Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sertoğlu niye kazanmadı o zaman?…

 

Faiz Sucuoğlu’nu önceki gün Ada tv’de Cüneyt Oruç’un sunduğu programda dinledik.

Aday olduğunu açıkça söyledi…

Eroğlu’nun işaret etmediği birinin kazanamayacağı sorusunu, “abimizdir, büyüğümüzdür, tecrübelidir” falan diyerek geçiştirdi.

Geçmişi tartışmayacaklarını vurgulamaya özen gösterdi….

Tabii bunlar şimdi peşrev dönemleri…

Hepimiz de biliyoruz ki, önümüzdeki günlerde, bu söylemler değişecek.

Birincisi, her “adayım” diyen aday olmayacak.

Bazıları ansızın kendiliğinden kenara çekilecek, bazıları devam edecek.

Bunda tabandan alacakları tepki kadar, Eroğlu’nun tavrı da etkili olacak.

Kim aksini söylerse yalan söyler…

Ortadaki piyonlar rollerini yapıyor. Bugün icazet almayı inkar edenlerin de ne gibi temaslar içinde olduklarını, destek almak için neler yaptıklarını duyuyoruz…

İkincisi, “geçmişi bırakalım” sloganı da işlemeyecek. Zaten aday çıkmalarının sebebi, geçmişin özellikle de yakın geçmişin hataları değil mi? Onları söylemeden, nasıl inandırıcı olacaklar? Neden aday olduklarını nasıl izah edecekler..?

Faiz Sucuoğlu bu konularda basında çıkan “dedikodulara” güldüklerini söyledi bir de.

Ama ben de programda başka bir şeye çok güldüm.

Programcı, Lefkoşa yerel seçimlerini sorarken, Hasan Sertoğlu’na gereken desteğin verilmediği iddialarını dile getirdi.

Doğal olarak konu, Derviş Eroğlu’nun kızı Gencay Eroğlu’nun adaylığına geldi.

Yine bu konuda çıkarılanların art niyetli dedikodular olduğunu iddia etti ve seçim sonucunda gerçeğin ortaya çıktığını söyledi.

Neymiş gerçek…

Sucuoğlu’nun iddiası şu; “Bu aile (Eroğlu) eğer biraz parmağını kıpırdatsaydı, en az yüzde 15’e çıkacak bir oy alırdı”…

Bunu doğru kabul edelim.

Demek ki, Eroğlu ailesi parmaklarını Sertoğlu için oynattılar.

Öyle demişlerdi ya… Sucuoğlu da öyle söylüyor.

E, o xaman Sertoğlu’nun kazanması gerekmez miydi..?

Yüzde 7’yi yüzde 15’e çıkarabilecek bir Eroğlu, bütün desteğini verdi de Sertoğlu’nu niye kazandıramadı..?

İşte buna güldüm.

Sucuoğlu, kaş yapayım derken göz çıkarttı.

Acaba farkında mıydı..?

Durun daha kurultay yaklaşsın çok eğleneceğiz…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

UBP ZATEN KARIŞIK: (foto 1 buraya girecek)

UBP’deki kurultay hesapları ve aday bolluğu gözler önündeyken, bunları dile getiren, yazıp çizenler bazı UBP’liler tarafından “UBP’nin içini karıştırmakla” suçlanıyorlar. Kusura bakmasınlar ama, Eroğlu’ndan sonra UBP’nin içi hiç düzelmedi ki. Herkes kendi kişsel hesaplarının peşinde oldu, en sert eleştiriler de yine kendi içlerinde yaşandı. Şimdi kalkmışlar kamuoyu önünde yaşananları yazdık diye, “UBP’yi karıştırmakla” suçluyorlar. Bizim bir yerleri karıştırma gibi bir gaylemiz yok, UBP zaten karışacağı kadar karışmış…

 

KAMERALAR NE OLDU:

