Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Seçim Kampanyasında Tartışılacak Çözüm Üzerine…

Artık günlük sohbetlerin gündeminden de  çekip giden “siyasi sorunu” bundan sonra seçim sathı mailine girmiş partilerin beyan edecekleri “görüşlerinden”  işiteceğiz.

Ancak bu “görüşlerin” seçim sonuçlarına hangi oranda yansıyacağını ne bizler ne de  siyasi partiler bilecek. Belki ilgili anketler ortaya çıkaracak etkisi ile seçimlerdeki ağırlığını!

ŞİMDİ bu çok olağan “yorumu” yapıyorum ama bir yandan da düşünüyorum:

“Siyasi partilerimiz kesinkes nasıl bir çözüm istediklerini açıklamış olsalar da iktidara geldiklerinde yahut muhalefet partileri olarak Meclis’te yerlerini aldıklarında yine o görüşlerinin arkasında duracaklar mı?”

Mesela “CTP yine “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federal sistem” ısrarını sürdürecek mi?

Yahut UBP “iki ayrı devlet hatırlatmasında “konfederal sistem” mi diyecek yine?

Veya HP,TDP falan seçim kampanyasında savundukları çözüme yönelik görüşlerini mi savunacaklar seçimler hitama erdiğinde de?

YOKSA   yeniden başkan seçilen Anastasiadis Mesih İsa’dan ansızın gelecek vahiy sonunda bir  açıklama yapacak ve  “hadi müzakereler yeniden başlasın” mı diyecek!  Bugüne kadar “son umudundan” hiç kopmayan Sn. Akıncı da “son  bir kez” Anastasiadis’e “fırsat tanımak” için “hodri meydan” dedikten sonra yeniden kurulan masaya mı oturacak?  Ya ne olacak?

MESELA sandıktan birinci parti çıkan UBP belki koalisyon hükümetini de kuracak ama o masada hem Dışişleri Bakanı olmayacak hem seçim kampanyası boyunca savunduğu “iki devlete yada konfederal sisteme dayalı “çözüm görüşleri” olmayacak! Bunun yerine asla savunmadığı “federasyon” görüşülecek UBP de çaresiz kerhen  olsa da bunu sineye çekecek!

Diğer siyasi partiler için de durum farklı olmayacak! Mecliste olacaklar ama “Kıbrıs siyasi sorununun” dışında kalacaklar! Tabi Sn. Akıncı zaman zaman kendilerine süreçle ilgili bilgilendirmelerde bulunacak!

DENECEK ki “abartıyorsun” ama! Yook! Bakın bakalım geçmiş dönemin “müzakere sürecine.” Başladı bitti var mıydı  UBP ile Sn. Akıncı ve müzakere heyeti arasında bir uyumlu bütünsellik?

Aksine “çözüm şekli konusunda tartışmıyorlar mıydı? KKTC’nin “siyasi çözümü söz konusu iken masada Dışişleri Bakanının olması gerekirken muhalefet partisinden Özdil Nami yok muydu, Sn. Akıncı “benim kadrom budur bu olmalıdır” derken!

Seçim sonrasında müzakereler başlarsa sürece yine ayni minval devam edecek değil mi?

O zaman ne olacak siyasi partilerin seçim vaatleri içine girmiş “çözüme yönelik görüşleri?” Söyleyeceklerimin hepsi bu kadar hakim bey!

_______________________________________________________________________________

ÇEVRE KATLİAMINA DEVAM…         

Bir süredir “seçim popülizmi” kokulu bazı girişimler gelmektedir gündeme. Mesela Karpaz’ın bazı yerlerinin  iskâna açılması! Yada “Güzelyurt’un iade edilmeyeceği anlaşıldıktan  ve bölgede bir üniversite bulunması nedeniyle çoğalmaya başlayan yeni yapılaşmalar!”

Bu “sorunla” ilgili STÖ’leri, medya, duyarlı yurttaşlar, “aman Girne’ye benzemeyelim” diyerek seslerini yükseltirlerken desti kırılmadan uyarılarda bulunuyorlar..

