GUTERRES “MERHABA” DEDİ: İsviçre’de 9-12 Ocak 2017 tarihlerinde gerçekleşen Kıbrıs görüşmeleri BM yeni Genel Sekreteri Antonio Guterres için ilk görevdi. Herkesin bir masa etrafında olduğu anda Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias, “Ben dersime çalışmadım” dedi, ara istedi
TOPRAK ARTIK MASADA: O güne kadar ana hatlar ve prensipler çerçevesinde yerleşim yeri adı ve oran konuşulmaksızın üzerinde beyin jimnastiği yapılan toprak konusunun özlü bir şekilde konuşulması artık gündemdeydi. Bunun için yer olarak İsviçre seçildi
JOHNSON TEPKİ GÖSTERDİ: Taraflar 5’li konferansta bir araya geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias, ara istedi. Yunanistan’ın hazır olmadığını, çalışmaları gerektiğini söyledi. İngiliz Dışişleri Bakanı Johnson’un “Sizi doğru mu duydum acaba?” sorusuna Koçyas “evet” dedi. Johnson “Söyleyecek söz bulamıyorum” dedi ve güldü
İsviçre’de yer alan Kıbrıs Konferansları, Kıbrıs’taki iki toplumun ve 3 garantör ülkenin bir masa etrafında buluştuğu çözüme en yakın olunan toplantılar olarak anılacak.
İki yıllık çok sayıda liderler ve bir o kadar da müzakere heyetleri arası toplantılarla teknik çalışmaların ardından BM Genel Sekreteri’nin “eşsiz ilerlemeler kaydedildi” değerlendirmesi ile tüm gözler nihai sonuca odaklandı. Geçmişten gelen ve son iki yılda üzerine yenileri eklenen uzlaşıların son bir hamle ile iki kurucu devlete ve iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözümle sonuçlandırılması yönünde hem iki Kıbrıslı toplumda hem de uluslararası kamuoyunda beklentileri yükseltti.
Yarım asırdır süren Kıbrıs sorunu yeni bir federal ortaklıkla tarihe karışmanın eşiğindeydi.
Sona gelinmişti…
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sonuca ulaşabilmek için aynı konular etrafında tarafların pozisyonlarını tekrarlamakla zaman tüketmesi yerine, 11 Şubat 2014 belgesinde karara bağlandığı şekilde güvenlik garanti ve toprak başlıklarının da diğer konularla ilintili biçimde ele alınarak nihai bir noktaya gidilmesi gerektiğini dile getirmesi ara bölgeye sıkışan müzakereleri yeni bir eşiğe taşıdı.
Hep en sona ertelenen bu iki başlık, iki taraf arasında genel hatlarıyla ilk kez konuşulmaya başlandı. Güvenlik bağlamında, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “bir tarafın güvenliği diğer taraf için tehdit algısı yaratmamalı” prensibini, BM Genel Sekreteri de benimsedi ve açıklamalarında aynı ifadelere yer verdi.
Oynamaya niyeti olmayan gelin gibi
Ne var ki Kıbrıs Rum liderliği, 5’li konferansın toplanmasına hiç olumlu yaklaşmadı. Bu konferanslara adeta ayak sürüyüp zorlanarak katıldı.
Önce iki toplum lideri ve 3 garantör ülkenin katılımıyla toplanacak olan Kıbrıs Konferansı’nın, 5’li değil BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin katılımıyla uluslararası bir konferans olacağı açıklamalarıyla gündemi uzun süre meşgul etti.
Rum yetkililer tarafından Çin, Rusya ve Fransa’nın Kıbrıs Konferansı’na katılacakları yönünde açıklamalar yapıldı. Bunun ötesinde konferansa iki toplumdan biri olarak değil, “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak katılacaklarını iddia ederek resmi açıklamalar yaptılar.
Anastasiadis’in masada Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak yer alacağı, bunun tartışma kaldırmadığı hükümet sözcüsü düzeyinde kamuoyuna defalarca tekrarlandı. Bu iddiaların hiçbiri gerçekleşmedi.
Toprak artık gündemde…
O güne kadar ana hatlar ve prensipler çerçevesinde yerleşim yeri adı ve oran konuşulmaksızın üzerinde beyin jimnastiği yapılan toprak konusunun özlü bir şekilde konuşulması artık gündemdeydi. Bunun için yer olarak İsviçre seçildi.
