Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DERDİNİ MERKEZ BANKASI BAŞKANI’NA ANLAT…

Dün Başbakanlık’tan istihdamlarla ilgili bir açıklama yapıldı.

2020’de 501 istihdam yapmışlar, bunun 311 Kamu Hizmeti Komisyonu’ndan olmuş.

Açıklama yapma gereğini niye duymuşlar?

Diyorlar ki, istihdamlar konusu, “bilinçli” olarak saptırılırmış, manipülasyon, spekülasyon yapılırmış da açıklasınlar da herkes görsünmüş.

Gerekçeleri, şu kadar emekli çıkmış, yeni eleman ihtiyacı varmış, bütçe yasası kendilerine şu kadar yetki verirmiş de onun da altındaymış yaptıkları falan…

Birincisi, sağır sultan da biliyor ki hem devlete hem de kamu kurumlarına arka kapıdan yine adam doldurdunuz. Hatta öyle örnekler var ki, bir evden iki kişinin işe girdiği olmuş, millet duydukça kıyameti koparıyor.

Tabii bu rakamlar Kamuya bağlı kuruluşları içermiyor. Bunun BRT’si var, Kıb-Tek’i var, bankaları var, var oğlu var…

Bunu geçtim; devlet zaten ağzına kadar insan dolu. Neden işler yürümüyor? Çünkü memur sayısının büyük çoğunluğu şu anda liyakata, beceriye bakılmadan, herhangi bir kadro karşılığı olmayan eleman. İşin adamı bulunamıyor herhalde. Bunun sorumlusu kim acaba?

Ne diyor Merkez Bankası Başkanı, “Devlet küçülmeli, daha az sayıda nitelikli insanla çalışmalı”….

Bence Başbakanlık derdini Merkez Bankası Başkanı’na anlatsın.

Zaten yapılan bu açıklamanın asıl adresi de bu bence…

Yoksa halkın yasa dışı istihdamlardan şikayeti umurlarında bile olmadı ki şimdiye kadar. Göstere göster yaptılar, gene yaparlar.

Sözleşmelilerin çoğu doktormuş mesela. Açıklama öyle diyor. Ben de merak ediyorum ya diğerleri? Ya da kaçı doktor, kaçı şu bu daireye, kuruma kuruluşa sokulmuş partilidir?

Öyle yerler biliyorum ki, hem de şu anda en gerekli olan sağlık birimlerinde, aynı okuldan mezun çocuklardan bazıları müracaat ettikleri halde, o göstermelik mülakata çağrılmadılar bile.

En iyi becerdikleri iş, eleştirilere karşı anında neredeyse küfüre varan ifadelerle yanıt vermek.

Biz alışkınız da dediğim gibi, dertlerini gidip Merkez Bankası Başkanı’na anlatsınlar.

Sonuçta bu keyfiliğin finansmanı için para isteyecekleri kapı orası…

 


YERİN KULAĞI VAR:

ÇARPIŞA ÇARPIŞA: Dün yazmıştık, hani hükümet ortağı HP Başbakan Yardımcısı Özersay, yurt dışından gelenlere karantina uygulaması önerdiğini, UBP’nin bunu reddettiğini söylemişti. Biz de, daha ne oturuyorsun o zaman o koltukta demiştik. Başbakan çıktı “ortağım popülizm yapıyor” dedi. Öyle ya, Bakanlar Kurulu bir bütün. Alınan karara da alınmayana da ortak. Çıkıp bize şikayet ettiğinde halkın sağlığına faydası ne? Anlaşılan ta şu cumhurbaşkanlığı seçimleri bitsin, ortaklar çarpışa çarpışa  devam edecekler. Sonrası Allah kerim…

 

