Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İHTİYAT SANDIĞINI YAĞMALAMA OPERASYONU!

Bu Toplum kendi yarattığı pısliğinin içinde boğuldu!..

Bu Toplum kendi yarattığı trafik kazalarında  öldü, öldürdü!..

Bu toplum  yarattığı  pahalılığının altında kaldı  ezildi elendi!..

Bu toplum kendi yaptıklarını yine kendi yıktı, sonra yıktıklarının karşısına geçip “kim yaktı” diye hayıflandı!

Bu toplum kendine özgü sistemler yarattı hepsi akıl mantıktan dönüverince de “kim yaptı” diyerek yakındı!

Bu toplum Barış harekâtı gibi büyük olayın ardından Devlet oldu sonra devleti nasıl yıkarım diye müzakereden müzakerelere koştu!..

Bu toplum çok partili ve çok cici demokratik yönetim sistemini oluşturdu sonra da her yıl bir erken seçim yaparak sistemi icat edeni mezarında hoplattı!..

…Fakat hayrettir ki  bu toplum dünyayı kasıp kavuran Koranavirüs’ü bile burnu kanamadan atlatma başarısı gösterdi..

Ve şimdi onca badireyi atlatan bu toplum  dereleri değil deryaları geçerken… O da ne? “Bir karış suda nasıl boğulacağının” kararını aldı alacak!

***

…BUGÜN  Pazardır. Uzun yıllardır Pazar günlerinde diğer “Köşeci” refiklerimin de yaptığı gibi “Köşemi” siyasi ve toplumsal sorunlardan azade kılar, çoğu zaman kendimi tatminde nostalji tazeler yada “meğer biz neydik abi” dedirtmek tatmininde hatıralarımı anlatırdım…

Fakat bugün, artık o gün değildir! Ne fıkra anlatıp kih kih gülecek kadar rahat ne de “Pazar siestası” yapacak kadar bile lüksümüz yoktur..

Çünkü Korenavirüs sonrası “doğmasını beklediğimiz  sorunların” ilk sancılarını koyuvermeye başladık!

Kısaca Kıbrıs Türk halkı yönetimiyle birlikte bu kez çok zordadır, çok!

Ki bu toplum  1963’ler sonrası “karanlık” dediği “yılları” yaşadıydı!  Fakat Azrail ne bugünkü gibi koronavirüsüyle canlar almak  için insanların ense kökünde dikilip   fırsat kolluyordu dolayısıyla ne de böyle korkular salıyordu!

***

NİTEKİM bu koronavirüs yasakları ortamlarında, “tespitinin  ne zaman nasıl yapıldığının…”

“Dolayısıyla  gerçekten mağdur olanlarla olmayanların sayılarının belirlenip belirlenmediğinin…”

“Devletin kendi aldığı borçlarını bile ödeyemediği gerçeklerde sisteme bağlı çalışanların  bugüne kadar tüm  yatırımlarının…”

“Bundan sonra da güvenli şekilde  nasıl korunacağının… Kimseler bilmezlerken…”

Nedir bu damdan düşer gibi alınan karar?

***

EVET  Sosyal Sigortaların “İhtiyat Sandığı paralarından” söz ediyoruz!

Sayın Bakan Sucuoğlu diyor ki “ne yani bırakalım da işçilerimiz açlıktan ölsünler mi?”

Ve bu virüslü zihniyet  olmalı, nasılsa “zaten devletin kasasından çıkmayacak” yine işçinin kendi yatırımı olan “kara gün dostu İhtiyat Sandığındaki” paralarından beş ay boyunca  kendi hesaplarından 2 bin TL.e kadar ve geri ödemesiz kendi yatırımı olan parasını çekme  hakkı tanınıyor!

***

BAKIN: Devlet bir “sistemler manzumesidir..” Aynen türlü çeşitli geometrik ölçümler ve hesaplamalar yapılarak inşa edilen bir bina gibidir.. O binanın kolonu ya da duvarlarıyla oynar yıkıp yeniden yapmaya çalışırsanız ayakta duramaz yıkılır çünkü “sistemin yapısal bütünselliğini” bozarsınız!

Nitekim yıllar yılıdır “Devletin Kurumlarından bu nedenle şikâyetimiz vardır! Çalışmadıklarından, çalışsalar da yanlış yaptıklarından şikâyetçiyiz..

Ki toplum sadece bir “müşavirler sorunundan” neler çektiğini unutmadı! Tayin ve terfilerdeki partizanlıkları da unutmadığı gibi!

Kaldı ki bizatihi Sigortaların kendisi  her devrede batıp batıp zar zor kurtarmadı mı paçayı?

Şimdi de bugüne kadar “normal seyri dolayısıyla kendi sistemi içinde hatta Devlete borç para verecek kadar da istikrarlı bir süreci olan   50 bin Sigortalı yurttaşın ihtiyat Sandığı fonunda  biriken 800 milyon  TL’sini  “açlıktan ölmesinler” diye  devlet dağıtmaya çalışıyor!

***

PEKİ ama  nerden çıktı bu “açlıktan ölme” lafı? Ne oluyoruz?  Aradan sadece 50 gün geçti! Bir yandan “ekonomik” açılımlar yapılır normalleşme sürecine dönüş başlarken, “İhtiyat Sandığının” kara gün dostu olacak “paralarını” dağıtıp fonu eritmek  yılların sistemini bozmak değil de nedir!

Nitekim sorunu yakından takip eden konuya vakıf insanlar diyorlar ki  İhtiyat Sandığına bağlı 59 bin kişinin tümü 5 ayda on bin lira çekmiş olsalar, o “800 milyonluk İhtiyat Sandığı fonunda”  300 milyon kalacak!

Sonra? Alın size zorunlu ödemelerde  yükümlülüğü yerine getirememe sorunundan ötesi sorunlara kadar bir yığın dert daha! Fonun ciddi anlamda kaybettiği faiz de cabası!

Nitekim ne dedikti, “bu hükümetin de işi Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’ninkini Ali’ye giydirmektir.. Dedikti ama yok da bu kadar!