İsviçre’de Kıbrıs Konferansı’nın önü açıldı
İsviçre’de 9-12 Ocak 2017 tarihlerinde gerçekleşen Kıbrıs görüşmeleri BM yeni Genel Sekreteri Antonio Guterres için de bir ilk görevdi. Genel Sekreter olur olmaz Cenevre’nin yolunu tutan Guterres böylece Kıbrıs sorun ile tanışacak ve onun ne kadar karmaşık olduğunu görecekti.
Cenevre’deki zirvenin ilk üç gününde taraflar açıkta kalan konularla, toprak konusunda müzakereler yaptı. Gündemde taraflar arasında harita değişimi yapılması vardı.
Haritalar değiştirilir ve BM’ye sunulursa Kıbrıs Konferansının önü de açılmış olacaktı. Öyle de oldu. Zirvenin üçüncü gününün akşam saatlerinde haritalar sunuldu ve Kıbrıs Konferansının önü açıldı.
Garantörler de artık resmen masada idi. Ama bu kez Anastasiades’in yerine Yunanistan sahne alacak ve “biz hazırlık yapmadan, geldik ara talep ediyoruz” diyecekti.
Böylece Konferansa başlandığı anda ara verilmek zorunda kalınacak ve devamı ancak altı ay sonra gerçekleşebilecekti. Verilen arada birçok kriz yaşanacak, bunlardan en büyüğü ise Enosis krizi olarak not edilecekti.

Kocias Johnson’u güldürdü
Kıbrıs Konferansı’nın tarihi belirlenip açıklandıktan sonra Cenevre’de de ayak sürüme devam etti. Taraflar 5’li konferansta bir araya geldiğinde bu kez Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias, ara istedi. Yunanistan’ın hazır olmadığını, çalışmaları gerektiğini söyleyerek daha ilk oturumda ara talep eden Koçyas’ın tavrı herkesi hayrete düşürdü. Hatta İngiliz Dışişleri Bakanı Johnson’un “Sizi doğru mu duydum acaba? Siyasi toplantıya hazırlık teşkil edecek toplantıların ön hazırlığı olacak toplantıya hazırlanmanız gerektiğini mi söylüyorsunuz?” sorusuna Kocias’ın “evet” cevabı vermesi üzerine Johnson “Söyleyecek söz bulamıyorum” deyişi konferansta gülüşmelere neden oldu.
Böylece Cenevre’de 12 Ocak’ta toplanan konferansın daha ilk gününde konferans, hazır olmadığını açıklayan Yunanistan’ın ara talebi ile dağıldı.
Yunanistan dersine çalışmayınca…
Cenevre’de Yunanistan hazır olmadığı için verilen arada güvenlikle garantiler konusunda Mont Pelerin’de teknik bir toplantı yapılması bu arada liderlerin de adada ilk dört konu başlığında yeni yakınlaşalar sağlamak için çalışmalar yapması ve konferansın bunun hemen ardından devam etmesi konusudna konferans karar üretti.
18 Ocak’ta tüm taraflar bu kez daha alt düzeyde Mont Pelerin’e yeniden giderek Yunanistan’ın hazır olmadığını söylediği hususlarda teknik bir çalışma yaparak bir kılavuz belge hazırladı. Bu kılavuz, tarafların güvenlik konusundaki tehdit algıları ve beklentilerini içeriyordu.
Böylelikle Kıbrıs Konferansı’nın 5’li masasında güvenlik garantiler konusunun nasıl ele alınacağı ile ilgili bir rehber ortaya çıkarılmış oldu.
Konferansın devamı için hazırlıksızlık gerekçesi böylece ortadan kaldırıldıktan sonra, sıra Cenevre’de başlayan konferansın devam tarihinin belirlenmesine gelmişti. Ama tarih bir türlü açıklanamıyordu.
Mete Tümerkan’ın NOTU
Cenevre’de Kocias krizi
Kıbrıs konusundaki müzakere süreci Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ısrarı ve zorlamaları ile sonunda Cenevre’ye Kıbrıs Konferansı aşamasına taşınmıştı.
Artık takkeler düşecek, keller ortaya çıkacaktı.
Kimin gerçekten çözüm isteyip istemediğinin test edilebileceği yer Cenevre olacaktı.
