Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Erhürman’ın “Yeni” CTP’si…

CTP’nin Başkan adayı Tufan Erhürman’ın manifestosunu okudum.

İlk bakıştan itibaren “Yeni” vurgusu dikkatimi çekti.

Aslında, Mehmet Ali Talat’ın son adaylığı sırasında da bir değişimden söz edilmişti.

Hatta CTP’nin bundan önce bir çok kez “Yeni”yle başlayan manifesto, kitapçık, yol haritası yayınladığını da hatırlıyorum…

Doğrusu da bu ya zaten. Hiç bir şey statik olmadığına göre, partiler de günün koşullarına uygun, ama temel inançlarını ve prensiplerini koruyarak değişime gitmeli…

Değişemeyen zaten çağdışı kalıyor, günün sorunlarıyla başedemiyor. Ya geçmişin politikalarıyla dayatmacılık yapıyor, ya da günü birlik, ne idüğü belirsiz uygulamalarla partiyi de, halkı da perişan ediyor…

Onun için, ayakları yere basan, mevcut ya da sonra dan ortaya çıkabilecek sorunlara çözüm getirecek, ne çok katı, ne çok esnek yazılı bir “politika”nın anahatları  gerekiyor…

Erhürman, bunu yapmaya çalıştığını açıklamış.

Talat, parti içi sıkıntıların çözümünü öne çıkarırken, Erhürman, “CTP’nin ve CTP’lilerin partimizin kuruluşundan bu yana savunduğu, üzerine titrediği ve uğruna ağır bedeller ödediği sol değerler çerçevesinde örülmüş YENİ bir siyaset anlayışı” diyor ve “Bizim istediğimiz başka türlü bir şey” ifadesini kullanıyor. Ama yenilenecek olan unsurların biri kamusal politikalarsa da, diğeri yine parti örgütüyle ilgili… Kişisellikle, bireycilikle mücadele edileceğini bir kaç kez vurguluyor…

Değişen koşulların, statükoyla uzlaşmak olmadığının altını çiziyor; geçmişte bunun aksine kararların altına imza atıldığını, bunun partinin değil, bazı kadroların işi olduğunu; ayrıca parti disiplininde açıklar verildiğini, yeni politikaların, bunların özeleştirisi yapılarak ortaya çıkacağını söylüyor; birlik, beraberlik çağrısı yapıyor; sol öğretinin vazgeçilmezlerini tekrarlayarak, bağlılık belirtiyor,

Kıbrıs Türkünün kendi kendini yönetmesini bir haysiyet meselesi olarak ortaya koyuyor… Kamu politikalarını da “haysiyet”, “adalet” ve “üretim ve hizmet” bacakları üstüne kuruyor…

Bunun dışında tam bir hükümet programı gibi, ülke sorunlarıyla ilgili sektörel bazda temel fikirler sıralıyor…

Yazılanların hepsi güzel, hepsi idealist, hepsi iddialı…

Önemli olan, parti örgütlerinin bu fikirler etrafında bir konsesus sağlaması, söylenenle yapılanın birbirini tutması… Ve tabii, tabanın, tavana böyle bir programı tam olarak uygulama şansı vermesi… Ki son dönemde CTP’de bunun tersini gördük… Sonucu da bir kakafoni oldu ve CTP bu ikircikli tutumuyla, iktidara veda etmek zorunda kaldı…

Erhürman bu kez bu şansı bulacaklarından, yani tabandan gereken desteği alacaklarından emin görünüyor…

CTP’nin yeni programı henüz hazırlık aşamasında. İlgili komitelerinin çalışmalarını tamamlamasının ardından, kısa bir süre içerisinde kamuoyuyla paylaşılacağını duyuruyor Erhürman. Detaylar aslında o zaman tartışılacak…

Şu an için söylenecek olan, sadece CTP’de değil, KKTC’nin siyaset sahnesinde tümden bir yenilenme ihtiyacı…

Her ne kadar kastedilen bir “zihniyet” değişimi ve yenilenmesi olsa da, bunu gençlerin üstlenmesi  ayrıca güzel…

 


YERİN KULAĞI VAR

UMUTLU BEKLEYİŞ:

Mont Pelerin zirvesinden umuda yönelik beklentiler arttı. Özellikle liderlerin iyi niyetli yaklaşımları, her iki toplumda beklentilerin yükselmesine neden oluyor. Bilmemiz gereken tek şey, eğer bu adada kalıcı bir çözüm istiyorsak bunun, karşılıklı al-ver ile olacağıdır. Vereceğiz ve alacağız. Zaten geldiğimiz noktada bundan başka çıkış yolu da görünmüyor. Temennimiz yeni haftanın yeni umutları da beraberinde getirmesidir…

