Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyasi Rizokosu Büyük Görev!

Müzakerelerde görev alan yetkili kişileri biliyoruz. Bunlar başından beridir sahnenin önündedirler. Ancak bilmediğimiz başta Sn. Akıncı olmak üzere bu yetkili müzakerecilerimizin sahne gerisinde olan “akıl hocalarıdır!” Mesela bir “anayasa uzmanı” var mıdır? Veya “Federal sistemler” üzerinde uzmanlaşmış hukukçular?”

Yoksa tümden “siyasetçilerle” Allah ne verdiyse bildiği kadarıyla idare eden “yardımcılardan” ibaret midir  müzakere heyeti?

Mesela Annan planının çok teferruatlı olduğu söylenir. Kimin yahut kimlerin hazırladığını ise hâlâ kimseler bilmiyor. Söylenen isimler de  cim karnında birer nokta!

       DEMEK İSTEDİĞİMİZ: İnsan Mağusa’dan Lefkoşa’ya bile giderken  yolda ihtiyacı olacak, vardıktan sonra da kullanacağı bazı gerekli eşyaları alır yanına..                                                Bizse sanki Cumhurbaşkanları bu ülkede “müzakere” yapsınlar diye seçilmişler gibi teamül haline getirdiğimiz bir gelenekte, “tek adamlığı” tercih ediyoruz! Rahmetlik Denktaş’ın mirası! Ne var ki Denktaş çok farklı siyasetlerin lideriydi ve gerçekten de Kıbrıs  sorunu söz konusu olduğunda “dava adamı” olarak kabul görüyordu..

Dolayısıyle boşluğunu ve hukukçu kimliğinden kaynaklanan farkını ne mühendis Talat doldurabildi ne de doktor Eroğlu..

Şimdi cumhurbaşkanımız Sn. Akıncı’dır ve göreve gelirken biliniyordu ki asıl uğraşı “müzakereler” olacaktır. Nitekim yola anayasada yazmamış olsa da öncelikle bu asli görevi ile çıktı… Yanında danıştığı uzman bir iki hukukçunun olup olmadığını (ki olması gerekir)  bilmiyoruz ama izlediğimiz kadarı ile Ankara ile birlikte hareket ettiğini  iyi biliyoruz. Ancak büyük olasılıkla onlar da başta Erdoğan olmak üzere  “siyasi kimlikli hükümet erkânından” kişiler olmalılar.

DEMEK Kİ: “Gelecek için tasavvur edilen çözüm eğer bir gün gerçekleşirse bileceğiz ki mimarları, başta Sn. Akıncı olmak üzere Anastasiadis, Eide ve tabi kendilerinin  saptadığı çalışma arkadaşlarıdır.”                           Bu “kadro” ile oluşacak böylesi bir çözümün sağlıklı yürümesi kadar tıkanıp dağılması da mümkündür ki doğrusu sorunun olumsuzluğa toslamış yanını düşündüğümde Sn. Akıncı’nın nasıl bir siyasi rizikonun altına girdiğini daha iyi anlıyorum!                                                                   **********                               NE OLDU TMT’YE?                                1974’lerden sonra TMT adını “Sol” kulvarda koşarken, Sağ’a dirsek atan bazı siyasi partilerle globalistler falan anıyorlardı! Tabi önüne  “faşist” kelimesini koyarak!

Aslında ortada “TMT” falan kalmadıydı ama “milliyetçiliğin” ayıp sayıldığı ortamlarda “milliyetçileri” karaya çalmanın en kestirme “ifadesi” olarak kullanıldı! Oysa görevini yapmış, miadını doldurmuş bu “teşkilatın” aradan 42 yıl geçmesine karşın bugüne kadar ne sesini ne de soluğunu işiten olduydu!  Bir iki duyarlı TMT’ciden gayrı da kimseler bu tarihi örgütü hatırlatacak eylemsel   harekette bulunmadılardı! Sadece Annan planı referandumu döneminde yüksek oktavlı bir iki TMT damgalı ses işitilmiş, onlar da  Türk’ün “evet”ine  karşılık Rum’un hayırlı ‘hayır’ı ile köşelerine çekilmişlerdi… O günden beridir de tatlı tatlı uyuyordu TMT!

