cılkı çıktıydı!

***

LAFIM “federasyondan başka alternatif olmadığını söyleyenleredir.”

Buna karşın evet doğrudur: Eğer bu adada iki komşu olarak yaşamak zorundaysak ve “komşular” arası barışçı ilişkileri sürdüreceksek tabi ki bir çözümsel sisteme ihtiyacımız vardır bunun da en geçerli ve çok denendiği için bilineni federasyondur.

Ancak Federasyonlar birbirlerini siyasi yönden tanıyan devletler arasında olur! “Esasları” saptamak ardından gelir. Nitekim 1960’da oluşan Kıbrıs Cumhuriyetinde Rum tarafı bizi tanımakla kalmıyor hem dönüşümlü Cumhurbaşkanlığını hem de Türk tarafının vetosunu kabul ediyordu… Yürümedi ama! Yürütmeyen de Rum tarafıydı çünkü 1960 koşullarında o günün Eoka teşkilatı ile Makarios’un amacı Kıbrıs Türk halkı ile ortak devlet kurmak değil, Enosisi gerçekleştirerek adayı Yunanistan’a bağlamadıktı… Oysa Zürih Londra anlaşmalarında akıllarının ucundan geçmeyen bir de sürprizle karşılaştılardı. Şöyle ki Türkiye hem Türk halkının garantörü olduydu hem de adaya bir “alay” asker konuşlandırdıydı… Bunun Rum ve Yunan tarafınca meali “kime niyet kime kısmet” olmaktan öte anlam ifade etmezdi!

***

Bu “bilinenler” olarak kabul ettiğimiz ve sadece “bazılarını” hatırlattığımız gerçeklere karşın mesela Annan planı yada Grans Montana benzeri federasyonlardan hâlâ medet ummak her şeyden önce “seçime katılan adaylara yakışmaz!” Çünkü olay “kişisel görüş ve doktrinel kafa yapıları anlayışlarında değil, adadaki Türk toplumunun varoluşuyla o varoluşu güvenlikli kılacak çözüm sistemini ikame etmektir…”

Kaldı ki geçen hafta bu konuda Ankara son sözü söyleyerek, “Crans Montana’da “bir daha federasyonu görüşmeyiz” dediğini hatırlattı ve olası “federasyona” dayalı çözümün kapısını kapattı…

ANCAK bu “siyasi yönden tanınmış iki komşu devletin” kendi aralarında federasyon oluşturmaları anlamına gelmez. Aksine komşuluk ilişkilerini barışçı ve sağlıklı sürdürmelerinin kaçınılmaz nedeni olur… Olmasının da tek “siyasi koşulu” Rum tarafının önce Kuzey’deki Türk devletini tanımasıdır… Esas siyasi çabamız da bu olmalıdır.


KISACA TAKILDIĞIM: (NE OLURSUNUZ İCABINA BAKIN!)

Siz büyük küçük, önemli önemsiz, Sn. yöneticiler, bürokratlar, müdürler falan… Bizi kendi memleketimizden utanan, usanan, korkan, kaçan, yurttaşlar yaptınız!

Yollarımızdan sularımıza… Temizlik tertibimizden çevremize… Trafiğimizden gerekli işaret ve sinyalizasyonlara… Devlet dairelerimizden hastanelere… Çarpık yapılaşmalardan sahillerimize… Kısaca ve yetkinizle sorumluluk alanlarınız içinde ne varsa hepsi de arızalı, eksik, işlevsiz dolayısıyla yürekleri burkarken üzüntü verici…

Nitekim “iyi ki diyorum bu yıl DAÜ’e beklenen sayıda öğrenci gelmeyecek…” Hatta “aman gelmesin” diyorum! Çünkü DAÜ’nün çevresindeki yollar artık değil taşıtları, insanları bile taşıyamıyor çünkü kaldırımları da yok… (Hadi adres de vereyim.) Mesela en az İsmet İnönü Bulvarı kadar yoğun trafiğiyle Hasan Barbaçolli yolu… Kaldırımları olmayan tarla gibi ve daracık o yolun nasıl ağır bir trafik yükü altında olduğunu var mı görüp bilen?

Öte yandan “Kuyulu Çember ışıklarından sulu çembere uzanan o dünyanın en acaip Topçu”yolu.” Hiçbir şey yapamıyorsanız bari beyaz trafik çizgilerini çiziniz de sürücüler harmanda değil, yolda araç kullandıklarını anlasınlar!

…Yani Sn. yetkili fakat sorumsuz görevlilerimiz! Asıl Sn. Ulaştırma Bakanımız! Artık “ne olursunuz icabına bakın” yakarışlarında tek tek yol adresleri mi verelim?… Gerçekten ama ne olursunuz icabına bakın…