 

BİRAZ RAHATSIZ OLSUNLAR:

Olası bir anlaşmadan en çok rahatsız olanlara ve suyu bulandırmak için uğraşanlara şöyle bir bakın. 1974 sonrası Güney’de hiçbir mal bırakmayan ama, Kuzey’de en değerli yerleri kapatan, göçmen bile olmadan dünyaları alanlardır. Her iki tarafta da mevcut statükodan nemalananlar olası bir anlaşma ile bu düzenlerini sürdüremeyeceklerini, elde ettiklerinden vazgeçecekleri korkusunu yaşıyorlar…

 

UYANIK OLMALIYIZ:

“Zor günlerden geçiyoruz” sözü sık sık tekrarlanır ama, bu kez sanırım gerçekten zor ve kritik günler yaşıyoruz. Adada kalıcı ve her iki toplumu da memnun edecek bir çözüme ulaşmak için iki lider inanılmaz çaba harcıyorlar. Bizlerin görevi, onları cesaretlendirmek olmalıyken, ne yazık ki bazı gazete manşetleri ve köşe yazıları kötü senaryolar çizmeyi görev sayıyorlar. Güney’deki sağcı gazetelerin haberlerini allayıp pullayıp gerçek dışı haberlerle, toplumları germeye çalışıyorlar. Çözümü değil de mevcut statükoyu savunan bu tiplere karşı uyanık olmak zorundayız…

 

KKE, AKEL’İ KOMİK BULDU:

Yunan Komünist Partisi KKE, federasyon tezinden vazgeçilmesi görüşünde ısrarlı. AKEL’in “sağcılarla bir oldunuz” suçlamasına, “komik” yanıtı geldi… KKE, “Kıbrıs sorununda adil ve sürdürülebilir çözümün ancak federasyon dışında” olacağını vurguladı. Gerekçeleri, federasyonla “iki oluşturucu devlet”in meydana geleceğiymiş… Göremedikleri ise, federasyon olmazsa, doğrudan iki ayrı devlete gidileceği… Ne vizyonları varmış ama…

 

HODRİ MEYDAN:

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Serdar Denktaş’ın hayvancılara “yaşanan bu sorunlardan haberim yoktu” şeklinde açıklama yapmasına tepki göstererek, “Ben ne bilirsem Denktaş da bilir” dedi. “Kameraların önünde söylüyorum, benim bildiğim her şeyi o da biliyor. Kapalı odalarda konuşmuyorum. Bu konuda bir iddiam olmasa kameralar karşında söylemem” diyerek bir yerde Denktaş’a hodri meydan çekti…

 

KAMU BORÇ FAİZLERİ KONUSU:

Meclis Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi 2017 Bütçesini görüşmeye başladı. Komite Başkan Vekili  Birikim Özgür, Komite’de yaptığı konuşmada, bir süreden beridir dile getirdiği kamu borç faizleri konusunu burada da dile getirdi. Serdar Denktaş’ın hem “para çok” algısı yaratıtğını, diğer yandan kamu borç faizlerinin ödenmesi için bankalarla pazarlık yapacağını söylediğini hatırlattı ve bu bütçenin sürdürülemez olduğunu, 2017’nin seçime gebe olduğu yorumunu yaptı. Bu durumda, Ersin Tatar’ın söylediği yüzde 11’lik büyüme öngörüsü de sanal mı oluyor? Özgür’ün iddiasına yanıt alabilecek miyiz acaba, merakla bekleyeceğiz…


ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: Teşvik bir hedefe giden yolda araçtır. Oysa bizim ülkemizde amaç! Ve sonuçta, ağır iş araçlarının gölgesi düşüyor yollara..Traktörlerin üzerine bayraklar asılıyor.“Vatan-millet-ekmek” yazılıyor. Her dönem “güç gösterisi”ne dönüşen isyan “günü” kurtarıyor. Yarını değil asla!”.

 


DİPTEKİLER

Hrisostomos: Başpiskopos hazretleri, “İsviçre’de hiçbir şey olmayacak ve olumlu bir sonuç çıkmayacak” buyurmuş. Fikri neyse, zikri de o… Milyonluk bütçeler, mülkler, keyfi gıcır tabii, bozulmasından korkar… Dedikleri gibi çıkarsa şayet, Zat-ı Alilerine kına benden. ‘Nedir bu’ derse, Fener Patriğine sorsun, o söyler…