Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Boyacı: Binlerce kişiye iş ve gelecek sağladık

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, geçtiğimiz hafta, dağınık ve plansız büyümenin önüne geçilmesi adına emirnameler hazırlandığını belirterek, emirnamelerin tartışılması için bölge halkıyla toplantı düzenlemişti.

Toplantı sırasında söz alarak, bakanlığın planladığının aksine, imar planıyla hemfikir olmayan, ülkenin tanınmış iş insanlarından Mete Boyacı, inşaatların yatay değil dikey büyümesi gerektiğini savunmuştu. Boyacı, yıllardır herkesin hazırlık yaptığı, projeler ürettiği bir sektörde ilgili Bakan Ayşegül Baybars’ın “pazartesiye kadar görüşlerinizi bildirin” yaklaşımını ciddiyetsizlikle nitelerken Şehir Planlama Dairesi Müdürü Türkmen Yiğitcan “siz bu ülkede hükümet kurup bozan ailelerdensiniz” şeklinde cevap verince toplantıda gergin anlar yaşanmıştı.

Yaşanan olayların ardından, dün akşam, Mete Boyacı konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında, hem imar planının aksine olan fikirlerini detaylı bir şekilde aktardı hem de  Şehir Planlama Dairesi Müdürü’nü dava etmeyeceğini bildirdi.

Boyacı’nın basın açıklamasının tam metni:

Gazimağusa, İskele ve Yeniboğaziçi emirname taslağı hazırlanırken ekonomik akıl, yaratılan istihdam ve bölgedeki değer artışı önemsenmeyerek ekonomik verilerden yoksun bir tutum izlenmiştir. Ülkemizin bahsekonu bölgelerinin iç ve dış yatırıma en fazla ihtiyacı olduğu bir dönemde bunun önü tıkanarak yeni bir ekonomik kaosa, kamplaşmaya ve gerginliklere doğru gitmekteyiz.

“İnşaat sektörüne olan ihtiyaç inkar edilemez”

Ülkemizin yatırım ve yatırımcıya ve özellikle dışarıdan istikrarlı bir döviz girişi sağlayan, katma değeri çok geniş kesimlere dağılan inşaat sektörüne ne kadar çok ihtiyacı olduğunu hiç kimse inkar edecek durumda değildir. Birkaç yıl öncesine dek ülkedeki toplam yatırımlardan payını alamamış, büyük bir eşitsizlik yaşayan Yeni İskele’nin son yıllarda en büyük gelir kaynağı inşaat sektörü yatırımlarıdır. Özellikle dış bireysel yatırımcıların buralardan konut satın alarak kimi zaman tatillerini kimi zaman ise yaşamlarının bir kısmını buralarda geçirmeleri, diğer zamanlarda ise konutlarını turistlere kiraya vermeleri sayesinde oluşan nüfus bölge ekonomisine ve sosyal yaşamına büyük katkı koymakta, kısa veya uzun bu tür konaklamalar esnasında bakkal ve marketlerde, kahve ve restoranlarda, emlak ve seyahat acentelerinde ve bunlar gibi onlarca işyerinde yapılan harcamalar ise bölgeye çok önemli gelir sağlamaktadır.

“İnşaatlar, bölgedeki gelişmeye servis ve hizmet sağlıyor”

Ayrıca, bölgedeki gelişmeye servis ve hizmet sağlayan inşaatçı ve taşeron ekipleri, inşaat malzemesi satıcıları, sanayi ve imalat tesisleri ve buralarda istihdam edilmiş binlerce çalışan için hayati bir durum söz konusudur. Tüm bunların tespiti bölge halkına ve esnafına sorup cevabını almak kadar basit iken taslağı hazırlayan yetkililerin gerekli hassasiyeti niye göstermediği anlaşılır bir yaklaşım değildir.

“İskele’deki durumun tam tersi”

Çok garip bir ironi ise bu emirname taslağını önümüze koyan devletin kendisi daha bir yıl önce,  Nisan 2017’de, İskele’yi birinci kalkınma bölgesi ilan etmişti. Oysa bugün bu emirname taslağı ile bunun tam tersi bir durum yaratılmaya çalışılmakta ve Gazimağusa’dan Karpaz’a çok geniş bir bölgede maksadını aşan, sosyal ve ekonomik aktiviteleri büyük ölçüde sekteye uğratacak bir durum yaratılmaya çalışılmaktadır. Devlet kararlarına ve uygulamalarına güven duyulamayan bir ortamda yatırım ikliminin gelişmesini beklemek söz konusu olamaz.

“Araştırmaları kim yaptı?”

