Haber gazetelerde bu başlıkla çıktı.
Ama “ne oluyor kardeşim” demedi kimse…
Nasıl canım sıkıldı anlatamam…
Ne bu şimdi?
YÖK, KKTC’de okuyan ve Türkiye’den gelen öğrencileri, kendisi denetleyecekmiş…
Denetim için sayısız yazılar yazdım.
Bu konudaki boşluğu ve beraberinde gelen korkunç istismarı örnekleriyle tekrar ettim.
Benim gibi bu işi kafaya takanlar da yazdılar.
Öğrenci adı altında gelip, bir dönem sonra okulla ilişkisini kesenlerin, ya da harç ödemeye devam ettiği halde okula gitmeyenlerin, kaçak işçilikten tutun, suça bulaşmaya kadar yüzlerce örneği haberlerde yeraldı.
Bakanlık bir denetleme sistemi kuracağını söyledi. Adına da takip sistemi dediler.
“Hah, tamam oluyor” dedik, ama hemen ekledik, “Üniversiteler bizzat bu işin bir ayağı olmalı. Onlar devlete bildirim yapmalı” dedik.
Bakanlık öyle olacağını da söyledi.
Sonra sorduk, “var mı bir gelişme”..?
Yani kaç tane “öğrenci görünümlü kaçak” saptandı..?
Üniversiteler bildirim yaptı mı..?
Kimseden tık çıkmadı…
Eminim üstüne düşeni yapan üniversiteler var. Onların kaliteleri de bu duyarlılıklarıyla paralel zaten.
Ama üniversiteyi sırf ticarethane olarak işletenler de var. Onlar bir dönem, iki dönem, artık kaç dönemse aldığı paraya bakar. İşte bu yerler, sorun üretmeye devam etmekteler.
Ve bu artık somut bir gerçektir ve YÖK tarafından da ilan edilmiştir.
Açıklama da yaptılar. YÖK, son dönemlerde Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelere yerleşen öğrencilerin derslerine devam durumlarının her yıl yapılacak olağan dışı denetlemelerle kontrol edecek… Dıştan bir görüşün daha iyi olacağını da söylemişler.
YÖDAK’ın işi ne o zaman..?
Senin ülkende, senin üniversitelerinde böye bir sorun varken, denetimi öğrenci gönderen mi yapar, sen mi..?
Ya üçüncü ülkelerden gelenler? Nijerya’nın bir kurumunun gelip denetlemesini mi bekleyeceğiz?
Bu karar, bizim ayıbımızdır.
Bu karar, “Biz yapamıyoruz” demektir.
Bakanlık; takip sistemi midir, her neyse derhal uygulamasına geçtiğini göstermek zorundadır.
“Şu kadar tespit ettim, şu kadarını sınır dışı ettim”…
YÖK’ün rutin olarak yapacağını söylediği denetime gerek kalmadığını göstermek için bu şarttır.
Bu arada başka “sorunlar”dan da bahsedilmiş. T.C. uyruklu öğrencilerin eğitim öğretim ve barınma süreçlerinde yaşadıkları problemler, bazı programlardaki öğretim üyelerinin yeterlilik durumu, atama ve yükseltmelerinde ilgili mevzuata uyulması, program akreditasyonları, yatay geçişler, denklik işlemleri”….
Sonra, üniversitelerin içinde sosyokültürel faaliyet alanlarının eksikliği…
Üniversite açabilmek için temel şartlar…
Son dönemde gecekondu gibi açılan apartman üniversiteleri kastediliyor herhalde.
Bunlara YÖDAK nasıl izin vermiş, YÖK nasıl onaylamış, o ayrı konu…
Eğer YÖK gelir de bu hususlarda kendi denetimini yaparsa ve bir şekilde sonuç açıklarsa, yapılacak tek şey var….
YÖDAK’ın kapısına kilit vurmak…
YERİN KULAĞI VAR
ANKET KİRLİLİĞİ:
Yüksek Seçim Kurulu seçim gününe kadar anket yayınlarının yasaklandığını duyurdu ya, bence çok da iyi etti. Günlerdir bir anket kirliliği yaşıyoruz. Birçoğunun masa başında ve ısmarlama yapıldığını artık çocuklar bile anlıyor. Hele bazıları, bir partinin ortalığı silip süpürdüğünü, diğer adaylara şans tanımadığını gösteriyor. Tamam bu bir algı operasyonu ama,atacaksanız bile biraz ufak atın be kardeşim…
8 GÜNDE NE DEĞİŞTİ:
Seçim Anketlerin inandırıcılığıyla ilgili çarpıcı bir örnek. X anket şirketi, geçen Cuma yayınladığı ankette mevcut Başkan Harmancı’yı %28.95 ile açık ara önde gösterirken, DP adayı Gencay Eroğlu yüzde 18.42’lik oyla ikinci sırada, UBP adayı Sertoğlu ise yüzde 14.14 ile üçüncü sırada yer alıyordu. Ve önceki gün, yine aynı şirketin yeni bir anketinde %14.14 oyla üçüncü sırada olan aday, bir anda oy oranını %33.2’ye yükseltip ilk sıraya yerleşiyor. Neden olmasın diyeceksiniz ama, 8 günde ne değişti ki..?
