Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İşte “asla” olmayacaklar…

Rum lideriğiyle Rum halkının Kıbrıs siyasi sorununa yönelik anlayamadıkları yada gördükleri bildikleri halde kabullenemedikleri  çok  gerçek vardır.

BİR: Mesela 1974 sonrası oluşan iki bölge ile iki ayrı toplum gerçeğini bundan sonra (birleşik Kıbrıs vurgulamalarından ne anladıklarını bilmiyorum ama) asla değiştiremeyeceklerini..

İKİ: Dolayısıyla Kıbrıs adasına asla egemen olamayacaklarını..

ÜÇ: Türkiyesiz bir Kıbrıs çözümünü asla başaramayacaklarını..

DÖRT: Olası bir çözümü asla kendi nüfus çoğunlukları üzerine gerçekleştiremeyeceklerini..

ALTI: Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarına asla tek başlarına sahip olamayacaklarını.

YEDİ:  Türk halkını müzakere masalarında ilânihaye oyalamayı asla başaramayacaklarını..

SEKİZ: Eğer makul dolayısıyla kabul edilebilir bir çözüme yanaşmazlarsa adayı “ilânihaye” iki bölge iki Devlet olarak kabul etmek zorunda kalacaklarını..

DOKUZ: Hesabını bilmeyen öküz senede bir çift boynuzdan olurmuş! Bu kafayla devam ederlerse bundan sonra asla kaybedecekleri boynuz da bulamayacaklarını..

ON: Siyasi politikalarını oluşturan  “çılgınlık” esamesindeki tutumlarını değiştirmez.. Bu adada bir Türk halkı ve Devleti olduğunun idrakine varmaz..  Müzakereleri maskaralık haline getirmekten vazgeçmez.. Çözüme yardımcı olmazlarsa..  Bundan sonra  Güneyde de olsalar asla huzurları olmayacaktır!

BUNLARI kabul etmeden bilmelidirler ki tüm çözüm arayışları “beyhudedir!”

Adadaki “iki etnik halk” (ki bu Türkçe yada Rumca konuşan Kıbrıslılar safsatası değil, resmen Kuzey’deki Türk ve Güney’deki Rum halkı gerçeğidir) iki ayrı devlet olarak ancak belirli işbirliğinde yaşayabilirler. Çözüm de bunun üzerine inşa edilir!

                        *****

GENÇLERİ BEKLEYEN İŞSİZLİK…

İstatistiklere göre “liseyi bitiren gençlerin yüzde 75’i üniversiteye gidiyormuş.”

Demek yüzde 25 oranında bir genç nüfus da Liseden sonra “hayata atılmakta.” Ancak bu konuda elimizde bir veri yok.

Örneğin Üniversiteye gitmeyen bu gençler “hangi iş kollarında çalışmaktalar?

Bunların kaçı köyünde, tarlasında, bahçesinde yada sürülerinin peşindedir?

Kaçı özel sektörde çalışmakta, kaçı lise mezunu genç kendi işyerini kurmakta yada babasının akrabalarının işyerlerinde istihdam olanağı bulmaktadır?

YOKSA diyorum  liseyi bitirdikten sonra üniversitelere gitmeyen bu “yüzde 25’lik genç nüfus kadınlardan mı oluşmaktadır?”  Bu konuda da bir veri yoktur.

BUNA karşılık üniversiteyi bitiren gençlerin yüzde 17’sinin işsiz olduğu söyleniyor (Herhalde  çok daha fazladır!)

KKTC’nin gelecekte büyük sorunu  liseden sonra üniversiteye gitsin veya gitmesin, “genç insanın” işsizlik sorunu olacaktır..

Bu soruna bağlı olarak da  (sık sık tekrarladığımca) “genç insanın” gitgide daha yoğun şekilde topraktan, pek çok  meslek dallarından kopmana neden olacaktır.

KKTC’de bu “toprak ve mesleklerden kopmalar” da bu alanlarda çalışan çok daha fazla insana olan  ihtiyacı artıracaktır ki bu insanları “dış ülkelerden” getirtmek zorunluluğu daha  daha çok büyüyecektir.

NİTEKİM  bugün “ekilip biçilen topraktan ağıllara, evlerdeki temizlikten hasta bakıcılarına, işçilerden kalifiye işçilerine, zanaatkârdan turizm sektöründeki garsonlara, aşçılara kadar “çalışanlarımızı” dışımızdaki ülkelerden getirtiyoruz!

NEREYE kadar ama? Üniversite lise mezunu genç işsizken, dış ülkelerden KKTC’e sürekli “çalışacak insanlar” getirmenin yarattığı sorunlardır ki “İkamet ve Vize Tüzüğü” yapılmasını  zorladı..

Ancak bu yapılan, sorunun sadece “kaçak işçiler” ve yarattıkları sosyoekonomik sorunları önlemeye yönelik tedbirleri içeriyor..

Olayın bizim için asıl görülmesi gereken büyük resmi, “kendi genç yurttaşlarımızın gitgide büyüyen “işsizliğiyle,” geleceklerde bu işsizliğe nazire dışarıdan daha çok “işçi” yada türlü iş kollarında çalışacak “insan” talebinde bulunacak olmamızdır..

Kısaca artık bırakın gelip geçen yılları;  “kurtarmak” zorunda kaldığımız “günlerimizin” olduğunu görmemiz gerekir..

*****

KISACA TAKILDIĞIM: (HAYDİ Sn. ATAKAN BİTİR ŞU YOLU!)

Daha önce de yazdımdı: Maliye Bakanı Amcaoğlu ile Ulaştırma Bakanı Atakan bir süre önce şöyle seslendilerdi birbirlerine:

Atakan: “Eğer bizim Bakanlığa  150 milyon lirayı verseydin tüm yolları yapardım!

Amcaoğlu: Personelinizin maaşlarını bile ödeyemiyorsunuz, size 40 milyonTL verdim şükredin!

Oh, Ohh! Siz tepede birbirinizle TC’den gelen paranın paylaşımlarında “sen-ben” dalgalarında aşıklar gibi çalıp söyleşin; biz de Mağusa’da sittin senedir bir ucu DAÜ’de bir ucu Zafer Anıtında, asvaltları kazınmış, delik deşik edilmiş, trafiğin en yoğun olduğu,  kilometrelerce uzanan    İsmet İnönü Bulvarında gidip gelirken çile çekelim!

“Ayıbı” da bir yana! Bilmem kaç ülkenin DAÜ’de öğrencisi var diye lafazanlık yapılacak,  sonra da o öğrencileri kaldırımsız, asvaltsız rezilin rezili yollarda yürüteceksiniz!

Hükümetle Belediyeler dalaşacak, ayvayı Mağusa halkı yiyecek!..

Haydi Sn. Atakan! Allahasen bitir şu İsmet İnönü Bulvarını da hem çilesinden hem yüz karasından kurtulalım!