KİM UYANDIRDI?  Vikipedia’ya girdim, “kimdir  dedim bu ‘Baron’?” Yok, KKTC’den kimse çıkmadı! Sadece genel anlamında dedi ki “Şövalyeden sonra gelen 2. sınıf asilzade falan..” Bizde ise “kim kumar ile betofislerle iştigal ediyorsa ona yakıştırıyorlar baronluğu!

Eee! TMT’nin ne ilgisi vardır ki 42 yıllık suskunluğunu bozarken, kafayı  bu baronlara taktı! Üstelik “gruplara ayrılarak!” Eoka’ya karşı ulusal mücadelenin efsanevi TMT’si gitti, geldi yerine “baronlarla mücadele TMT’si!”

Tabi olay biliniyor. Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş oğluna çamur atan bir gazetenin Yönetim Kurulu Başkanına yasal yollardan savaş açınca hemen ardından, harekete geçmek için sanki komutanın düdüğünü beklerlermişcesine kendilerine TM’ci diyen bir kısım insanlar harekete geçmişlerdi!

OLMADI AMA! Şu yönden: TMT bir dönemin tarihi örgütüydü. Ve o dönemde bile “iddia ile karalamalara” karşın kendi soydaşlarıyle uğraşmadı, bir iki istenmeyen münferit olay dışında…

Şimdi ne oluyor Allah aşkına? TMT’ye mi kaldı memleketi “kumar baronlarından” temizleme görevi? O geçmişin mücadele ruhuna çok yakışmadı! Bırakın da mahkemeler halletsin eğer varsa pislikleri!                                                         ***

TRAFİK SORGULANIYORMUŞ! Meclis “olağanüstü” toplandı ve trafik sorununu görüştü. Medyaya baktım Meclis’te gözleri yaşartacak kadar çok güzel ve hameset kokulu konuşmalar yapıldı..  Milletvekillerimiz (ki geçmişte mensubu oldukları siyasi partiler de hükümet olmuşlar ve de trafik sorununu çözülmedik diğer sorunlarla birlikte  hep kucaklarında bulmuşlardı) özellikle trafikte ölenler için adeta ağıt yaktılar hatta KKTC’yi Avrupalarla kıyasladılar ve sonunda “suçlu ayağa kalk” diyerek “Özgürgün hükümetini” tabiri caizse yıkayıp serdiler!

Hiçbir siyasi partiye hadi gel seni iktidar yapalım demezler. Önce kendileri talip olurlar sonra sandığa soyunurlar, ardından kıran kırana bir kampanya sonucunda talihleri yaver giderse bir koalisyon hükümeti kurarlar! Kaç yıldır da   hemen her bir buçuk yılda  erken seçim yaparak  bu  sınavdan geçiyorlar!

PEKALA. Meclis’teki bu son olağanüstü toplantıya  kadar iktidar olmayanının  kalmadığı siyasi partiler geçmişte trafik sorunu konusunda ne yaptılar, hangi tedbiri aldılar? Ki geçen günkü toplantıda; “onca çabalarımıza karşın neden trafik sorunu inadımıza azgınlaşıyor” bile diyemediler!

Buna karşın  sanki  sorun “Özgürgün hükümetinin” sorunu imiş gibi bir  günah keçisi aradılar ve  buldular maşallah!                                           **********                  KISACA TAKILDIĞIM. (HEYECANLI BEKLEYİŞ!)

Dün, “ipin bir ucunu Kar-İş diğer ucunu Hükümet tutuyor, o çekiyor öteki çekiyor” diyor ve ekliyordum: “Dur bakalım kim kimi madara edecek!”

İlk raunt hükümetin oldu! Kar-İş durum vaiyetlerin tezekkürüne zemin hazırlamak için bir günlüğüne grevi kaldırdı. Fakat hâlâ yüzde 26’lık zam isteğini kaldırmadı!        Bakalım ikinci raunt kimin olacak! Hükümet kanadı mı kazanacak yoksa Kar-İş mi?  Heyecanlı bekleyişim devam ediyor!