Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KAÇAKÇININ RAHATLIĞINA BAK…

7 Ağustos’ta Bakanlar Kurulu, denizden karaya, karadan denize yakıt ikmalinde kaçak iddiaları bulunduğu gerekçesiyle, bir denetleme Tüzüğü hayata geçirdiğini açıkladı. Otomasyon ile akaryakıtın tüketiciye ulaşana kadar her evresinin denetim altında olacağını belirtti.

Konu, Bakanlar Kurulu’nun dediği gibi sadece bir iddia değil, gerçekti.

Hükümetin önüne hangi iddialar geldi bilmem ama, demek ki, nihayet göz yumamayacak duruma gelmişler.

Akaryakıt kaçakçılığı yeni bir şey değil ki. Her dönem konuşulur.

Şehir efsanesi gibidir. Konuşulur, o kadar.

Arada ufak tefek birileri yakalanır. Mesela geçen yıl Kasım ayında benzer bir vakada 3 bin litreye yakın gümrüksüz akaryakıt yakalanmıştı. Oysa konuşulan rakamlar çok daha büyük ve organize olduğu iddiaları vardır.

Bu kez, tam da Bakanlar Kurulu kararının açıklandığının ertesi günü polis, Mağusa’da tam da bahsedildiği gibi bir kaçakçılığa el koydu.

Adamın rahatlığına bakar mısınız? İlk defası mıydı? Ya da ilk örnek miydi? Beni buna kimse inandıramaz.

Bakanlar Kurulu’nun en nihayetinde olayın peşine düştüğünü bildikleri halde, ertesi gün bunu yapanların, daha önceki faaliyetleri de inceleme altına alınmalı.

Bu ülkede suçlular, hiçbir başka ülkede olmadığı kadar  rahattırlar.

Ve sistem, bunu ısrarla görmezden geldiği için de sanki görünmez bir el bu ülkede kanunsuzluğu teşvik etmiştir.

Bakanlar Kurulu’nun yeni Tüzüğü kaçakçılıkla mücadelede ne kadar etkin olacak, göreceğiz…

 

 

DOĞAL GAZ’DA İŞLER İYİ GİTMİYOR…

İsrail ve Mısır’ın kaynaklarının dışında, doğu Akdeniz’deki yataklardan çıkarılacak doğal gazın, uluslararası rekabete, uygun olmadığı sürekli dile getiriliyor. Özellikle de Rus gazıyla rekabet etmesin,n imkanı yok.

Oysa hepimiz biliyoruz ki, bu canhıraş faaliyet, doğal gaz için değil, egemenlik kurma amaçlı.

Öyle olunca da, egemenlik konusunu ağababalarına bırakanlar, milyon euroları atmaya, başlangıçtaki kadar ısrarlı değiller.

Mısır’da sondaj yapan İtalyan şirketi ENI, Güney Kıbrıs’la da anlaşma yapmış, ancak sondaja başlamadan ayrılmıştı.

Şimdi bölgedeki doğal gazın Avrupa’ya taşınması tartışılırken, yine İtalyanların sorun çıkarttığı bildiriliyor.

Rum, Yunan, İsrail, Mısır, Lübnan arasında imzalanan boru hattı anlaşmaları var. İsrail ve Mısır gazının taşınması projesinin maliyetinin 7 milyar dolar olduğu söylense de, çok iyimser bir rakam olduğu konuşuluyor. Taşınacak gaz, en iyi ihtimalle yıllık 10 milyar metreküp civarında olacak. Bu Avrupa’nın yıllık tüketiminin sadece yüzde 2’si.

Ancak gazın Avrupa’ya ineceği yer olan İtalya’nın kıvırdığı anlaşılıyor. Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis, “İtalya ile bazı konuların ortaya çıkmasına bağlı olarak” henüz nihai anlaşmayı imzalayamadıklarını söylüyor.

Sanırım bir yerde artık reel politika devreye girmeye başlıyor.

Hakimiyet savaşları içinde Kıbrıs adasının geleceğini gözünü kırpmadan karartmaya kararlı Anastasiadis, öyle kolay aktör olamayacağını yakında anlayacak.

Bu öyle bir oyun ki, hem ona yedirmezler, hem de boyuna posuna bir bakarlar.

Diğer yandan Kıbrıs’ta bir çözümün önüne doğal gazı engel olarak çıkartmayı bir süre daha sürdürecek gibi görünüyor. En azından Başkanlıktaki ömrü kadar.

Dünkü görüşmede Cumhurbaşkanı Akıncı Rum liderin hidrokarbonlar konusundan kabul edilmez bir öneri sunduğunu söyledi ancak ne olduğunu açıklamadı. Bir gün önce Rum basınına sızdırılan konu olabilir. Anastasiadis’in Akıncı’ya “Rum yönetiminin enerji programının gidişatıyla ilgili iki toplumlu  bilgilendirme komitesi” kurulmasını önereceğini yazmışlardı. Dün Anastasiadis de “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji ile ilgili kararlarını ve gelişmeleri Akıncı’ya bildirmeyi de önerdim” derken bunu kastediyordu.  Dalga geçer gibi… Tabii ki ciddiye bile alınamaz.

