Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR: (EGEMENLİK SORUNU!)

KÖŞEMDEN:   

 

      Eğer bir ülkede “neden niçin” soruları çoğalıp yoğaldıysa.. Meraklar endişelere dönüştüyse.. Aykırılıklar arttıysa.. Sohbetler kavgalı atışmalar halini aldıysa.. Kimse kimseyi doğru dürüst dinlemeden kendi görüşlerini çiğnenmiş sakız gibi ortalara atmışsa.. Bilimin irfanın bile beş paralık değeri kalmamışsa falan… Çekiverin o memleketin kuyruğunu, zaten yolcudur Abbas…

“İnsan memleketini sever ama.” Topraklarında  doğup büyüdüğü için.. O topraklarda yaşam hakkı kazandığı için. Yurttaşı olduğu için.. Terini akıtırken hayat hakkı kazandığı için.. Ta yıllar öncesinden gelen sülalesiyle ayni topraklarda kendinden sonra da devam edecek nesli için..

***

BU nedenle büyüktür memleket  aşkı. Nitekim Rahmetlik babam sürekli anlatırken dedemi, “iki kez hünk vurup ağladığını” söylerdi..

“Birisi  1878’de İngilizin adayı zimmetine geçirdiği gündü” derdi.. Diğeri Atatürk’ün öldüğü gün.. Birisi kaybedilen vatandı, diğeri vatan kurtaran kahraman… Birinde “vatan toprakları” gittiydi diğerinde Türklük dünyasının atası.                                                 Tam 450 yıldır bu adada varız.. Bu varoluşumuzu  sürdürmek için egemen bir toplum olarak saldık köklerimizi topraklarına.  Hem Evkaf hem de tapulu mallarımızla… Hem de  Kıbrıs Türk halkı olarak yaşam savaşı verdiğimiz   ulusal direnişimizle..  Önce İngiliz’e sonra Rum’a karşı!                                                                                                            ***

VE komşumuz Rum! Doğrusu ya bu adada onların da hakkı hukuku var. Egemenlik özgürlük savaşları var ki uğruna Papazlar sultasında “Enosis” amaçlı bayrak da açtılar, İngilize karşı EOKA terör örgütünü de kurdular.

İşte bu tarihi gerçektir ki “iki halkı karşı karşıya” getirirken bugünlere kadar sürüp gelecek siyasi sorunun “ada egemenliği” odaklı çatışmalı ve savaşlı olaylarıyla yoğrulmuş “Kıbrıs siyasi sorunu” adlı kanlı bıçaklı Türk Rum mücadelesini yarattı!

Hâlâ her iki toplum da işte bu Kıbrıs tarihini yazıyorlar, bir türlü sonuna gelemediler ki  nokta koyamıyorlar!

***

BURAYA kadar Kıbrıs siyasi sorununu  Türk ve Rum halklarının ada toprakları üzerindeki “aidiyet ve Yurttaşlık” haklarından kaynaklı mücadelelerini (sadece hatırlattım.)

Açık  gerçektir ki “en az Türk halkı kadar Rum halkının, en az Rum halkı kadar Türk  halkının bu adada “egemenlik ve devlet olma hakkı” vardır. Çünkü Kıbrıs her iki halkın da memleketidir.

O halde neden onca kanlı bıçaklı olaylar yaratıldı?

Çünkü Rum tarafı İngiliz sömürge döneminden beridir tek başına tüm Kıbrıs’ın sahibi dolayısıyla egemeni olduğu iddiasındadır.. Üstelik o egemenlik hakkını Kıbrıs’ı Yunanistan’a yamamak için dolayısıyla aradaki engeli teşkil eden   Türk halkını da bertaraf ederek gerçekleştirmeye  çalışmaktadır..

Nitekim bu amacına ulaşmak için yakın geçmişte Kıbrıs Cumhuriyetini yıkarken, Annan planını reddetti, Crans Montana’da da çözüme an kala caydı!

Yani ne? Çözüm alternatiflerini hep öteledi.

****

ŞİMDİ bir hukukçu arkadaşımın iddiasından yola çıkarak yazacağım:

Diyor ki arkadaş “eğer  (bizimkisi gibi) bir siyasi sorunun üzerinden  50 yıl geçer ve hâlâ o sorun çözülmezse, çözümsüzlüğü statüsel olarak çözüme evrilerek kalıcılaşır..”

Yani neyse bugün Kıbrıs’ta siyasi yönden Kuzey Güney gerçeği, o “gerçek” çözüm olarak kabul görür.

Buna da “İnternational Low Presumption” denir..  “Yani Uluslar arası Hukuk Varsayımı..”

Eğer çözüm iki kurucu devlet tarafından gerçekleşecekse ve eğer her iki toplum da bu adada kalıcılıklarıyla varlıklarını sürdüreceklerse… Hiç başka çaresi yoktur. Adı ne konursa konsun “çözüm” Kuzey Güney gerçeğinde iki tanınmış Devlet arasında  olacaktır..

Ve artık KKTC’nin (bu çözüm için) tanınması müzakere masasına da tanınmış devlet statüsünde oturması gerekir..