Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yıllar geçse de sis duman…

Mevsim yazdı fakat kuşlar üşürdü…

Mevsim kıştı fakat kalpler yanardı…

On iki ay karanlık…

On iki ay sis duman…

Böyle geçerdi zaman…

Dağlarda karargâhlar kurulur, düşler battaniyelere sarılırdı…

Mataralar boş, namluların ucu tedirgin…

Bir yanda Doğru Yol, bir yanda Astronomidya…

Aysız gecelerde sızma vakti gelip çattığında, belli belirsiz bir hüzün yayılırdı Lefkoşa’ya…

Ne çamlarda, ne harnıp ağaçlarında, ne zeytin ağaçlarında neşe kalırdı…

Memleketin başı adamakıllı belâda…

Ovalar, patikalar ve tekmil köy kent, kınına yatmış ustura gibi suskun…

Sadece efkaliptolar ayakta…

Yapraklarında dallarında bir uğultu…

Çığlık çığlığa…

Çarşıda ve pazarda ve her yerde bir gariplik…

Çocukların ağlamaları bile temkinli!

Arabahmet, Akkavuk, Yenicami ve saire…

Bütün mahalleler ablukada…

Sığınaklar nefes nefese…

Erzak, peksemet ve zeytinden ibaret…

Mevzilerde çakmak ve kibrit yakmak yasak…

Aşk yasak…

Düş kurmak yasak…

Cigaralar zehir zıkkım…

Cigaralar kül duman…

Zembereği kopmuş saatlerin…

Zemheri ayı dayanılmaz…

Bir belâ, bir kıyamet sürüp gitmekte…

Türküler amman aman…

Geçmiş güzel günler hayal…

Anaların ve sevdalıların gözü yollarda…

Ne postacıdan bir haber, ne bir gemi dayanmakta limana…

On iki ay sis duman…

Yıllar geçse de sis duman…

Böyle geçerdi zaman…