İrade Arapça sözcüktür. Türkçe’de karşılığı “isteme, dilemedir.” Ne var ki bazı soyut kavramlarda olduğu gibi “iradenin” yarattığı “duygu ile çağrışımı” bu iki kelimeyle ifadede yetersiz kalır..
Kısaca irade bir fiil değil azimdir! Dolayısıyla “Türk ve Rum liderlerinde eğer irade varsa çözüm olur” vurgulaması siyaset gibi “politik atraksiyonların” söz konusu olduğu alavereli dalavereli çözüm süreçlerinde “olsa bile” yeterli değildir!
OYSA başından beridir özellikle Kıbrıs siyasi sorununun çözümünde hemen ilgili tüm çevrelerin sık sık seslendirdikleri “irade” sadece bir temennidir!
Mesela çok rahatlıkla diyebiliriz “eğer Sn. Akıncı ile Anastasiadis iradelerini kullanırlarsa çözüm olur!”
Nitekim CTP Genel Başkanı Erhürman ile AKEL Genel Sekreteri Kiprianu da 25 Kasım’da Berlin’de yapılacak 3’lü görüşmeyle ilgili bir araya gelip konuştuklarında dediler ki “irade varsa çözüm olur!”
HA! İşte geldik “siyasi iradenin” nasıl bir çözüm için kullanılacağına:
Ondan önce hatırlatalım ama: 2004’de Annan planı referanduma gittiğinde ayni AKEL bugün sözünü ettiği o siyasi iradesini kullanarak “hayır” dediydi!
Peki neydi Akel’in o günkü çözüme yönelik düşüncesi? Büyük olasılıkla Türkiye’nin garantörlüğünün devam etmesiydi..”
İki Kurucu Devletin eşit statüye sahip olmasını da beğenmemiş olabilirdi!
Federal Hükümete ve Kurucu Devletlere verilen yetkiler de hoşuna gitmeyebilirdi!
Hatta AKEL iki Federe Devletin ilişkilerini bile benimsememiş olabilirdi!
DİKKAT ama yıl 2004’tü!
Türk toplumu henüz ne bugünkü yollara sahipti ne de o yollardaki arabalara..
Girne’de bugünkü kadar ne otel vardı ne turist..
O yıllarda ne bugünkü kadar imar iskân vardı ne nüfus patlaması.
TC’den su gelmediydi.17 Üniversitesi kurulmadıydı.Ve Kuzey’de bugünkü TC’lilerin urubu kadarı bile yoktu.. Doğu Akdeniz’deki enerji sorunu da yoktu, Ortadoğu’daki savaşlar da…
İŞTE şimdilerde “eğer siyasi irade varsa çözüm olur diyen” AKEL artık Kuzey’deki bu büyük değişimle gelişimi de kabul ederek tavır koymalıdır müzakerelere!
Kİ AKEL’in aradığı “Birleşik” fakat “Türkiyesiz bir Kıbrıs” artık CTP’nin bile kabul etmeyeceği bir “çözümdür.”
*****
DİNİ İSTİSMAR ETMEYİN
Akıllı ve işini bilen hükümetler toplumsal sorunları istedikleri gibi “gündem” yapmasını becerenlerdir!
Ne var ki “iki karpuzu bir koltuğunun altına sığdıramayan” bizdeki gelip giden “mevsimlik iktidarlar” artık sorunları bile çözme kabiliyetlerinin kalmadığı gerçeklerde üstelik bir karış suda boğuluyorlar!
Ne var ki şu son dönemlerde UBP’nin eski hastalığı olan “ben yaparım olur” hükmündeki tutumu yine nüksedi!
Bunu geçtiğimiz gün Havadis Gazetesinde Melin Dobran’ın, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve KTOEÖS Başkanı Selma Eylem’le gerçekleştirdiği konuşmaları yayımladığı için öğrendik. Bakın neleri:
BİR: Eğitim Bakanlığı yasalara aykırı keyfi şekilde okullara öğretmen atamaktadır.
İKİ: Üstelik bu atama “türbanlı” bir öğretmen olmaktadır.
ÜÇ: Adını bile yanlış koydukları “İlahiyat Koleji” sınavsız öğrenci kaydetmektedir!
Dört: Okulda Bakanlıkça belirlenen resmi öğretim saatleri dışında ayrıca dini eğitim yapılmaktadır!
BEŞ: Elcil’in iddiasına göre zaten okulu kökü Türkiye’de olan “tarikatlar” yönetmektedir.
ALTI: Son olay ise şudur: (Olayı Şener Elcil ve KTOEÖS Başkanı Selma Eylem şöyle anlatmaktadır:)
“…Bilindiği gibi Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin mütevelli heyeti Başkanının soyadı Kaynarca’dır. Türbanlı matematik öğretmeni de onun kızıdır! Kız burada sınava giriyor ve 6. Geliyor. İtiraz ediliyor. İtiraz değerlendiriliyor.. (Elcil’e göre kızın kadrosu 11 sıraya düşüyor.) Normalde Koleje 4 öğretmen alınacaktır. Fakat sırf Kaynarca’nın 11. Sıradaki kızını da kadrolamak için 11 kişi daha alınıyor!..
ŞİMDİ Eğri oturup doğru konuşalım: Şener Elcil’le siyasi görüşleri nedeniyle ben de uyuşmam. Fakat bu “kişi” ülkenin en büyük ve etkin sendikalarından birinin Genel Sekreteri ve ayni zamanda bir öğretmen, eğitmendir..
Kaldı ki olay artık Medya’daki haberleriyle Elcil’i de aşmakta resmen KKTC’nin sorunlarından birini oluşturmaktadır.
Ki neresinden bakarsanız bakınız, ortada Amme Hizmeti Komisyonunu da çiğneyen bir yasa dışı atama vardır. Başı türbanlı olduğu için kafasındaki özgür düşüncelerini okuyamadığımız bilemediğimiz fakat babasının torpili ile ataması yapılmış bir bayan öğretmen vardır!
Nitekim ben “olayı” okuduğumda “ne oluyoruz, nereye koşuyoruz” dedim! Ki 45 yıldır bu KKTC’yi kılıktan kılığa soktuk. Ekonomi diye ranta yedirdik! İmar diye çarpık yapılaşmalar haline getirdik.Yollar yaptık trafiğinde insanlarımızı kurban ettik! Turizm dedik memleketi “kumarhaneye” çevirdik. Tarım dedik sebze meyve ithal ettik! Hayvancılığı öldürdük.. Vesaire…
BARİ şu “kimselerimizin dinsiz imansız olmadığı bu ülkede “dini” istismar etmeyin! Kaldı ki bizatihi bu dindar ve görevli çevreler bilecekler. Böylesi istismarlar ve alavere dalevereler haramdır, günahtır!
































