Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Batakçı bir kamu yönetimi…

Dün Meclis’te Maliye Bakanlığı bütçesi görüşüldü. Son görüşmeydi dün. Öyle veya böyle onaylanacak…

Maliye bütçesi konuşulurken, doğal olarak ülke maliyesi tartışıldı. Dikkat çeken ortak nokta, kamunun iç borçlarının artıyor olmasıydı.

Birikim Özgür, Güney Kıbrıs’ın ekonomik krize girdiği andan itibaren kamu giderlerinden tasarruf yaptığını, Türkiye’de de 2017 bütçe yılında kamu tasarrufunun esas olacağının açıklandığını söyledi.

KKTC’de de tasarruf, özellikle kamunun küçültülmesi, kamu harcamalarının düşürülmesi hem ekonomik protokolde, hem hükümet porgramlarında esas hedef olmasına rağmen, ne yazık ki, uygulama geleneksel….

Nedir geleneksel olan…?

Başka bir deyişle statüko…

Şudur…..

Sözler verirsin, vaadlerde bulunursun, hatta protokolların altına imza atarsın, parayı da kaparsın, sonra o verilen sözlerin hilafına, tam 40 yıldır uygulanan klasik yönteme geçersin….

Yandaşı işe alır kamunun yükünü arttırırsın, verimsiz, fizibl olmayan alanlara teşvikler vermeye devam eder, bir de bununla övünürsün, lüks harcamalar yaparsın, ek mesailere dokunmazsın…

Sadece devlet dairelerine değil, şimdilerde aşırı istihdamdan ortada KİT kalmamış olabilir, kamu bankaları ne güne duruyor, oralara akrabalarını, partililerini doldurmayı sürdürürsün. Hatta bazılarına  yüksek maaşlı mevkiler yaratırsın.

Devletin iç borçları ödenemez. Ödeyecek kaynağı ayıramazsın. Kamu bankaları bağırır, İhtiyat Sandığı bağırır, “ana parayı ödemiyorsunuz, bari hiç olmazsa faizleri ödeyin” diye…

Kamunun sadece Kooperatif Merkez Bankası ve İhtiyat Sandığı’na olan borcunun faizi 350 milyona ulaşmış… Bu yıl ilk kez bir miktar faiz ödemesi yapılacakmış… Buna sevinmemiz mi bekleniyor acaba?

Sen bunları duymazsın. Üstüne üstlük, “paramız bol, bakın şu kadar dağıttık, bu kadar da dağıtacağız”  diye, millete tepeden bakar, etrafı suçlar, dönemini tamamlarsın.

Yıllar yılı uzun emeklerle hazırlanan Kamu reformu tam da Meclis’e gelecek hale getirilir, ama  yasalaşmaz. Çünkü eğer hazırlandığı gibi uygulanırsa, siyasi erk, partizanlık enstrümanlarının bir çoğunu kaybedecektir. Kulağının üstüne yatar, eleştirileri duymazdan gelirsin, biter…

Statükodan vazgeçmek öyle kolay değildir…

O kamu kurtulmaz, o İhtiyat Sandığı günden güne uçurumun dibine gider, o kamu bankaları mevduat sahiplerinin birikimlerinden verdiği kredilerle hovardalık yapar…

Maliye bütçesi kamu bütçesidir, ülke ekonomisi değildir.

Ancak yatırım kalemi olmayan bir bütçeyle, ülke ekonomisi nereye varır ki…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

HADİ CANIM:

Rum Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Viktoras Papadopoulos, Anastasiades’in Kıbrıslı Rumların beklenti ve endişelerini karşılayan bir çerçeve belirlediğini, müzakereleri bu sınırlar içinde yürüttüğünü söylüyor.  “Ama”, diyor, “Kıbrıs Türk tarafının çözüm için kamuoyu önünde her hangi bir önkoşul ileri sürmesi, devam eden sürece ve çözüme yardımcı olmaz”… Sen sınırını belirleyeceksin, bu ön şart olmayacak, ben belirlediğimde ön şart olacak ve “kabul edilemez” olacak. Resmen maskaralık…

 

İNGİLTERE KUŞKULU:

Cenevre’de, garanti konusunun ele alınacağı toplantıya, Kıbrıs’ın garantörlerinden olan İngiltere’nin katılması bir gereklilik. Bunun temaslarının çok önceden yapılmış olduğunu biliyoruz. Bir önceki İngiliz Başbakanı, İngiltere’nin garantörlük talebi olmadığını da söylemişti. Şimdi yeni Başbakan Theresa May, ülkesinin anlaşma çabalarına “faydalı olacaksa” Cenevre’deki Kıbrıs müzakerelerine katılmaya hazır olduğunu söylüyor. Bir politika değişikliği kokusu mu geliyor? Yani AB’den ayrılan İngiltere, dış politikasını yeniden mi şekillendiriyor..?