HADİ İNŞALLAH:
Yıllardır gelen giden tüm hükümetlerin vaadiydi Kamu Reformu ama, bugüne kadar hayata geçirilemedi. Şimdi hükümet, “Reform” olarak da anılan Kamu Görevlileri Yasa Tasarısını, Resmi Gazete’de yayımlayarak halkın tartışmasına açtı. Yeni tasarı yasalaşırsa çalışan ödüllendirileck, terfilerde liyakat öne çıkacak, “hastalık izinleri” azalacak. Hadi inşallah. Bakalım sendikalar bu işe ne diyecek…
TATAR DOĞRUSUNU YAPTI:
Geçen gün UBP milletvekili Ersin Tatar’ın, TMK’nın Kozan’da bir araziyi Rum sahibine iade etmesi olayında, provakasyona ortak olmasını bu sütunlardan eleştirmiştim. Tatar hemen açıklama yaptı. TMK kararlarına karşı olması gibi bir durumun asla söz konusu olmadığını ifade ederek, “Ancak bazı hassasiyetler söz konusudur. Bunlar dikkate alınmadan bazı kararlar verilirse sıkıntı doğar. Benim dikkati çekmek istediğim nokta budur” diyerek, bir yerde geri adım attı. Bize göre de Ersin Tatar’a yakışan budur…
ALIŞMIŞ, KUDURMUŞTAN BETER…:
Dünya yolsuzluk liginde ve kara para transferinde başı çeken ülkelerden olan Ukrayna’nın Parlamentosu, yolsuzlukla mücadele konusunda çalışacak özel bir mahkeme kurmaya kararı verdi. Batakta olan ekonomiyi düzeltmek için IMF’den alacakları kredinin sadece yarısını alabilmişler. Çünkü aldıklarının geri ödemesini yapmamışlar, IMF de kendilerine böyle bir mahkeme kurma şartı getirmiş. Ama diğer yandan, yolsuzlukla mücadeleye inanan Maliye Bakanı geçen hafta görevden alınmış. Yani mahkeme filan göstermelik… Bildiklerini yapmaya devam edecekler.
700 MİLYON EURO:
Rumlar nihayet bir casinonun temelini attılar. Limasol’da… Üstelik de tesisin bitmesini beklemeden, geçici bir yerde alel acele faaliyete geçeceğini açıkladılar. Neden biliyor musunuz? Bu bir tek kumarhaneden devletin elde edeceği gelirin 700 milyon euro olduğunu söyledi Anastasiadis. Bu da Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 4’üne denk geliyormuş. Şimdi söyleyin bakalım, adanın kuzeyinde onlarca kumarhane işletilmesine izin veren devletimizin kazancı nedir? Bu tek bir kumarhanenin getireceği parayı onca kumarhaneden elde edebiliyor mu..?
ZİRVEDEKİLER
Mağusa İnsiyatifi: Avrupa Vatandaşlık Ödülü, bu yıl Mağusa İnsiyatifi’ne verildi. Avrupa Parlamentosu’nca verilen ödül, kentinde sınır ötesi ve uluslararası anlamda kültürel çeşitlilik,insan hakları, AB’nin temel değerleri konularında başarı gösteren sivil toplum örgütlerine veriliyor. Bu konuda büyük çaba gösteren Dr. Okan Dağlı’yı da kutlamak gerek…
DİPTEKİLER
Latif Akça: Kendisi, “Rauf.R. Denktaş Düşüncelerini Yaşatma Derneği” başkanı. Avrupa Yurttaşlık Ödülü” verilen Şener Levent’e hakaretler yağdırdı. Levent’i ve düşüncelerini seversiniz veya sevmezsiniz. Ancak Denktaş gibi bir ismin adı altında hakaretler yapmaya hakkı var mı? Rahmetli hayatta olsaydı, eminim çok kızardı. Belli ki bu arkadaşlar, Denktaş’ı hiç tanımamışlar. Onun hoşgörü ve nüktedanlığını, düzeyini, zekasını öğrenememişler. Bu seviyesiz hakaretler, Denktaş ismine yakışmıyor…
































