Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çözüm için uğraşanlara…

İki gündür “en az Rum kadar Türk halkının da Kıbrıs’ın sahibi olduğunu dolayısıyla egemenlik hakkının bulunduğunu yazdım.

Etnik bir topluluk olmamız nedeniyle de “self determinasyon” hakkımızın bulunduğunu vurguladım.

VE ekledim. Nitekim ben bu hakkı hem Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşlunda hem Annan planı referandumunda kullandım!” Fakat hiçbir devrede Türkiye’ye bağlanmak için kullanmadım! Buna karşılık TC’nin garantörlüğünü de “güvencem” için sürekli kıldım. KİME karşı? “Çılgın olduğu kadar hayalperest, zaman zaman da aptalca teklikeli oyunlara kalkan komşum Rum toplumuna karşı!

ŞİMDİ bu Rum’a bakalım: Onların da self determinasyon hakları vardır. BM’nin oluşumundan önce mesela bu hakkını kerhen de olsa 1931 isyanı ile kullandı! Niçin isyan etti? “İngiliz sömürge idaresine karşı fakat “Enosisi” gerçekleştirme amacında!

 İngiliz o isyanı çok gaddarca bastırdıydı, kahvehanelerini bile yakarak!

Sonra “EOKA’yı kurdu. Niçin? Enosisi gerçekleştirmek için.!

Ardından 1963’de yine baş kaldırdı. Hedefinde Türk halkı vardı. Neden? Tüm adaya egemen olup Enosisi gerçekleştirmek için!

ÖZETLE bu “Enosis’li megalı ideasını” hiç unutmadı! 1974 de Eoka ile Yunan cuntasıyla birlikte Barış Harekâtına davetiye çıkartan Makarios’a yönelik darbe yapıldı! Amaç yine Enosis’ti!

Annan planı referandumuna da hayır dediydi! Niçin? Enosis ya da ada egemenliğini tıkadığı, Türk halkına da Kuzey’de “devlet” ve egemenlik hakkı verildiği için!

Peki şimdi onca müzakereye karşın neden çözüm olmuyor? Çünkü önerilen ve dayatılan çözüm modelinde ne “enosis” vardır ne de “Rum’un tümden adaya koyacağı sahipliğiyle egemenliği!”

ANLADIK mı? Denecek ki pöö, bunları biliyoruz, ama Rum tarafını ikna edersek “çözüme ulaşabiliriz!”

Bir “Pöö” de ben çekeyim! Bu Rum’u inandıracaksınız ki “birleşik Kıbrıs’ta Kuzey’deki kurucu devletle hem de siyasi eşitliği içinde, federal sistem oluşturacak?” Hem de iki asırdır mücadelesini sürdürdüğü Enosis ve ada egemenliği ideasına karşı!

NE var ki bu “hayal görme” her halde Kıbrıs’’ta Kıbrıslılara özgüdür! Çünkü biz de “çözüm” hayali görüyoruz, hem de İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin etkin garantisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oluşumuzla… Var mı bundan ötesi güzel ve kalıcı bir çözüm hayali?

VARMIŞ! Rum ile federasyon! E pekala, federasyon olmadan zaten hep iki ayrı bölge olarak siyasi eşitlik içinde kalacaksak federasyona ne gerek var? İki devlet olarak siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulamaz mı? Ki maşallah o ticari ilişkiler zaten bir ayağımızın Güney’deki çarşılarında olduğu gerçeğiyle ispatlıdır.

Ötesi kültürel ilişkiler de çocuklarımıza sirtaki, Rumca öğretme çabalarıyla devam etmektedir.

TEK eksiğimiz ayni masayı, ayni sofraları, ayni eğlence ve törenleri ayrı gayrı kutlamamız! Ne var ki bu boşluğu da zaman zaman Kıbrıs Türk halkını temsilen Sn. Cumhurbaşkanımız, Anastasiadis’le ayni yemek sofrasında buluşarak kapatmaktadır…

BAKIN: Açık ve net: Rum’un bizimle çözüme ihtiyacı yoktur. Rum’un ihtiyacı Kuzey’e dönmek, malına sahip çıkmaktır. Kendimizi kandırmaya gerek yoktur. Bu Rum bu emeline ulaşmadan bu adada siyasi çözüm olmaz… Yine bu işe baş koymuşlar için yazıyorum. “paşa keyfiniz” bilir ama. Uğraşın çözüm olsun!  

 

**********

NE YAPTIĞIMIZI NASIL BİLELİM Kİ?

Keçiye tecavüz eden adam mahkemede “bazen ne yaptığımı bilmiyorum” diye savundu kendini!

Zaten başımıza ne geldiyse “ne yaptığımızı bilmemekten” geldi!

Mesela vakta ki “liderlik” dönemlerinden çok partili demokratik dönemlere geçtikti, uzun süre “ne yapacağımızı bilemedikti çünkü hazır değildik değişime! Bu nedenle o “çok partili” dediğimiz demokrasinin cılkını çıkarıydık ki yarattığımız siyasi partiler furyası ile! Keza devlet ilan edildikte de kimilerimiz avuçları patlayıncaya kadar alkışladılardı Saray Önünde Denktaş’ı, kimileri de karalar giydilerdi üzüntülerinden, Kıbrıs Cumhuriyeti aidiyetimiz gitti diye elimizden!

Neyse sonraları “ne yaptığımızı bilemediğimiz, bu nedenle hiçbir şeycikler yapmadığımızdan batırdığımız devlete bakıp bakıp “iyi ki inanmadıktı” diye teselli bulduktu! Eh inanılmayan devleti ne yaparlar? Müzakere masasına koyarlar ki alavuna alatire… Beceriksiz Anastasiadis kına yaksın! İkidir Kuzey’i ayaklarına seriyoruz da adam hâlâ burun kıvırıyor!”

Vesselamı kelam Dörtlü Koalisyon hükümetiyle yeni döneme başladık. Ki CTP ne zaman iktidara gelse bir maraza ile karşılaşır. Geçmişte mali sorunlarla boğuşmak zorunda kaldıydı yine… Bu kez de döviz vurgunu!”

Fakat ne diyor ki bu koalisyon hükümeti “biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz.

Dünkü gazetelerde bir haber: Serdar Denktaş KKTC’deki 13 casinonun yurt dışına yüklü miktarda döviz çıkardığı iddiasıyla ilgili buradakiler gibi TC’deki yetkililerin de haberi yokmuş! Milyonlar deve olurken gene geldik mi “ne yaptığımızı biz nereden bilelim” lafına!

 

**********

KISACA TAKILDIĞIM: Vallahi güldüm! Oturdular ciddi ciddi “KKTC’e ait paradan da söz ettiler “Euro’ya” geçelim de dediler!”

Epey bir süre konuştuktan sonra da beklenen açıklamayı şöyle yaptılar: “Para ile oyun olmaz, bu iş çapımızı aşar!”

Yahu biz ki beş yolcu uçağına sahiplikte hava yollarımızı bile idame ettirememiş, hangi “bizim paradan” bahsediyoruz?