Önce HP Genel Sekreteri ve milletvekili Jale Refik Rogers’ın açıklaması geldi. “Her gün vaka ithal ediliyor” dedi ve dıştan gelenlere 6-7 günlük karantina yapılması gerektiğini söyledi.
Kimi kime şikayet ediyor denebilirdi. Oysa önemli olan, bu işin içinden gelen, virüsün nasıl bulaştığını bilen bir uzman olarak bunu söylüyor olmasıydı. Endişeliydi. Canına tak etmiş, yapılması gerekeni söylüyor.
Açıklamasını okuduğumda, ‘anlaşılan bunu hükümete aktarmakta zorlanmış, yanlışı durdurmaya gücü yetmemiş o da çıkmış kamuoyuna söylüyor’ diye düşündüm.
O sırada Kudret Özersay’ın açıklaması geldi. Tam da düşündüğüm gibi…
Karantina işini Bakanlar Kurulu’nda gündeme getirmiş, UBP kanadı reddetmiş. Bunu söylüyor. Ben olsam, böyle bir ifade kullanmaya utanırdım…
Basit bir yol yapımı ya da vergi kararı ya da ne bileyim başka bir düzenleme değil, kamu sağlığından bahsediyoruz. Öldürücü bir tehditle karşı karşıyayız.
Sen bunu niye önerdin? Halkın sağlığı için değil mi? E, reddedildiğinde ne oldu? Memleketteki vaka sayıları kontrolsüz bir şekilde artmaya devam etmeyecek mi? İşte yerel bulaş başladı. En asgari düzeyde çarkı dönen ekonomi tamamen duracak. Sen de buna bile bile ortak olmaya devam edeceksin.
‘Ben önerdim, reddedildi, napalım, yola devam”… Yok öyle dava… Devam edersin etmesine de suça ortak olarak….
İmar rezaleti, yasa dışı istihdamlar, jet krizi, partisine ve şahsına televizyonda yapılan göndermeler, göstere göstere yeni ortak arayışları, sanayi arsaları, her gün bir başkasını duyduğumuz seçim kıyakları, hepsini sineye çektiği gibi bunu da mı çekecek? Daha önceki tüm çatışmalarda, “Bu dönemde hükümeti bırakamayız” demişti. Neydi demeye çalıştığı, işte kriz dönemidir, yapılacak çok iş var, ülke hükümetsiz kalmasın falan.
E kardeşim, şu anda en büyük tehdit bizzat bu hükümetin icraatları… O zaman? Buna mı devam edeceksin? Halkın sağlığı pahasına… Ne için?
Sibel Siber yapılanın “popülizm” olduğunu söylüyor. Çok hafif bir benzetme. Sibel hanım kibarlığını bozmamış.
Bence bu doğrudan topluma ihanettir…
O koltukta “yaşar yaşamaz” gibi oturmanın ne anlamı var? Politikada istifa mekanizmasının devreye girmesi için bundan daha mücbir bir sebep olabilir mi Allah aşkına?
Hiçbir şey olmamış gibi devam edemezsiniz. Çok ciddi bir şey oldu. Ve bu halk da hepsini gördü.
