Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Doğu Akdenizde bloklaşmalar!

Bizi ilgilendirmez gibi gözükse de İşit sonrası Ortadoğu’da mevcut haritayı değiştirecek kadar hızlı “siyasi bloklaşmalar” oluyor…

Son olay, Amerikalı Trump’ın Kudüs’ten sonra bu kez de Golan Tepelerinin İsrail’e ait olduğunu kabul etmesidir…

Netenyahu bu “tanınmayı” o kadar çok sevdi ki neredeyse zil takıp oynayacak da sonuçta Amerika’yı en iyi vefalı dostu ilan etmekle yetindi!

GELİŞMELERE baktığımızda görebildiğimiz ilk olay, ABD’nin Suriye’den çekilirken kendinden boşalacak yere İsrail’i oturtma kararı verdiğidir.

Bu son oluşumla Trump, başından beridir bir türlü yıldızı barışmayanTürkiye’yi saf dışına iterken, PYD’ı da yanına alarak bölgede kendine ait yeni blok oluşturuyor!

Ancak bundan sonra bölgede ne kadar söz ve güç sahibi olacağı bilinmese de bir “ikinci blok” da Rusya, İran ve Türkiye arasında oluşuyor…

Nitekim Türkiye Trump’lı ABD’e Golan tepeleri üzerinden çatarken, Rusya’ya bir adım daha yaklaşarak aralarındaki vizeyi kaldıracak anlaşmaya varıyorlar…

PEKİ 3. Blok? Şu anda aslında Suriye’ye ait olan Golan Tepelerinin İsrail’e peşkeş çekilmesi karşısında Esat’ın bu oldu bittiye Amerika’ya rağmen nasıl tepki göstereceği bilinmiyor. Ben en çok bu bloklaşmalar karşısında Güney’deki komşumuzun tutumunu merak ediyorum! Bilindiği gibi son zamanlarda “cüceliğine” çok bol gelen siyasi oyunlar oynamakta. İsrail, Mısır, Fransa, Rusya gibi ülkelerle anlaşmalar yapmakta, Güney’de üsler peşkeş çekmektedir…

Fakat görülüyor ki bölgedeki bu yeni yapılanmalardan sonra Rum yönetimi Rusya ile Amerika arasında kalmışlığa düşebilecektir!

ANCAK Doğu Akdeniz’in bu şımarık ve haddini bilmez “komşumuzun” bölgede hızla oluşan “bloklaşmalarda” mutlaka bir siyasi saf tercihi olacaktır. Türkiye’ye yönelik husumeti nedeniyle de “Türkiye karşıtı” yapılanmada yer alması şaşırtmayacaktır… İşte çapanoğlu da burada ortaya çıkacaktır. Çünkü eninde sonunda Amerika ile Rusya çıkarları, “bölgede” yeniden çarpışacaktır! İşte komşumuzu asıl o zaman göreceğiz! Çünkü “ben tarafsızım” diyemeyecektir!

**********

TC’DEN AKACAK PARA!

Maliyecimiz Serdar Denktaş diyor ki “Türkiye ile ekonomik protokolü imzalasak da para akışı Hazirandan önce gerçekleşmez!”

…TC’nin bu parasal yardım olayı yavaştan yılan hikâyesine dönüyor!

Önce hatırlatayım: Ankara KKTC’nin gereksinimini duyduğu “parayı” bunca aydır savsaklıyorsa dünya alem bilir ki parası olmadığı için değildir. (Ki üç milyon Suriyeliyi besliyor!)

TC’deki Yerel seçimler dolayısıyla meşguliyet de laf ola beri geledir çünkü tek bir imza bile o akışa yeter de artar bile…

Geriye kalan “asıl neden” dedikleri “ekonomik protokolün henüz imzalanmaması” olayı ise TC-KKTC ilişkileri açısından inandırıcı değildir… Çünkü imzalanacak olan “protokolün” içeriği de bellidir, yapılacak olanlar da! Kaldı ki TC’nin Lefkoşa Büyük Elçiliği vardır eğer istense o elçilik sayesinde bile artık borçlanacak bankası” kalmayan devlete “ödünç” bile para akışı sağlanabilir…

CANIM olur mu öyle şey! İki devlet arasında elbet resmi anlaşmalar, imzalar, taahhütnameler olacak” mı denilecek?

Hah işte! Öyle olduğu içindir ki bu beklenen para akmıyor!

Çünkü bu adada 1958’lerden beridir hayatlarımızı TC’nin parasal yardımlarıyla idame ettirirken, lugatlarımızdan sildiğimiz “anavatan” sözcüğü bile yetmedi! Anlaşılmaz bir tutumla “Türkiye ve Türkiyeli karşıtlığı” hem de özenle yeşertilip KKTC’nin politikası haline getirildi…

ÜÇ beş sorumsuz fakat kendilerine yetki bahşedilen insanlar, yollarda, meydanlarda, medyada, Güney’de; Türkiye’ye yönelik dışlama kampanyaları yanı sıra “biz başka Türkleriz” türküsü çağırmaya başladılar!

(Gitgide müzminleşen bu sorunu doğrusu ya zorla yazıyorum! Ama Kıbrıs Türk halkı olarak Türkiye’nin “baş tacı” olabilecekken “mağduru” olmamız, lafazanlıklarımızla bağdaşmıyor!)

Hem yalvar yakar para isteyeceksin hem de Türkiye’ye yönelik anti propagandalarla “Kuzey’e akıttığı suyuna” bile söylendiğince “seni istemeyiz” diyeceksin!…

Buna karşın yine de S. Denktaş’ın, uygun zamanda para akışını sağlayabileceğine inanıyorum…

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (SEÇİM MEÇİM YOK!)

Yerel seçimlerden sonra TC’de 2024’e kadar seçim yoktur deniyor.

Bizde ise aradan bir yılı aşkın süre geçmesine karşın nedense hâlâ “erken seçim” kararı alınmadı! Hem de TC’den para akışının Haziran’da anca gerçekleşebileceğine karşın! Fakat hikmeti hükümetin kendisinden kendisinden değil elbet! Dışta muhalefet yapacak UBP’den başka dişli parti yok! Doğrusu Bakanlar da koltuklara bayağı ısındılar ki: NE işçiler inşaatlardan uçup uçup Allahın rahmetine kavuşsalar… Ne trafikte arabalar çarpışa vuruşa her gün üç beş aileden şehitler verdirseler…

Ne çevre pisliğe boğulsa, kokutsa utandırsa…

Ne hırsızlık, darp, uyuşturucu olaylarında artışlar yaşansa…

Ne dingonun ahırıymış gibi memlekete ellerini kollarını sallayarak gelen üçüncü ülke insanları evlerinin önlerinde işinsanlarını kurşunlayıp para çantalarını gasp etseler… Ne üretim dursa, ne orman alanları yüzde 23 gibilerinden kala kalsa ne hayvan popülasyonu artacağına azalsa… Falan

Galiba bu hükümete vız gelirler tırıs giderler! Bu nedenle seçim meçim beklemeyin!