Eski kuşak ağabeylerimiz iddialarını pekiştirmek gereğini duyduklarında “aha yazın buraya” derlerdi!
Biz de “aha yazın buraya” diyoruz! Birkaç yıl sonra daha erken veya daha geç, bu adada bırakın çözümün gerçekleşmesini; tüm siyasi çabalar “iki toplumun ve anavatanlarının çatışmasını önlemeye yönelik olacak!”
Büyük olasılıkla ne Türkiye kurtarabilecek kendini bu badireden ne de Yunanistan!
Rum tarafı ise çoktandır gök kubbemizde kara bulutlar gibi birikmeye başlayan bu “olasılığı” belki görmek istemediği için görmüyor ama Doğu Akdeniz’de artık süreklilik kazanan Türk Rum ve Yunan sürtüşmeleri Kıbrıs siyasi çözümünden önce “çözümlenmezse” hepimiz de o kaçınılmaz kapışmaya tanık olacağız!
NİTEKİM TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu geçen gün kararlı tutumu belirtmek vurgusunda, sondajların “Kıbrıs etrafında” olacağını vurguladıydı! Büyük olasılıkla Rum’un münhasır ekonomik bölgeleri etrafında!..
Ve biliyoruz Rum tarafı son dönemlerde Amerika’nın Mobil Exim şirketini de sondajlara katarak olası Türkiye tehdidine karşı sırtını Amerika’ya dayıyor ama bunun çok caydırıcı olmadığı artık Türkiye’nin dış politikasını yakından takip edenler de örneğin Suriye’deki tutumundan bilirler..
KISACA önümüzdeki dönemlerde Kıbrıs’ta “müzakerelerle, çözüm” değil; Doğu Akdeniz’deki sondajlar nedeniyle “MEB’ler, ihlaller, yetki sorunlarıyla, adanın Türk Rum enerji paylaşımları konuşulup tartışılacak, hem de çatışma olasılıklarıyla!
Nitekim ne diyor Çavuşoğlu, enerji rezervleri Kıbrıs’taki her iki halka aittir.. **********
BELEDİYELERİN HAZİN SONU!
Daha “paşalar döneminde” o yıllardaki koşullarda, “uyduruk” da olsa, toplumsal gereksinmelerin zorlaması nedeniyle, “tayinle” oluşturulmuş “belediye başkanlarının” peşinde koştururdum! Bir açıklarını bulup gazetede ayazlatmak için!
Oysa o günkü koşullarda, seçimsiz oluşturulmuş belediyeler sadece çöpleri topluyorlardı bir de sokakları yolları süpürüyorlardı! Tabi ev inşatları için de izinler verirler bir yerde şehirciliğe ve eski eserlere uygunluk ararlardı..
BEN de yeni yetme gazeteci olarak belediye başkanlarıyla uğraşırdım! Ki gitgide de bu uğraş polislik vakalar haline geldiydi!..
Ha, o yıllardaki belediyelerin neydi işleri? çöp toplayıp kör kuyu temizlemek, en kabadayısından çeşmelerden su akıtmak! Tutun ki ilkel ve fukara belediyecilikti, çoktan unuttuk! (Unuttuk da ben niye hatırladım?)
ÇÜNKÜ bugün “belediyelerin geldiği yer ile hizmetleri” maalesef bize kırk yıl öncesi o eski ve ilkel belediyeleri hatırlatmakta!
O kadar aciz duruma düştüler ki artık çöpleri toplamakla yetiniyorlar! Ötesi hizmetlere elleyecek tırnaklık takatları ile mali güçleri kalmadı hepsi borç bataklığında!
Peki neden böyle oldular?
Önce içinden çıktıkları siyasi partilerine hizmetin hizmetkârları oldukları için!
Yani siyasallaştıkları için!
Yani ister muhalefette ister iktidarda olsunlar.. Mensubu oldukları siyasi partilerin partililerinin istihdam kapısı haline geldikleri için!
Dolayısıyla beş kişinin yapacağı işi on kişiye yaptırdıkları için!
Oy kaygısı ile çarpık yapılaşmalara göz yumarlarken; müteahhitlerle parasal çaplarını aşan yatırımlara giriştikleri için!
Kentlerin, üniversitelerin sürekli artan nüfuslarının planlamasını, hizmet alanlarını, önceliklerini hiç mi hiç dikkate almadıkları için!
Bütçelerini fantastik gösteriler uğruna harcadıkları için
(Bak Mağusa belediyesinin aşırıya kaçan çiçek olayına! Batıp gitmesine karşın daha dün bünyesine bir de “tenis faaliyeti” sokuşturdu!
Yanı sıra yol, kaldırım, ışıklandırma gibi temel ve asli işleri hep beklemede!
Ha hiç mi başarılı icraatları olmadı! Onları da takdir ettik ama bilinen gerçektir. İki yanlış bir doğruyu götürür!
SONUÇ: Bugün belediyelerimizin geldiği yer bizim 1960’lardan sonra tayinle oluşturulan belediye Başkanlarımızın yaptığınca “çöp toplamak bir, ölenlere mezarlık hizmeti vermek iki (ki takdir ediyoruz) çeşmelerden su akıtmak üç!
Ötesi yok! Ne yol dolayısıyla ne de trafik güvenliği!
Kısaca artık belediyelerimiz 1960’lar sonrası “kuruluş yıllarına” döndüler! Hoş içinden çıktıkları siyasi partilerle iktidarların da farkları yok zaten!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (PARAMIZ ERDOĞAN’A EMANET!)
“Bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardımcısı Fuat Oktay’ın, ayni zamanda yeni “koordinatörümüz” olarak da görevlendirildiğini dolayısıyla artık iplerimizin Erdoğan’ın elinde olacağını yazdıydım..
Baktım geçen gün hazinedar Serdar Denktaş da “memnuniyetleriyle” birlikte “artık KKTC’e mali yardım yetkilerinin Erdoğan’da olduğunu” söylüyor.. Fakat neden bu parasal yardımı kendi Cumhurbaşkanlığı yetkisine aldığı konusunda hatta “fısıldamıyor” bile!
Oysa çok iyi bilinmektedir. Ankara aylardır KKTC’e para akışını dondurduydu ki dörtlü koalisyon hükümeti borçlanma hesapları yapıyordu!
Ancak bir süre önce ve ansızın söz konusu para akışı 100 milyon TL olarak yeniden gerçekleşti.
Eee! Ne var bunda, olağandır olur böyle arızalar” der misiniz?
Denir de söz konusu Erdoğan olunca ciddi ciddi düşünmek gerekir! Çünkü son dönemlerde “huyumuzu” hiç beğenmediği muhakkak! Hele de “vicdani ret” gibi olaylarla sarmalanmışken! “Aman” diyoruz. bundan sonra her adımı bin defa düşünerek atın, bu kara kışta parasızlık da çekilmez ha!
































