Kuzey Kıbrıs Çevre Platformu, basın bildirisinde güzel bir soru sordu;
“Girne emirnamesine göre şu an çıkması yasak ve kaçak olan 2 katı Banyan Beach Ltd nasıl sessiz sedasız çıkabilmiştir? Şehir Planlama Dairesi’nin ve gerekli diğer yerlerden Banyan Beach Ltd’in bu hotel projesi onaylanırken farklı bir proje onaylanmış, fakat uygulamada farklı bir inşaat nasıl yapılmıştır? Bunlara göz yuman sözde yöneticiler kimlerdir?”…
İşin özü, onaya verilen projeyle, uygulananın farklı olması gerekiyor. Çünkü Şehir Planlama Dairesi, 4 kata kadar izin olan bir bölgede, 7 kat izni veremez.
Yoksa vermiş midir?
Onaylanan projenin 4 kat olduğunu varsayarsak, 7 katı nasıl çıkmıştır? Demek ki farklı bir projesi vardır.
Peki şirkete bu cesareti veren kimlerdir?
Ha bu arada, hala uyuyanları da uyandıralım.
Konu sadece Karaoğlanoğlu’ndaki otel meselesi değildir.
Dehşet olan şudur; Lapta’dan Esentepe’ye kadar olan bölgenin sahili, Girne’nin şu anki haline dönecektir. Yani tüm sahile çok katlı apartmanlar dikilebilecektir….
Ondan sonra artık deniz, güneş, kum üçlemesiyle turizm reklamı falan yapamazsınız.
Zaten betonlaşmış bir kenti görmeye kimse heves etmeyecektir.
İçinde yaşayan insanları ya da şu anda bile yeterli olmayan alt yapıyı düşünmüyorlar madem, hiç olmazsa turizmi düşünselerdi.
Bir not daha, Almanya’da İmar Yasası 1945’den beri sadece 2 kez değişmiş.
Ya bizde?
Neredeyse her yeni hükümet, bir Emirname çıkartmış, değiştirmiş.
Aramızdaki fark bu…
OKUR UYARIYOR
“Mehmet Bey ,
Bu günkü sayfanızda Lefkoşa Belediyesi’nin ağaç konusundaki haberle ilgili değerlendirmenizi okudum..Sevindim, Sayın Başkan güzel bir karar aldı. Yalnız on yıl önce inşaat ruhsat şartı olarak ağaçlandırma kararını, Girne Belediyesi’nde bizim aldığımızı ve uyguladığımızı da paylaşmak istedim sizle… Halen uygulanan bu yasal düzenlemeyle, inşaatının önüne ağaç dikmeyenlere final approval verilmez…
Tabi sıkı takip ve kontrol gerekir… Bu bugünkü idare tarafından kontrol ediliyor mu bilemem. Yani ağaçlandırma projesi adındaki bu uygulama, Girne’de on yıl önce yasalaştırıldı, şimdi Lefkoşa örnek aldı. Umarım diğer belediyeler de adım atar bu konuda…Bunu sizle paylaşmak istedim…
Sümer Aygın”.