 

SADECE UBP KALDI:

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan, daha önce istediği uzlaşma belgelerini aldığını belirterek, “Cumhurbaşkanının jesti karşısında Cenevre’ye gidip gitmeme konusuna daha olumlu bakıyorum”dedi. CTP ve TDP daha önce bu davete olumlu yanıt vermişlerdi. DP Başkanı Denktaş da davete olumlu baktığına göre, Cenevre konusunda kararını vermeyen, sadece UBP kaldı…

 

GERİ DÖNEN KREDİ YÜZDE 55,5’MUŞ:

Kalkınma Bankası’nın geri dönüşsüz kredilerini yazmıştık. Genel Müdür Ercan İbrahimoğlu, Star Kıbrıs gazetesine açıklama yapmış, kredilerde geri dönüşün, yüzde 55,5 olduğunu söylüyor. Biz de bunu söylüyorduk zaten. Ancak rakamın bu kadar büyük olduğunu tahmin edemezdik. Düşünsenize, sizlerin vergisi dağıtılıyor, sadece yarısı geri geliyor. Bu gelmiş geçmiş tüm yönetimlerin bankayı kötü yönettiğini, kaynağın doğru yere akıtılmadığını göstermez mi? Gösterir. Ama neye yarar, birileri çıkıp da hesabını sormadıktan sonra…

 

KİMLER ALIYOR:

Emlekçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur, emlak sektöründe bu yıl, son yılların en iyi satışlarının yapıldığı yıl olduğunu söyledi. Dövizdeki artış demek ki bazılarını etkilememiş. Satışların kimlere yapıldığına baktığınızda bu patlamanın nedeninin yerli halktan çok, yurt dışından yapılan alımlar olduğunu görebiliriz. Özellikle son yıllarda, Türkiye’den önemli bir talep olduğunu görüyoruz. Girne’nin şantiyeye dönmesinin nedeni de, yurt dışından gelen bu talepler olmalı…

 

YAZIKTIR, GÜNAHTIR:

Anayasamız herkesin sendikaya üye olma, istediği sendikayı seçme hakkı olduğunu yazıyor ama, CAS çalışanları, bu haklarını kullandıkları için işlerinden atılıyor. Yasaları yapan hükümetler, yaptıkları bu yasalara uymazsa, vatandaşın uymasını nasıl bekleyebilirler ki. Yapmayın etmeyin, arkadaşlarının iki maaş aldığı bu günlerde onlarca çalışan, bırakın 13. maaşı, normal maaşlarını alamamakla karşı karşıya. Neden? Anayasal haklarını kullandıkları için… Yapısal bir düzenleme yapsalar, zaten verimsiz bir kurumdu, yapsınlar diyeceğim ama bu, tamamen anayasaya rağmen partizanlık…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Erçin Şahmaran: “Hükümet ve sendikaların uzlaşmasından en başta bir öğrenci velisi olarak memnunum. Ama trafik kazasıyla başlayan eylemlere desteğim mesai ve okul saatleri için değildi, amacım bu değişikliklerin yapılmasından çok mevcut durumu iyleştirmeye, hiç olmazsa radikal bir adım atılmasına destek vermekti. Üzgünüm ama, amaç araç oldu…” .

 


DİPTEKİLER

Eyyamcılar: 21 Aralık mücadele ve şehitler haftası nedeniyle mesaj yayınlamayan siyasetçi kalmadı ama, günlerdir Küçük Kaymaklı Özgürlük anıtının içler acısı durumu paylaşılıyor sosyal medyada.  Anıtın yıkıldığından ya haberleri yok, ya da umursamıyorlar. Böyle bir günde keşke mesaj yayınlayacaklarına, anıtı tamir etmeyi düşünselerdi. Vatan, millet, bayrak üzerine hameset nutukları atan, mesaj yayınlayan eyyamcılara duyurulur…