Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Özersay, Özgürgün, Uluçay…

Dün, BRTK resmi haber sitesinde yayınlanan habere göre, Eski Başbakan Özgürgün, “Birinci Boyut” programına katılarak açıklamalarda bulunmuş. Demiş ki:

“… Meclis Başkanı da inandı, hükümet bozulacak tehditlerine mecbur kaldı diyelim. Ve kalktı hiçbir şey yokken Başsavcılığa diğer milletvekilinin mal beyanını göndermezken benimkini yolladı. Anladığım kadarıyla Teberrüken bey de zorda kaldı. Benim çocukluk arkadaşım, beraber askerlik yaptık 40 yıllık arkadaşım. Hükümet bozulacak tehdidi yapanlar var, zorda kaldı bunu gönderdi. Şimdi diyorum 50 milletvekilinin mal beyanlarını Savcılığa gönderin, önce oradan başlayalım. Benimki niye bu kadar öne çıktı. Sonuçta olayın bir siyasi kasıt olduğunu görüyorum. Bu siyasi kasıt da o seçim yenilgisinin sonucudur”

Başsavcılıktan Meclis’e gelen dosyada evlenmiş olduğu eşinin arabası ve evini bildirmediği için dokunulmazlığının kaldırılmasını içerdiğini belirten Özgürgün, bu durumu çok üzülerek karşıladığını dile getirdi.” (Koyulaştırmalar ve altı çizilmeler bana ait).

Çoktandır merak ediyordum. Böyle bir “mecbur kalma” olayını duymuş ama doğruluğundan emin olamamıştım. Daha doğrusu inanmak istememiştim. Eski Başbakanın açıklamalarından sonra artık doğruluğundan eminim.

Olmadı!

Meclis Başkanı Uluçay, bunu yapmamalıydı… Arkadaş ise arkadaş!

“İş başka, arkadaşlık başka!” demiyor mu büyüklerimiz!

Bundan sonra buralarda yaşanacaklara, halkımız nasıl inanıp güvenecek?

Biraz altını eşeleyince ve sorup soruşturunca; öğrendim ki; Başkan sadece, mal beyanlarını açıp karşılaştırmak ile yetinmek istemiş, zaten Özgürgün de bunu ima etmek istiyor gibi.

Bu isteksizlik, hükümeti bozulma aşamasına getirmiş.

Özersay, Meclis Başkanına hitaben bir yazı kaleme almış ve koalisyon oluşturulurken, protokole, mal beyanları mukayesesi sonucu bulunanların, Başsavcılığa gönderme konusunun net bir şekilde ve protokolün 8’inci maddesinde; “yasadaki cezaların uygulanabilmesi için konunun Başsavcılığa aktarılması yönünde irade ortaya koyacaklardır” ifadesinin yer aldığını belirterek, “bu mal beyanı çalışmalarında gerekli ciddiyeti gösteremeyeceksek, bu makamlarda kalmamızın bizim için bir anlamı ve önemi olmayacaktır” diyerekten, mal beyanlarının Başsavcılığa gönderilmesini sağlamıştır.

Yanlış ise komisyondakiler ve Başkan beni yalanlayabilir. Yalanlamalarını bekliyor olacağım!

Mevcut dosyalar, Özgürgün’ün küçümsemeye, önemsizleştirmeye, basitleştirmeye çalıştığı gibi de değildir. Mevcut dört dosyadan ikisi meclise ulaşmış durumdadır. İçerikleri, anlaşıldığına göre; “gerçeğe aykırı bildirim”, “haksız mal edinme”, “mal kaçırma”, “mal gizleme” suçlarından, bir veya daha fazlasını kapsamaktadır. Hangisi olursa olsun, bunların kanıtlanması ve mahkumiyet halinde cezaları azımsanmayacak derecede büyüktür. Üstelik esas dosyanın, savcılık tarafından polise iade edildiği ve kapsamının genişletilmesi, derinleştirilmesi ve daha da detaylandırılması istendiği söylenmektedir.

Bu dosya da savcılık tarafından meclise gönderildikten sonra gereği yapılacak ve yargı süreci başlayacaktır. Suç unsuru bulunursa cezalandırılacak, bulunmazsa “Eski Başbakan” beraat edecektir.

“Adaletin kestiği parmak acımaz” denir!

Halkın, doğruluk ve dürüstlük uğruna, umut bağladığı bir partinin bir üyesi ve bu üye üstelik de meclisimizin başkanı ise; yapması gereken şeyi, “zorda kalınca” değil, gönüllü olarak “koşa koşa” yapması gerekmez miydi?

Elbet gerekirdi!