Çok da etkili oldukları söylenemez ama!  Çünkü ne Sivil Toplum Örgütleri ne medya ne kişisel çabalarının insanları, “Devlet” kadar etkili ve yetkili olamazlar ki “çarpık yapılaşmaların” önüne geçebilsinler.. Girne’de  olduğu gibi bir süre direnseler de “arazileri kapatıp üzerlerine  çok katlı binalar, oteller  oturtanlarla türlü çeşitli şirketler,   buldozer gibi geçerler üzerlerinden!

O zaman “söz ve karar devletindir!” Kaymakamlıklarındır! Belediyelerindir!.. Anayasal yükümlülükte neyse kanunlar, onlar uygulanır, kimse de o kanunlar karşısında imtiyazlı sınıflı değildir!

(Yukarıdaki son paragrafı yazdıktan sonra, oturduğum sandalyeyle şöyle bir geriye kaykıldım ve dedim ki kendime, “oğlum Eşref sen Aydan mı geldin yoksa Mars’tan mı? Hangi devletten söz ediyorsun ki?)

Eminim ülkedeki “çarpık yapılaşmalarla” artık kentlerde insanların soluk alacağı tek yeşil alan bırakılmaması, bir okul bir hastane yapacak arazilerin bile korunamadan “apartumanlar deryasına” dönüştürülmeleri karşısında yurdunu milletini seven yurttaşlar da büyük üzüntü duymaktadırlar..  Oysa:

Bizim çocukluk dönemlerimizde mahallelerimizde boş arsalar” vardı. Tüm mahalle  çocukları orada toplanır, Pirili, lingiri oynar,  döndürek döndürür,  türlü çeşiştli oyunlar icat ederdik.

Şimdi bırakın mahalleleri, artık şehirlerimizde bile “boş ve yeşil alan kalmadı!” Çocuklar apartman dairelerinin tutsakları oldular! Dolayısıyle bilgisayar oyunlarının tiryakileri haline geldiler artık  çam ve selvi ağacını bile ayıramazlar birbirinden…

…İşte şimdi sıra, henüz bekareti bozulmadığı için tüm “yatırımcıların” salyalarını akıtan Karpaz ve Güzelyurt’a geldi her  halde yakında Lefke’ye falan da sıçrar!

Planlı programlı bir yapılaşma olsa “neyse” diyeceğiz de biliyorsunuz ranta dayalı toprak kapatmaları yanı sıra “sahillerden” başlayan yapılaşmalar beton dağları gibi içlere doğru hızla  yayılarak, ayak basacak yer kalmayıncaya kadar memleket betonlaşıyor! Ada oluşumuza ayıp! Turizmimize günah! Diyoruz ama:

Pöö! “Kim okur kim dinler varak’ı mihri vefayı!”

_______________________________________________________________________________

KISACA TAKILDIĞIM: (POLİSİN CANINI DA ÇIKARACAKLAR!)                                  

Kurumlarını bile denetlemekten aciz devlet tutun ki o kurumlardan birisi olan polis teşkilatının boynuna, sanki “polisin yapacak hiçbir başka işi ile yerine getirecek görevi kalmamış gibi şimdi de “özel araçlarıyla yolcu ve yük taşıyan sürücülerin” peşine  düşmeleri kararı aldı. Polis trafiğe çıkan binlerce arabayı özellikle devlet dairelerinin paydos zamanlarında durdurup denetleyecek, arabadaki insanların “kimler olduklarını soruşturacak, neden arabada olduklarının sorgusunu sualini edecek, tatmin olmamışsa tutanaklara geçirecek, bu tutanakları mahkemeye sevkedecek… Falan!

Yolları sırat köprüsü olmaktan kurtaramayan, trafiği zebani durumuna getiren devletin şu işgüzarlığına bakın! Hem de seçim arifesinde! Yok anam bu “KKTC’i yönetiyorum” iddiasıyla hâlâ kararlar çıkartan yetkililerimizi tez zamanda götürün, bir evliya türbesine işetin, belki düzelirler!