YERİN KULAĞI VAR
ARALARINDAN SU SIZDI: Tarım Bakanı ile İskele Belediye Başkanının arasından su sızdı. Aynı bölge ve partiye mensup ikilinin, tesbit edilen su fiyatı konusunda aralarının açılması en çok da bölge halkını etkileyecek gibi görünüyor. Tarım Bakanı Çavuşoğlu’nun suyun ton fiyatının ençok 4 TL olması talebini kabul eden belediye başkanının, daha sonra su fiyatını 6.03 TL olarak açıklaması, ikilinin arasının açılmasına neden oldu…
SİZ BAKMAYIN SÖYLEDİKLERİNE: Güzelyurt Belediye Başkan Mahmut Özçınar, İçişleri Bakanlığı’nın Avrupa Birliği fonuyla hibe ettiği çöp araçlarının, Güzelyurt-Lefke bölgesine verilmemesini eleştirerek, “Rum tarafının itirazlarına çanak mı tutuluyor” diye sordu. Gelmiş geçmiş tüm iktidarlar konu Güzelyurt oldu mu, bol keseden “Güzelyurt verilemez” nutukları atmayı iyi bilirler ama, aslında onlar Güzelyurt’u çoktan kafalarından sildiler…
AKILLANMAYIZ: Bundan birkaç hafta önce, Mağusa Eski Eserler Dairesinin tarihi duvarlarına çimento ile monte edilen klima haberinden sonra bu kez yine Mağusa, hısar üstündeki elektrik kabloları ile gündeme geldi. Ülkede öyle bir idare var ki, kimin ne yaptığı kimsenin umurunda değil. Dileyen dilediği herşeyi yapma hakkına sahip olduğunu sanıyor. Bizi bıraktım ama, gelen turusitlerden de mi utanmıyoruz…
BİZ DE TEMBEL MİYİZ: 2012’de yapılan bir araştırmada Kıbrıs, dünya ülkeleri arasında tembellikte 16. gelmiş. Yalnız yanlış anlaşılmasın, buradaki tembellik, hareketsizlik, fiziksel aktivite eksikliği anlamında. Araştırmayı yapan The Lancet, tüm dünyada en çok bilinen haftalık bir tıp dergisi. Buna göre, “Kıbrıs” nüfusunun yüzde 55’i tümüyle fiziksel aktiviteden uzakmış. Türkiye bir gömlek daha iyiymiş. En tembeller Maltalılar, daha sonra Swaziland ve Suudi Arabistan geliyormuş. Tabii araştırma Güney Kıbrıs’ı kapsıyor. Ya biz, ne dersiniz?
ALLAH ACIDI: Social Progress Imperative kuruluşunun son dönemde yayınladığı belgelere göre, Sosyal İlerleme Göstergesi SPI 2016, Güney Kıbrıs`ın dünya çapında en büyük sosyal ilerleme kaydedilen ülkeler arasında 27. sırada bulunduğunu gösterdi. Bereket bu araştırmayı da, bizim için yapmaya kalkmadılar. Sonucun ne olacağını şimdiden kestirebiliyorum. Bırakın sosyal ilerlemeyi, mevcudu bile korumayı başaramadık…
GÜNEY’DE TELAŞ: Türkiye-Rusya ve Türkiye-İsrail yakınlaşmasının başladığı günlerde, Türk Gazı’nın yeniden hayat bulacağını, İsrail gazının Türkiye üzerinden batıya taşınmasının gündeme geleceğini ve bu durumun Kıbrıs konusunu da yakından ilgilendirdiğini yazmıştık. Dün Politis’de çıkan bir haber, Güney Kıbrıs’ın da telaşlandığını gösterdi. Rum Ekologlar’ın açıklamasında, bu işbirliklerinin kendileri için “tehlikeli” olduğu vurgulandı ve “Türkiye Rusya ve İsrail’e yaptığı iki senkronize hareketle bölgemizin en önemli enerji kavşağı haline gelmeyi başardı….” denildi.
ZİRVEDEKİLER: Karayolları Dairesi: Nihayet, yaz biterken refüj temizliği başlamış. Turistler gelmiş, görmüş, hayret etmiş, nefret etmiş, belki bir daha gelmemeye karar vermiş, mevsim biterken temizlik… Bu otlar bu iklimin bir parçası. Her yıl aynısı oluyor, olacak. Bütçeye bu iş için bir para koymak, faaliyet planına bunu da almak çok mu zor. Her sene yalvar yakar yaptırılan, sonra da lütuf gibi sunulan bir icraat. Yine de “nihayet” diyerek zirveye koyalım da, motive olsunlar…
DİPTEKİLER: Arabasını temiz tutan vatandaş: “Arabasını temiz tutsun diye, çöpünü sokağa fırlatan” demek lazım. Temizlik jandarması olup, kafayı yiyeceğiz. Zamanında yaptık da. Şikayet ettik, aracından arka arkaya üç tane şişe fırlatan birinin ceza almasını sağladık. Ama nereye kadar. Tabii bir de karşına çıkanın hırlı mı, hırsız mı olduğunu bilemiyorsun. Başına ne geleceğini de… Hem suçlu, hem güçlü durumları var. Bu kadar mı kendimizden geçtik, bu kadar mı umursuz, kültürsüz, terbiyesiz olduk. Yolların durumuna bakınca hiç şüphe götürmüyor. Olmuşuz be kardeşim…
