AL BİR KAVGA DAHA: Bakanlar Kurulu’nun kendi içindeki uyumsuzluk sadece Tatar-Özersay meselesi değil. Aynen İmar Planı’ndaki gibi, her konuda uyumsuzlukta bir uyum bulmuşlar, bizi zeflerler. Eğitim Bakanı okullara fiberoptik kablo çekilmesi için Telekomünikasyon Dairesi’ne yalvardığını ve Eğitim Bakanlığı’nın başarısız olması için önüne engeller konduğunu iddia ediyor. Ulaştırma Bakanlığına bağlı Telekomünikasyon’dan derhal açıklama geliyor, “38’ine bağladık, kalan 7 tanesi hafta başı tamamlanacak”. Ya, bu nasıl devlet yönetimi? Birbirlerini halka şikayet ederek sonuç alıyorlar. Yüz göz olmuşlar artık. İp kopmuş, hala daha direnirler…

 

BU GİDİŞLE İŞİMİZ ZOR: Neredeyse 3-4 aydır pandemi hastanesi yaptık yapıyoruz diye oyalıyorlar. Sonunda “dere yatağının” üstüne 100 yataklı bir hastane için adım attılar atmasına da şu an tedavisi devam eden hasta sayısı 102… Yani yapılacak hastanenin kapasitesinin üstünde bir sayı. Hastane bitene kadar inşallah bu sayı artmaz azalır diyeceğim ama, bu gidişat tam tersini söylüyor. Zaten Başbakan da “Şu an, bu iki öneriyi (kapanma ve karantina) uygulayacağımız bir ortam yok” diyor. Bu zihniyet ve umursamazlıkla sonumuzu hiç iyi görmüyorum. 100 değil 1000 yataklı yapsalar bu gidişle o da yetmeyecek…

 

BAŞKA SEKTÖR YOK MU: Hükümet, salgından zarar gören turizm sektörü için 20 milyon TL kaynak ayırmış. İyi de bu ülkede turizm dışında zarar gören başka sektör yok mu? Salgının yayılacağını bile bile kapıları açtılar sırf oteller zarar etmesin, kumarhaneler para kazansın diye. Peki ya siftah bile yapamayan esnaf, iş azlığı nedeniyle her gün işçi durdurmak zorunda kalan, salgın nedeniyle kapanan yüzlerce işyerleri sahibi ne yapsın. Memleketin içine ettiniz, etmeye de devam ediyorsunuz…

 

ARTER’DEN AL HABERİ: Serdar Denktaş, cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları için Mağusa’ya kamp kurmuş, bu arada da Mağusa’nın UBP-DP desteğiyle seçilen Belediye Başkanı İsmail Arter’i ziyaret etmiş. Normal… Tuhaf olan Arter’in söylediği; “Sizi burada görmek güzeldi, oralarda da görmek güzel olacak”… Bu sözleriyle son günlerin tartışma konusuna balıklama dalmış gibi.

 

KAÇAKÇILIKLA BAŞ EDEMEMEK: DPÖ’ye göre KKTC’de üretilip satışa sunulan kırmızı et miktarı ortalama 20 ton civarında. Son 3 yılda güneyden kuzeye kaçak geçirilirken yakalanan et miktarı ise 23 ton. Buna yakalanmayanı ve bir de tüketicinin bizzat kendisinin aldıklarını ekleyin, ortaya feci bir durum çıkıyor. En temel gıda maddesinde bile tüketeceğimiz kadarını üretemez durumdayız bu bir. İkincisi, yasalar öyle kolay çiğneniyor ki, artık gündelik vaka. Kaçakçılıktan yakalananlar, hala sektörde beyler paşalar gibi iş yapamaya devam edebiliyor. Bunun yorumu ne olabilir sizce?


KKTC Üniversiteleri

FOTO GÜNDEM: Geçtiğimiz yıl YÖK’e bağlı üniversitelerde boş kontenjan sayısı 80 bindi. Bu yıl 57 bin olarak açıklandı. Yani boş kontenjanlara kayıt yaptırabilecek öğrenci sayısı daha az olacak. Bu durum bizim üniversiteler açısından bir avantaj olabilir mi acaba?