Avrupa’nın memelerinden düşmeyen bazı ufarak ve fukara ülkelerden biri Yunanistan ise diğeri de yavrusu Güney Kıbrıs Rum Yönetimidir! Bir milyonu bile bulmayan şuradan buradan devşirme nüfusu ve AB üyesi anası ile veto hakkı kullanarak gevezelik yaparken, sanırsınız küçük Amerika’dır! Oysa işte bir adımlık ötede, gelmiş geçmiş yedi ceddi ile sülalesini bildiğimiz, kendi insanlarını bile kıyım kıyım kıydığı isyanlardan baş kaldıramamış, Yunanistan’la birlikte eğer AB’nin yardımları olmasa dünya yuvarlığından silinip gidecek Levantin kökenli bir toplum! Ki ülkesine çalışmaya gelen Malezyalıları bile vatandaş yaparak ancak 800 bine ulaştı…
İŞTE bu Rum toplumu ile bu adada yıllardır, bizzat kendilerinin neden olduğu savaş ve terör olayları ile bozgunculuklarından dolayı tarumar olmuş düzenleri yeniden “barışçı çözüm” arayışlarıyla tesis etmek için müzakere masasından müzakare masasına taşınmakta, biri bitse hemen bir başka masa kurulup yeni bir müzakere başlatılmaktadır!
NİTEKİM. Benden önce rahmetlik dedem anlatırdı, sonra rahmetlik babam anlattıydı, kadere ve talihsizliğe bakın, şimdi anlatmak biz oğullarına miras kaldı! Neyi? Yeminli papazlarının enosis istediğini bunu da “megalo idea” yaptıklarını, iki asırdır uğruna kan döküp ateş yaktıklarını… Ne itti ne bitti! Sn. Akıncı’nın da vurguladığı gibi Enosis ruhu ile yaşıyorlar! Oysa aynen bizim toplumda da görüldüğünce garantisini isteyip parasını cebellu ettiğimiz halde iş “birleşme” gibi laflara geldi mi “bu kadarı da fazla olmaz mı” dediğimiz Türkiye’ye yönelik tepkilerimize nazire; aslında bu Enosis hülyalı Rumlar’ın da Yunanistan’la etleri bir kazanda kaynamaz, hadi “birleşin” diye itseniz birbirlerini parçalarlar!
MUZIRLIK İŞTE! Öyleyse nedir bu vakti ile zamanı geldi miydi hayvanların kızışma dönemlerindeki gibi, kimbilir artık ateşi kaç dereceye çıkmış afakanlarla “enosis” diye bas bas bağırmalarının hikmeti? Muzırlık! Çünkü görüşmelerin seyrinden memnun değiller!
Bir: Anlıyorlar ki ne edip eylerlerse Türkiye’nin garantörlüğünü kaldıramayacaklar.
İki: Kuzey’e geri dönüş konusunda tatminkâr ödünler bekliyorlardı, anlıyorlar ki bu konuda da hâlâ beklentilerine cevap verecek bir gelişme olmadı.
Üç: Siyasi eşitliği kabul etmezken bu kez de karşılarına Türk vatandaşlarına da AB müktesebatı gereği 4 özgürlüğün tanınması teklifi dikildi, fena halde şaşırdılar!
Beş: Başında yazdık, zaten muhtac’ı dide kaldı ki olası çözümde bir kalem de kurulacak federal sistemle kurucu devletlerin restorasyon işleri başlayacak, para nerede!
UZAR GİDER: Kısaca çözüm olması için beş on neden varsa, olmaması için yirmi otuz neden vardır!
Öte yandan asıl korktukları adadan uzaklaştıracaklarını sandıkları Türkiye ile Türkiyelilerin, tam aksine çözümden sonra adaya yerleşmek için hazırlık yapmaları! Ki Türkiye’nin hesapları da Kıbrıs üzerinden AB’ye açılma tasavvuru!
Bir diğer korkuları da “ya Türkiye’nin sermayesi ile işgücü adaya gelirse!” Ve de çözüm olursa kaçınamayacakları yakınlaşmada Doğu Akdeniz’deki gazı TC üzerinden sevk etme durumunda kalırlarsa!…
DURUM VAZİYETLER: Gelelim şimdilere! Önce şunu vurgulayalım ama: Sn. Akıncı “restini” çekti ve karşılığını da “Anastasiadis’in tornistan edişi ile gördü!” Nitekim ne dedi Anastasiadis: “Nedensiz olarak kalkıp gittiler! (Kapıyı çarpmadı da rüzgâr mı kapattıydı?) Zaten Perşembe günkü görüşmeye de bekliyormuş! Bu arada Meclis’deki Enosis’i hortlatma operasyonu da bizzat kendi saflarında ters tepti..
Hemen belirtelim çözüm olursa ve Türk Rum temsilcileriyle Bakanları federal Meclis’le Yönetimde yan yana yer alırlarsa biline ki böylesi hırgürler hep olacak! Dolayısıyle tutun ki bu şimdiki olay o günlerin mayası olsun! Bu tip ufaktan ufaktan olaylar olacak ki birlikte politikanın şah damarında atacak federal devlet arenasına çıkıldığında, daha şimdiden iki üç aksi büksü lafın kırıp delemeyeceği kalın zırhlar oluşsun, sineye çekme meşrebi gelişsin! Yoksa her lafın ardından avuçta azıcık sıkıştırılsa kristal bardaklar gibi kırılıp dökülenecekse birlikte tek oturum bile gerçekleşmez! Kısaca şimdiden kavi olmak gerek.
(Sanki çözüm oluyormuş gibi yazıyoruz ya izah edelim)
Geçen gün olay üzerine bir açıklama yapan TC Başabakanı Binali Yıldırım şöyle dediydi: “Çözüm mutlaka sağlanmalı çünkü çözümsüzlüğün bedelini Kıbrıs Türk tarafı ödüyor…”
Rum tarafı, Anastasiadis bu söze bir mim koymalıdır. Çünkü çözümsüzlük böyle devam ederse bir gün “bedel” ödemek yerine, bedel ödeten bir Kuzey yaratılırsa Güney Kuzey’e andulya ile bakar! Ve resmen adada en az kendisi kadar devlet olan dünyaca tescilli bir Kuzey Türk Devleti oluşur.. Akıllar başlara diyoruz!
































