İnsanlar için geçerli olan doğrular aslında siyasal hareketler, partiler ve bir davaya inananlar için de geçerlidir.
Üstelik çok daha ziyadesiyle.
Çünkü insan için aranan geçerli ahlak kurallarının yanında doğru ve kararlı bir tutum sergilemesi ise siyasal hareketler ve partiler için bu çok daha fazladır.
“Dün dündür, bugün bugündür” deyimindeki manidar eleştiri, kendi ilke ve tutumları hilafına iş yapanları anlatmaktadır.
Hem de gayet iyi bir şekilde.
Eğer siyasal hareketinizin merkezine açıklığı, şeffaflığı ve dürüstlüğü koyarsanız haliyle size oy verenler de öyle davranmanızı bekler.
Açıklık, dürüstlük ve şeffaflık sözü verip de seçmenin bu sözünüze oy vermesini isterseniz, seçmen de sizden sözünüzü tutmanızı ve “sözünüzün eri” olmanızı ister.
Aksi, politikanın vatandaş için değil de ekonomik ve siyasi çıkar gruplarının iktidar olma hırsından ibaret çağdışı zamanlardan kalma yapılan ve vatandaşa zulümden başka bir şey kazandırmayan etkinliğine dönüşür.
Çünkü şeffaflık, açıklık ve dürüstlük insan olma erdeminin en önemli bir özelliğidir.
Ve bu özelliğe sonuna kadar sahip çıkılmalıdır.
***
Nüfus ile ilgili tartışmalar sarpa sardı.
Bu köşede, defalarca talep edip de “mevcut hükümet görev yaptığı 1yıl sürede kaç kişiyi vatandaş yaptı açıklayınız” demiştik.
Hükümetin dört ortağının tekmili birden vatandaşa “açıklık, şeffaflık ve dürüstlük” sözü verdikleri için yaptıkları vatandaş sayısını açıklamalarını beklemiştik.
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman çokça, HP Genel Başkanı Kudret Özersay da Toparlanıyoruz hareketinden itibaren nerdeyse siyasal çalışmalarını bu ilkeler üzerine inşa ettiler.
Söyledikleri ve yaptıklarıyla da bu memlekete hem eğitici oldular hem de örnek teşkil ettiler.
Başbakan ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldıklarının ilk dönemlerinde de ilkelerinin sabırlı bekçileri oldular.
Hemen her demeçlerinde bu ilkeleri hayata geçireceklerini duyurdular.
Haliyle, onlardan beklenen de hayata geçirmeleriydi.
***
Cumhurbaşkanının da konuya (haklı olarak) dahil olmasıyla vatandaşlıkla ilgili konular sarpa sardı.
İçişleri Bakanı’nın geçtiğimiz gün yaptığı açıklama ile gidişat, devlet katında büyük bir kavga çıkacağı yönündedir.
Fakat istenen bu değildir.
İstenen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan yani KKTC kimliği taşıyan kişilerin sayısının ne olduğudur.
Yani tartışmanın başında sorduğumuz üzere geçmiş hükümet kaç kişiyi vatandaş yaptı, mevcut hükümet kaç kişiyi vatandaş yaptı ve bugün itibarı ile KKTC vatandaşlarının sayısı kaçtır?
Umarın en erken zamanda açıklarlar ve bu tartışmalara son verirler…
