Garantörler kalabalık heyetlerle Cenevre’ye gelmişlerdi.
En kalabalık heyetler Ankara ve Londra’dan gelen heyetlerdi.
Bu arada gözler Akıncı ve Anastasiades’te idi.
Eğer onlar öngörüldüğü şekilde harita değişimini yapabileceklerse konferans da başlayacaktı.
11 Ocak günü akşam saatlerinde Hüseyin Ekmekçi ile birlikte haber peşinde koşarken BM’nin Cenevre’deki merkezinde terk edilmiş hissi veren bir koridorda Akıncı ve Anastasiades’in korumaları ile karşılaşınca “işte tamam harita değişimi burada yapılıyor” dedik ve öyle de oldu.
Haritaların değişiminin yapıldığı ve Kıbrıs Konferansının başlayacağını herkes o gece ilk Havadis TV üzerinden öğrenecekti.
1960’tan sonra bu Kıbrıs konusunda yaşanan en kritik gelişme idi.
Ertesi gün Kıbrıs Konferansı başlayacaktı.
Çözüm umutları artık en yüksek düzeye çıkmıştı.
Tarihi anlar yaşanıyordu.
Ama Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias tarihi anları sabote etmeye hazır bir şekilde Cenevre’ye gelmişti.
Herkesin tepkisini üzerine toplayacak işler yapacak ve “biz hazır değiliz” diyerek ara talep edecekti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Kocias’a sert tepki gösterecek hatta yakın çevresine “Bu adam ile beni bir daha ayni odada buluşturmayın” dahi diyecekti.
Ama sonuçta olan olacak ve konferansa ara verilecekti. Ara konferansın hemen devamının sağlanacağı şekilde verilecek ama konferansın devamı ancak altı ay sonra sağlanabilecekti.
Hüseyin Ekmekçi’nin NOTU
“Sıfır asker ve garanti” ısrarı çözümü engelledi
Süreci yakından takip eden gazeteciler olarak, Anastasiadis’in “her gün yeni bir çıkış” yapmasına artık şaşırmıyorduk.
Bir tarafta, “Statükoyu değişebiliriz” diyen Akıncı…
Diğer tarafta, “garantilere takılı kalarak büyük resmi kaçıran” Anastasiadis…
Enteresandı…
Ban ki Moon, “süreci çözemeyen genel sekreterler kervanına katılarak” veda etti.
Cenevre’de liderler bir araya geliyordu…
Akdenizli Guterres ise “yeni genel sekreter” olarak ilk kez masasında Kıbrıs Konusu’nu bulmuştu.
Cenevre “çözüme kilitlenmişti…”
Nurtopu gibi bir “Kocias’ımız” olmuştu bu sefer…
Resmen, sürecin önündeki takoz oldu…
“Garanti sistemini yeniden görüşmeye hazırım, dğeişebilir diyen Türkiye’ye karşı…
Her platformda, “işgalci” dedi…
“Sıfır asker sıfır garanti” ezberi dışında da bir katkısı olmadı masaya…
Bu aşama için ciddi bir talihsizlikti Kocias…
BM Genel Sekreteri’ni çıldırttı…
İngiltere Dışişleri Bakanı’nı çıldırttı…
Türkiye Dışişleri Bakanı’nı çıldırttı…
İşlerin en alevlendiği anda da “sıfır asker sıfır garantiden başka bir şey bilmediğini” ilan etti…
“Ben dersime çalışmadım, ara verelim” diyerek…
İngiltere orada…
BM Genel Sekreteri orada…
Kısacası…
Kıbrıs sorununun kışını değiştirecek herkes orada ama…
Kocias süreci resmen esir aldı…
“Hazır değilim” dedi.
Yunanistan’ın bu süreçte bir başına hareket ettiğini hiç düşünmedik.
Kocias üzerindeki Rusya ve bütünüyle Yunanistan üzerindeki Almanya etkisi hep masada oldu.
Kim ne dersin desin, Yunanistan “sıfır asker sıfır garanti” ısrarının aslında çözümsüzlük ve ilanihaye 40 bin askerin adadaki varlığı anlamına geldiğini hiç ama hiç anlamadı…


