UBP-DP hükümeti döneminde gündeme gelen ve başta Lefkoşa olmak üzere diğer ilçelere de takılacağı açıklanan mobese kameralara ne oldu acaba? Geçen Ağustos ayında sokaklara takılmaya başlanacağı açıklanmıştı, aradan bir yıl geçti ama henüz tık yok. Hani polisiye olayların zirve yaptığı bir dönemde İçişleri Bakanı Baybars bu konuya bir el atsa hiç de fena olmayacak. Belki suçları tam olarak önlemez ama, hiç olmazsa caydırıcı olur…

 

UNUTTUK GİTTİ: (foto 2)

Maliye Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Havutçu’nun emekliye arılmasıyla boşlan makama Gelir ve Vergi Dairesi Müdürü Özdemir Kalkanlı atanıyormuş. Haberi okuyunca aklıma geldi. Kalkanlı’nın aracı kundaklanmıştı. Aradan aylar geçti ama, o konuda polisten henüz bir açıklama gelmedi. Araştırmalar sürüyor mu yoksa, unutulup gitti mi. Doğrusu ben, ne oldu o mesele diye  merak ediyorum…

 

SADECE SEYREDİYORUZ:

Önce altın yumurtlayan portakal, greypfrut ve mandalini yok ettik. Ardından narenciye ülkesinde limonu bitirdik. Dünyada eşi benzeri olmayan patatesimiz de yok olma noktasına geldi. Onu da tüketmemize az kaldı. Bundan sonra sırada ne var bilmiyorum ama, kültürümüz gibi ürettiklerimiz de bir bir elimizden uçup gidiyor… Biz böyle hovardaca tüketirken, doğa boşluk tanımıyor, başkaları gelip, başka şeylerle dolduruyor.

 

TEK DERDİMİZ ÇEVRE OLSA:

Ülkenin her yanını magandalar, eşkiyalar doldurmuş. Cumhurbaşkanı çevreden bahsediyor. Bu kadar sorunun arasında keşke tek derdimiz çevre olsaydı Sayın Akıncı. Etrafta o kadar çok “pislik” var ki, onları temizlemden, çevreyi temizleseniz ne olur. Bir de “çevreyi korumazsak turizmi unutun” demişsiniz. Ülkeye gelen turistin çevreyle falan ilgisi yok, onlar için önemli olan oynadıkları “makinelerin” temizliği…

 

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?:

Biz, turizmde hedef olarak bir milyonu koyarken, güney komşumuzda turist çıtası 10 milyonu geçti…Niye kuzey değil de güneye gidiyorlar hiç düşündünüz mü? Doğal güzellikleri, denizi, ucuzluğu, hatta tarihi yerleri çok daha zengin olmasına rağmen turistler bizi değil güneyi tercih ediyorlar. Aslında çok basit olan cevabı hepimiz biliyoruz…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mustafa Akıncı: “Sadece casinolara dayalı turizm yerine; kendi özel alanlarımıza ilgiyi artıracak,  geleni bir daha cezbedecek anlayışı geliştirmemiz lazım. Turizmde yıllardır, ulaşım, direk uçuşlar, tanıtım, üretim, ürünlerin pazarlaması gibi konular etrafında dönülüp dolaşıldı. Turist 10 katlı binalarımızı görmeye gelmez. Fiziki planları uygulamalıyız. İmar Planları yapmalıyız”…

 

DİPTEKİLER

Buray Büsküvütçü:  MDP Başkanı Büsküvütçü, KTÖS’ün elçilik önündeki eylemini eleştirterek, “bu tip eylemlere bundan sonra izin vermeyeceklerini” ifade etmiş. Doğrusu ne yapacağını çok merak ettim. Eylem yapanları dövecek mi ne yapacak? İzin verip vermeme Büsküvütçü’nün tekelinde olsaydı bu sözlerini anlardım ama, dedim ya burası özgür ve demokratik bir ülke. Kimin ne yapacağına Büsküvütçü değil, ülkenin kanunları karar verir…