Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Görmek istemedikleri!

Ansızın bastıran şaşkınlığın ardından ilk tepkiler işitilmeye başladı:

“Yahu nedir bu İHA’lar? Şimdi zamanı mıdır?”

“Ne yani Türkiye adada savaş çıkarmaya mı çalışıyor?”

“Bu gidiş iyi gidiş değil. Türkiye tehlikeli sularda geziniyor” vesaire…

Bu arada Akel’in AB’deki parlamenteri Niyazi Kızılyürek gibi olanları da dönüp dönüp bize bakarlarken, hallerimize çok ama çok üzülüyorlar!

Nitekim diyor ki Kızılyürek zavallı Kıbrıs Türkü! Türkiye ile Rum tarafı arasında kaldı! Ne kimliği belli ne varlığı!..

FAKAT kimseler bugüne kadar Rum’un siyasi ve askeri faaliyetlerini sorgulamak gereğini duymadı!

İsrail ve Mısır ile askeri ve ekonomik anlaşmalarını yorumlamak gereğini duymadı!

Fransa ile olan ilişkilerini, ikide birde yaptığı askeri tatbikatlarını, önüne gelen ülkeye üs vererek Güney’i olduğunca garnizon haline getirdiğinin sorgulaması yapılmadı, kınanmadı!

VAKTA ki Türkiye Doğu Akdeniz’de hem KKTC’nin hem de kendi kıtasının haklarını savunup sahip çıkmak yollarında harekete geçti, “yoksa niyeti savaş mı çıkartmaktır”  takılmalarına maruz kaldı!

Üç tarafı denizlerle çevrili koca kıta Türkiye’si buna karşın karasuları ile kıta sahanlıklarını saptayamayacak,  denizlere açılamayacak, araştırmalar yapamayacak!

Neden? Çünkü Rum tarafı ile Yunanistan böylesi  yayılmacılığı hiç sevmezler de ondan!

AKILLAR başlara dediğimizin üzerinden 45 yıl geçti! 45 yıldır bu adada Rum’un “insafına” sığındık  belki çözüm olur umudunda müzakere masalarından müzakare masalarına taşındık!

Ne var ki Kızılyürek’in söylemekten sarfınazar ettiği  gerçeklerde Rum tarafı   bizi kendi “bölgemize kilitleyip” ambargolar altında ezerken, kendisi Güney’de bir dünya devleti olarak sonunda Ege Denizi, yanı sıra Doğu Akdeniz’i de  bir Rum-Yunan gölü haline getirmek için siyaset adına yapmadığı hokkabazlık, çevirmediği dolap kalmadı!

Fransa İtalya ile anlaşmalar yaptı, İsrail ile askeri tatbikatlar!

Bugüne kadar hep seyrettik! Derken uzun yıllardır Türkiye’nin kaplumbağa kabuğu içinde sakladığı başını azıcık dışarı çıkaracağı tuttu, kıyametler kopuyor!

Herkes çok korkuyor! Olmaya ki Türkiye bir delilik yapar da 1974 benzeri bir yeni harekâtı daha gerçekleştirir..

Ne diyorlar ama? Korkunun ecele faydası yoktur.. Kaldı ki bir deyim daha vardır bizde: “Bu dünya etme bulma dünyasıdır!” Yada  “alma mazlumun ahını çıkar zari zari!”

Dolayısıyla bir daha yazayım: Aklını başına alması gereken taraf Güney’dir..

*****

KISACA TAKILDIKLARIMDIR!

BİR süredir Yeniboğaziçi ile Yeniiskele için düzenlenen    “İmar planına” yönelik  “olmadı”  denilen itiraz sesleri yükseliyor!

Nitekim Başbakan Tatar da “neden olmadığını” açıklamadan, “mevcut şekliyle plana hayır” diyor!

Doğrusu biz de niçin “hayır” dendiğini bilmiyoruz!

Bazılarının iddiasına göre yeni bir ranta neden olacakmış! Allah Allah! Bildiğimizce planın oluşturulmasının bir nedeni de toprak spekülasyonuna dayalı rantı önlemek içindi!

Peki ne oluyor? Yani İçişleri Bakanı çarpık yapılaşmaları önlemek için yeni rant fırsatları mı yaratıyor!

KISACA KKTC bu ülkede (savaş beklentilerinde olanlar  için yazayım) 1974’den beridir evet savaş devam ediyor ama toplu tüfekli askerli değil..

Topraklı arazili.. İnşaatlarla apartmanlarla.. Sahillere kondurulan oteller villalarla devam eden savaştır… Ki bu savaşın silahıyla topu, tankı ile kurşunu da “ranttır!”

Son İmar Planı için  de gözlerim kapalı  diyorum ki  ya bu  “rant kapısını kapatacağı” için karşı çıkılmaktadır; yada bazılarının kaparozlamasından   kaçırtılıp bazılarına kapı açmasından dolayı itirazlara uğramaktadır!

Her halûkârda demek ki bu ülkede hâlâ bitmedi hamahuma!

*****

Ülkeler için en büyük kâbustur işsizlik! Çünkü sadece ülkenin ekonomik yönden geri kalmışlığının miyarı değil, “istikrarsızlıktan” kaynaklı bozulan sosyal hayatın da göstergesidir..

Kaldı ki  KKTC’de işsizlik “üniversite mezunlarını” vurmaktadır!

Merkez Bankasının son açıklamasına  göre   2019 Ağustos ayı sonunda “kayıtlı işsiz sayısı yüzde 47 artarak 1013’e yükseldi..

Bu rakam kayıtlı işsizleri belirtiyor. Büyük olasılıkla  bir o kadar da kayıtsız olanlar vardır..

Küçük toplum içinde büyük rakam!

Üstelik “ticaret sektörü” üzerinde gelişen buna karşılık sanayisi ile tarımı yani “üretimi” olmayan KKTC’den söz ediyoruz  ki yıllarca   okutup yetiştirdiğimiz gençlerimiz de artık iş, aş, hayat hakkını dış ülkelerde arıyorlar!

Bu “tecelli” bir yerde “bizim gibisi adaların” kaderi de olsa yarattığı “kırıklıklarla bunalımlar” toplum psikolojisini olumsuz etkilemektedir.. Çünkü hiçbir aile evladını “işsiz” kalsın diye yetiştirmez..

*****

Haberimiz yoktur ama meğer cennet gibi ülkede yaşamaktayız!  Devlete göre hayat pahalılığı hemen hemen hiç yok!

Merkez Bankası Statistik Kurumuna  göreyse  enflasyon bir yılda yüzde 97 düşmüş!

Eee! Neden esnaf “battık” diye feryat ediyor? Neden “eczaneler krizde?” Neden onca artışa karşın kamu görevlilerinin iki yakası bir yere gelmiyor! “Çiftçi hayvancı” neden şikâyetçi?.. Allah mı bilir!