En azından bu noktadan geri dönebilseydi, belki seçim anketlerinde en son sıradan bir yukarı çıkamazdı ama, en azından bunca zaman yaptıkları zig zaglar affedilirdi…
YERİN KULAĞI VAR
DALGA GEÇER GİBİ: Yerel bulaş günden güne artıyor. Dün de bir otelin genel müdürü ve eşi pozitif çıktı. Yol inşaatı yapan büyük bir firmanın 5 çalışanının testlerinin pozitif çıkması üzerine 80 personelinin karantinaya alındığı haberi dolaştı ortalıkta. Düşünün bunları nasıl takip edeceksiniz? Kaç kişi var elinizde bu iş için? Bakanlar Kurulu, gelenleri 3-5 gün karantinaya almayı bile reddetti. Birkaç vakada her yeri kapatanlar, bugün tehlike arttığı halde, adım atmıyor. Diğer taraftan Kıbrıs meselesiyle, Maraş’la, doğal gazla filan oy simsarlığına çıkıyorlar. Gördükçe cinim tepeme çıkıyor. Bir an önce şu seçimler olsun bitsin de kurtulalım…
ATIP TUTMALARINA İNANMAYIN: İbrahim Kalın. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözcüsü. Bakın ne diyor. “Adada iki toplum arasında diyalog olmalı. Olmalı ki, mülkiyet, enerji ve Maraş konuşalım…”. Peki bizimkiler ne diyor, “kim ne derse desin Maraş’ı açacağız”. Onlara kalsa seçimden önce Maraş’ı açıp oy karşılığı partililerine dağıtacaklar. Onun için Tatar ve Özersay’ın Maraş’la ilgili atıp tutmalarına pek inanmayın. Hele bir seçim bitsin, eski ayarlarına dönerler…
DUR BAKALIM KAYITLAR NE OLACAK: Üniversite’ye giriş YKS sonuçları dün çıktı. Başbakan hemen üstüne atladı, “ülkeye gelecek öğrenci sayısında geçen yıla oranla artış sağladık” dedi. Sanki kendi başarısıymış gibi, bunu da oya tahvil etmeye çalışır. Ortağı HP’nin Başkanı Yenal Senin ise gerçekçi. Evet, seçmelerde yüzde 7 bir artış görüldüğünü, ancak bu başvuruların kayda dönüşmesinin önemli olduğunu söylüyor. Öyle ya, sen rabbim selamet sağlık tedbirlerini alma, hastanelerin dolsun taşsın, bu çocukların kaçta kaçı güvenip de kayıt yaptıracak ki? Ha, şimdi kalkıp da “ülkeyi kötülüyorlar” demesinler sakın, ülkeyi bu hale getiren ben değilim…
UZAK DURUN: Sizi dinlemek ve anlamak istemeyenlerden. Yanlışı kabul etmeyip, hep sürekli haklı olduğunu söyleyenlerden ve en önemlisi kendi menfaatinden başka bir şey düşünmeyenlerden uzak durun. Ne demek istediğimi anladınız sanırım. Bu günlerde bu tipler hayli çoğaldı da…
FARKETMEDEN ATLATANLAR OLMUŞ: Sağlık Bakanlığı’nın Temmuz ayında yaptığı random antikor testlerinde 3 sivil, 4 sağlık personelinin pozitif çıktığı açıklandı. Yani hastalığı farketmeden geçirmişler. İyi ki risk grubundakilere bulaştırmamışlar. Demek ki yerel bulaş çoktan varmış da haberimiz olmamış. Korku dağları bürüdü, bir korkmayan Başbakan, ne halse.
KAFA KARIŞIKLIĞI: Yani şu kuralları dakika başı değiştirirler de bunu uygulayanlar ne yaparlar acaba? Öyle karışık, öyle çelişkili ki. Bakın, B grubundan gelenler hem gelirken negatif test sonucu getirecekler, hem burada test yapılacak diye başlıyor dünkü açıklama. Aynı bölümde daha sonra, Birleşik Krallık’tan gelenler, getirdikleri negatif sonuçla KKCT’ye girebilecekler ifadesi var. Nasıl yani? Onlara yeniden test yapılmayacak mı? Zaten taahhüde uydukları yok, denetim de hak getire. Ne şimdi bu?

FOTO GÜNDEM:
El Cezire televizyonunun, Rum Yönetimi’nin çoğu suçla bağlantılı 1400 kişiye 2,5 milyon euro yatırım karşılığı pasaport sattığı yönündeki belgeler konusunda resmi açıklama Rum İçişleri Bakanı Nicos Nouris’ten geldi. Nouris sadece ‘bu gazetecilik değil, bize politik ve ekonomik olarak zarar verme amaçlı propaganda’ diyebildi. Yani reddedemedi bile. (Cyprus Mail’den)
































