Keşke yazmak zorunda kalmasak! Ne var ki söz konusu olan KKTC’nin geleceği. Bugün de sürdürülen çözüm çabaları o “gelecek” için. Yetişen çocuklarımızın, nesillerimizin bu adada ilanihaye var olmaları için.
Bu nedenle BM’ler Genel Sekreterinin özel temsilcisi Lute’nin temaslarına bigane kalamıyoruz. Buna karşın diyoruz ki “keşke arada BM’ler, Lute gibi dıştan kumandalı yetkililer olmadan Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplumları sorunu önce kendi aralarında çözebilselerdi!”
Yoksa BM’ler müzakereleri yeniden başlatabilse hatta sorunu çözüme de götürse, sonuçta beş yüz yıldır bu adada birlikte yaşadığımız Rum toplumuyla yine birlikte yaşamaya devam edecek, geleceklere küçücük adanın kaderi için birlikte yürüyeceğiz, BM’ler sekreteryasıyla değil!
Bu nedenle Lute’nin temaslarına önem versek de ancak bir katalizördür diyoruz.
Nitekim Sn. Mustafa Akıncı’nın geçen gün son gelişmelerle ilgili Meclis’te yaptığı açıklamalarından da anlıyoruz ki son söz yine Türk ve Rum liderleriyle halklarınındır!
GEÇEN hafta Sn. Akıncı ile Lute müteaddit defalar kendi aralarında görüştülerdi. Anladığımızca Sn. Akıncı “oldukça temkinliydi.” Nitekim Meclis’te son gelişmelerle ilgili bilgilendirmelerde bulunurken şöyle diyordu:
“Her şeyi bitmiş kotarılmış önlerine koymadım. (Lute’un.) O noktada değiliz” zaten… Oluşum halindeyken neyin görüşülmekte olduğunu, hangi konularda olumluluklar hangi noktalarda sıkıntılar bulunduğunu belli ölçüler içinde kendileriyle paylaştım..”
(Anlıyorum ki Sn. Akıncı Hükümet kanadının sorunun çözümüne yönelik kendilerinden farklı görüşlerinden dolayı sıkıntı duymaktadır yada rahat değildir.)
Nitekim Sn Akıncı Lute ile hatta arada Anastasiadis ile görüşürken, Tatar-Özersay cephesi hâlâ “çabaların boşuna olduğunu beyan ediyor ve umutsuzluklarını” ortaya koyuyorlardı!
ÖTE yandan Sn. Akıncı’nın bir yandan da Doğu Akdeniz’deki enerji konusunda bazı somut girişimlerde bulunduğunu öğreniyorduk.
Örneğin Anastasadis’e Doğal Gazın paylaşılması konusunda üç somut öneri götürdüğünü. Şöyle ki:
Ya taraflar Kıbrıs siyasi sorununun çözümüne kadar Doğu Akdeniz’deki tüm çalışmalarını dondururlar..
Yada Rum Türk tarafları birbirlerine engel koymadan kendi çalışmalarını sürdürürler.
Veya bu çalışmaları birlikte yaparlar.
Bu sonuncusuyla ilgili diyor ki Sn. Akıncı, “bu da bizim önerimizdir..”
Tabi hiç biri olmuyorsa o zaman Sn. Akıncı’nın vurguladığınca herkes kendi yolunun yolcusu olur..
KISACA son gelişmelerle ilgili ortaya çıkan yeni siyasi durumla ilgili şunu anlıyoruz. Bir süre öncesine kadar Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olan Doğu Akdeniz’deki Doğal gazın paylaşım sorunu; şimdi yerini, Türk-Rum taraflarının Doğu Akdeniz’deki uzlaşı zorunluluğuna bıraktı! Yani önce Doğu Akdeniz’de çözüm… İzlemeye devam…
**********
HÜKÜMET MAĞLUP OLDU!
Açık seçik yazalım: Kıb-Tek Hükümet ile sürdürdüğü mücadeleden 2-0 galip çıktı!
Niçin bir değil de iki?
Bir: Bugüne kadar Toplum Örgütlerinin ister sendikal faaliyetleri, ister çalışanlara yönelik hak arayışları, (haklı-haksız) olgusunun ötesinde bir değer yargısıyla ifade edildiğinde, “Devletle oyun olmaz” diyorduk. Devlet her zaman büyük ve güçlüdür diyorduk!
İki: Devlet ülkenin “doğal kaynaklarıyla” “enerjisinden” birinci derecede sorumlu tek “otoritedir” diyorduk.
Kıb-Tek’in sendikası Tel-Sen her iki gerçeği de paramparça etti!” İvedi ihtiyaç olmamasına karşın istediği dört jeneratörün alımını hükümete kabul ettirdi!
Yani Hükümetin maliyesini sıkıştırıp canını çıkartarak!
Yani halkın çıkarlarını Hükümetten daha çok düşündüğünü, bu yolda daha çok mücadele ettiği imajını çakarak!
Yani Sendika olarak “devletin üstünde olduğunu” bir kez daha “benim istediğim oldu” dedirterek!
Yani memlekette “sendikaların isteklerinin devlet tarafından yerine getirilmesi beklenmez, çeke söke alırlar” teamülünü gerçekleştirerek!
Ve tabi TC’den kablo ile elektrik akımının önünü tıkayarak!
BU otorite zafiyetine düşmüş bir “hükümet” başka ülkelerde anında istifa ederdi! Bizde öyle bir teamül yoktur! Aksine “istifa etmek durumunda kalmamak için kim kapılarına dayanırsa, “emrin olur” diyerek isteklerle beklentiler anında yerine getirilir. Yeter ki “iktidar devam etsin!”
…Ve şimdi de yakında açılacak okullarla birlikte olacakları merak ediyorum!
Çünkü yine eksikliklerle açılacakları zaten Bakanlık tarafından da açıklandıydı! Durun bakalım “Öğretmenler sendikalarının” koparacakları kıyamet karşısında Hükümet’i Alimiz ne yapacak? **********
KISACA TAKILDIĞIM: (MERAK BU YA!)
Sık sık medyada haberleri verilir.
“Ercan hava alanından giriş yapan filan yolcu yada ziyaretçinin üzerinden 30 bin dolar çıktı. 20 bin yuro bulundu, şu kadar parayla yakalandı falan..
Diyor ki bir okuyucum, “bu haberleri sık sık gazetelerde okur işitiriz ama “müsadere” edilen bu paraların (ki epey de bir tutar haline gelmektedirler) akibetlerinin ne olduklarıyla ilgili açıklama yapmazlar! Devletin hazinesine mi aktarılır? İade mi edilir? Bir fona mı yatırılır? Yani ne? Soralım dedik!
