Cumhurbaşkanı Akıncı, hidrokarbon konusunda henüz ortak anlayış gelişmediğini de söyledi.

Gelişmeyecek de. Adam uzlaşmazlığına kılıf bulmuş, dünyayı da arkasına almış, kaptırır mı?

Fakat işlerin Rumlar açısından tersine dönmesi yakındır gibi geliyor…

 

 

 YERİN KULAĞI VAR

BEKLENEN BULUŞMA:

Akıncı ve Anastasiadis, Eylül ayında BM Genel Sekreterinin de katılacağı üçlü bir zirveye evet dediler. Kıbrıs konusunun özünde bir anlaşma yok. Görüşme sonrası Rum lider bunu açıkça söyledi. Görüşmede daha çok, yan yana iki devletin ilişkisine benzer ilişkilerin ele alındığı anlaşılıyor.  Rum tarafını bir anlaşmaya zorlayacak şartların henüz oluşmadığı anlaşılıyor.

 

ÖZERSAY ÇOK KIZACAK:

Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Kıbrısta iki toplumlu, iki kesimli, politik eşitliğe dayalı, adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşılmasının adaya barış, huzur ve istirkrar getireceğini” söyledi. Aylardır böyle bir anlaşmaya karşı çıkan ve “federal çözümün” artık bittiğini savunan Dışişleri Özersay, Akar’ın bu açıklamalarına eminim çok bozulmuştur. Demek ki Türkiye, Özersay’ın aksine, adada hala federal bir çözümü destekliyor…

AMAÇ TAZMİNATTAN KURTULMAK:

Başbakan Tatar, Maraş’ta eski sakinlerin Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmaları halinde, komisyonun değerlendireceğini belirterek, “bu açılımla isteyen geri dönecek, isteyense malını satacak. Biz de tazminat sorunundan kurtulacağız” dedi. İşte Maraş açılımındaki gerçek bu son cümlede, “yani “tazminattan kurtulmakta” gizli. Biliyorsunuz AHİM’de bu konuda Türkiye aleyhine açılmış ciddi tazminat davaları var.

 

KARARI MAHKEME VERECEK:

Emlak dolandırıcılığı davasında 3 Tapu Dairesi çalışanının tutuklanmasına arkadaşları tepki göstererek iş bırakma eylemi yapmışlar. Bu üç çalışanın suçlu olup olmadığına mahkeme karar verecek. Ancak olayın boyutu büyük, belli ki polis ifadelerden yola çıkarak bu gözaltıları yapmış. Kimsenin birilerini suçladığı yok ama, arakadaşlarımız tutuklandı diye iş bırakmayı, greve çıkmayı anlamadım. Bırakın polis ve mahkeme görevini yapsın, suçsuzsalar eğer zaten ortaya çıkar.

 

KOMİK:

Rum liderlerin mal varlıklarına baktım, pek de inandırıcı gelmedi bana. Hele de bunca yıldır siyasetin içinde, milletvekilliği, parti başkanlığı, başkanlık yapmış Anastasiadis’in evi sadece 66 bin euro’luk mu? Ailelerinin üstüne olan mallar bunun içinde mi bilmiyoruz. Ama bizim bu kadar eski siyasileri silkelesen, birkaç milyon sterlin düşerdi…

 

YILDIZ PALAS:

Turizimde hedef koyduğumuz “2 milyon turist” sayısına çoktan ulaşmışız da haberimiz yok. İnsanlar, pardon turistler otellerde yer bulamadıklarından artık sokaklarda yatıyorlar. Parklar, inşaat alanları hatta belediye plajları resmen otele döndü. Turizm Bakanlığı artan bu “turist akını” karşısında acilen oteller açılması için girişim başlatmalı. Çünkü bu hızla 2, 5 milyonu bulmamız işten değil…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Ercan Hava Alanı’nın özelleştirilmesi bu ülkede yaşanan en büyük faciadır. ‘Artan yolcu trafiği için daha büyük bir terminal ve daha iyi hizmet’ gibi özelleştirmenin temel ve doğru kuralları Ercan’da yağmacılığa dönüştü. ‘Bütün siyasetçiler benim cebimdedir’ diyen yatırımcı zat inşaatı bitirmeyip devletten on milyonlarca Euro söğüşlemek için her türlü madrabazlığı yapıyor. Ercan’ın özelleştirme faciasında bıçak kemiğe dayanmıştır ve hükümetin atması gereken bir adım kalmıştır. Sözleşme koşullarına uymayan T&T yani Taşyapı’nın sözleşmesini iptal edip, geldiği yere geri göndermek. KKTC devletiyle oynayan, Kıbrıs Türkünü bu kadar hakir gören bunu çoktan hak etmişti”…

 

 

DİPTEKİLER

Sarhoş Bir Tanker Şöförü: Bunu da gördük ya, daha ne diyeyim. Ne yolların bozukluğu, ne eğitim, hepsi boş iş. Adam kafayı çekip, altına da tankeri alabildikten sonra, söylenecek başka bir şey yok. Yollarda canavarlar gezebiliyor bu ülkede. Sizce böyle böyle bir şöförün, hele de kırsaldaysa, trafikte kontrola yakalanma olasılığı kaçta kaçtır? Tüm soruların yanıtı burada yatıyor.