Büyük oranda tarımsal arazi diye ilan edilerek gelişime kapatılmak istenen Gülseren, Long Beach, Glapsides gibi bölgelerin tarıma uygunluk araştırmasını kim yaptı? Çukurova Üniversitesi mensubu Prof. Dr. Suat Şenol’un yaptığı çalışma çok farklı bir tablo ortaya koyuyor; KKTC genelindeki toprakların tarıma elverişlilik oranlarını sulama yöntemleri açısından incelediğinde Emirname taslağı ile sınırlandırılan bölgelerin “tarıma az uygun” veya “uygun değil” olduğu görülüyor. KKTC’nin %56.71’i tarım arazisi, diğerleri orman, mera ve kullanılmayan arazi. Sadece %10.69’u yerleşim, dere ve gölet. Tarıma uygun olmayan bu kadar önemli bir ekonomik bölgeyi tarımsal arazi ilan etmek hangi amaca hizmet ediyor? İşimize geldiği zaman Avrupa’nın kalkınmışlığını örnek göstereceğiz, gelmediği zaman ise Avrupa’nın kalkınmasını sağlayan gerçeklere sırtımızı döneceğiz ve “bizim durumumuz farklı” diyeceğiz. Konuya göre Avrupa’nın istediğiniz ülkesini veya şehrini seçmek de serbest.

Bu haksız Emirnameyi uygulamaya koymak isteyenlerin bu ülkenin kendi ayakları üstünde durması için yatırımın önüne engeller koyma değil önünün açılması gerektiğini ve birlikte daha refah dolu günler için çalışmamız gerektiğine inanmalarını bekliyoruz. Eğer ülke ekonomisini büyütmenin ve halkın refah seviyesini artırmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti ile defalarca imzalanan üç yıllık kalkınma planlarını bir kenara koyarak sürekli Anavatan’dan para istemek olarak görülüyorsa o zaman kalkınma politikamızın bu olduğu açıkça ortaya konmalıdır.

“Kişi ve kurumların hataları olabilir, devletin de hataları olduğu gibi”

Uzun yıllar ülkemizde haklı veya haksızlığı tam sorgulanmadan, suçlu veya suçsuzluğu tam araştırılmadan kişiler, kurumlar ve işletmeler bahse konu toplantıda Şehir Planlama Dairesi Müdürü’nün yaptığı gibi talihsiz bir şekilde suçlanmış ve haklarında olumsuz imaj yaratılmasına neden olunmuştur. Kişi ve kurumların hataları olabilir, devletin de hataları olduğu gibi, ancak haklılığımızı göstermek veya siyasi görüşümüzü savunmak için sürekli günah keçisi aramaya devam edeceksek, imrendiğimiz ülkeleri her zaman imrenerek izlemeye devam edeceğiz. Bu tür yaklaşımların artık son bulmasını ve böyle karalamaların kimseye ve ortak geleceğimize bir katkısı olmadığının bilinmesini istiyoruz.

“Binlerce kişiye doğrudan daha fazlasına ise dolaylı iş ve gelecek sağladık”

Levent Şirketler Grubu olarak bugüne değin yatırımlarımızın tamamını bu ülkede birlikte yaşadığımız topraklarda yaptık. Kazandıklarımızı bu ülkede yatırımlara dönüştürdük ve binlerce kişiye doğrudan daha fazlasına ise dolayli iş ve gelecek sağladık. Birkaç istisna hariç tüm bu faaliyetlerimizi ve yatırımlarımızı kendi arazilerimiz üstünde gerçekleştirdik. İnşaat sektörü sayesinde var olan sanayi yatırımlarımızın ürünlerini devletten teşvik almadan üreterek tüm dünyaya ihraç eder duruma geldik. Hiç bir zaman devletten bir ayrıcalık ve finansal kaynak istemedik. Halkımızın ve çalışanlarımızın desteği ile böyle olmaya ve ülkemizin geleceğine ve refahına elimizden geldiğince katkı koymaya devam edeceğiz.

“Herhangi bir dava açacak değilim”

19 Kasım Pazartesi Gazimağusada yapılan sunumda şahsıma ve aileme karşı yapılan “hükümet getiren, hükümet değiştiren ailenin mensubu” şeklinde ithamda bulunan Şehir Planlama Dairesi Müdürü Sayın Türkmen Yiğitcan’a o gece söylediğimin aksine herhangi bir dava açacak değilim ve şahsıma bir özürü de gerekli görmüyorum, çünkü Sn. Yiğitcan’ın gecenin o gergin ortamında dile getirdiği düşünceye sahip biri olduğuna inanmıyorum.

Benim isteğim, sadece Grubumuza karşı değil, herşeyini bu ülkeye adamış çalışan, üreten işinsanları ve işletmeler hakkında yıllar boyunca bu denli haksız düşünce ve yargıların oluşmasına sebeb olanların Sn. Türkmen Yiğitcan’dan özür dilemesidir.