Memleketin çivisi çıktı resmen. Bir zamanların yeşil adası, huzur adası artık yok. Mafyanın cirit attığı, güvenliğin yerlerde süründüğü, insanların yarın ne olacağım endişesi ile yaşadığı bir yaere dönüştü bu küçük ada parçası. Adli olaylar, günlük hayatın bir parçası haline geldi, neredeyse geceleri sokağa çıkmaktan korkar olduk…
Yıllardır görmezden geldiğimiz bozuk sistem, artık herkesi tehdit etmekte… Ve işin en acı tarafı ise, güvendiğimiz kurumların bile, bu bozuk sistemin içinde kirlendiğini ve ortama uyduğunu görüyoruz…
Son yaşanan kundaklama ve kürtaj skandalları da gösterdi ki, toplumsal bir taravma yaşıyoruz. Özelliklede biz yaştakiler, toplumun bu hale nasıl geldiğini, bozulduğunu anlamakta zorlanıyor, bir parçası olmaktan utanıyoruz…
Hep diyoruz, ada ülkelerinin önemli gelirlerinin başında hizmet sektörü gelir diye. Ancak bu sektörlerin de randımanlı çalışması için, güvenlik, hukukun hakimiyeti ve huzuru tesis etmek şart. Hem turist, hem de öğrenci geldiği ülkede güven içinde olmayı bekler. Siz eğer bunu sağlayamazsanız, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, belli bir süre sonra insanlar, güven korkusu nedeniyle gelmemeye başlar…
Ülkede yayınlanan son bir haftalık gazetelere dıştan bakan biri, gördüğünüz tablodan ürker. Ne siyasi, ne ahlaki, ne de adli olarak güven veren bir ülke portresi çizmiyoruz. Siyasette kavga, adli konularda inanılmaz artış ve sınırlarının delik deşik olduğu bir ülke görüntüsü var. Sokaklar kriminallere emanet… Peki böyle bir ülkeye siz olsanız gelir misiniz..?
Öğrenci ülkeye geldiği daha ilk günden, okuldan önce bet ofisler ve casinoları öğreniyor. Acı ama, birçok öğrenci, ailelerinin yolladığı paraları bu yerlere bırakıyor, hatta, borç senedi imzalıyor. Sorsan, “kanun var, kontrol ediyoruz, içeri girmenin kriteri belli” diyorlar ama, onlar da bu yasaların uygulanmadığını çok iyi biliyorlar…
Kanun yerine, kanunsuzluk hakim… Yargı ortadan kalktı anlamında değil tabii bu söylediğim. Kanunları çiğnemek adetten oldu onu söylemeye çalışıyorum. Suçlular yargı önüne çıkabilse, zaten cezalandırılacaklar da, o süreçte bir sıkıntı var gibi.
Bazı gazeteler bir ara ikinci sayfalarını asayiş olaylarına ayırırlardı da, ne çok olay var derdik. Şimdi ayrılan sayfa sayısı 5-6’yı buluyor.
Hırsızlıklar artık vakayı adiyeden…
Her gün üç dört tane yeni olay…
Uyuşturucu ha keza. Üstelik de çoğu yasal limanlardan giriş yapanların üstünde bulunuyor.
Ayda bir kaç tane araba yakma, kurşunlama olayı…
Cinayetler, kurşunlamalar son bir kaç yılda rekor kırmış durumda.
Polis kadrosu belli, hepsi sahada çalışsa, yetişemez durumdalar.
Ya ahlaki sorunlar… İnanın bırakın yazmayı, konuşmak bile istemiyorum…
Beni asıl korkutan, suç yoğunluğuna alışıyor olmak.
Siyasilerin “Ne yapalım, her ülkede var” dediklerini duyar gibiyim. Oysa bu ülke küçük… Küçücük bir ülkede kötülüğün yaygınlaşması çok daha kolay. Suç örgütlerinin istismara açık kitlelere ulaşması, onları kendi içine alması kolay. Üstelik de yaşam şartları, gelir düzeyleri giderek düşen bir genç neslin büyüdüğü bugünlerde…
YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU HESAP SORDU:
“Bizim taraf pembe rüyalar görüyor. Artık yeter” diyen üçüncü cumhurbaşkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya, “Sözcünüz ‘ Türkiye’nin garantisi tabu değildir’ derken ne demek istedi” sorusunu yöneltti. Eroğlu, Rum açıklamaları karşısında Türk tarafının sessiz kaldığını da söyleyerek, “bana göre doğru yapmıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Sanırım Sayın Akıncı, Sayın Eroğlu’nu da bir ara bilgilendirmeli…
YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ, BİZ ADALIYIZ:
Özelleştirme tartışmaları Güney’de de sürüyor. Şimdi gündemlerinde telekomünikasyon şirketi CyTA’nın özelleşmesi var. Halihazırda belli hizmetlerde özelle ortaklığı olan CyTA, teknolojiye ulaşamadığından dolayı, yüzde 50 gelir kaybına uğramış. Pazar payı, yüzde 87’den 65’e düşmüş: Ancak ne tuhaftır ki, yabancı yatırım çağrısı yapan sağcı DİKo ve solcu AKEL birlikte, CyTA’nın aynen devamında ısrar ediyorlar. Bir yorumda “CyTA’nın kaderinin, Cyprus Airways’le aynı olduğunu görmemek için aptal olmak lazım” deniyor. Şöyle bir bakınca, Kuzey’li de olsa, Güneyli de olsa, Kıbrıs insanının popülizmin esiri olma konusunda birbiriyle yarıştığını görüyorsunuz…
ARTIK HALKIN SUYU ÇALINAMAYACAK:
Mehmet Ali Talat’ın şu sözleri yapılan tüm tartışmalara nokta koymalı. Talat diyor ki, “ İsteyen istediği yere kuyu açtı. Yer altı kaynakları devletin olduğuna göre, dolayısıyla da halkın olduğuna göre, halkın suyu çalınıyor”. Aynen öyle… Birinin bahçesine kuyu açıp da, sattığı su, bütün halkın malıdır, devletin malıdır. Mülkiyeti yine devlette olacak, şirket tarafından işletilecek. Şimdi bunlara sayaç takma, kullanımı denetleme geldi ya, bütün tantana bundan. “Yeraltı kaynaklarımızı sattılar” iddiasının altında da bu ranta dokunulması var, o kadar…
KULAKTAN DOLMA KIBRIS:
TBMM’de muhalefetin, “Türkiye’nin Ercan havalimanının geliştirilmesi için KKTC’ye kaynak gönderdiği” iddiası, Kıbrıs işlerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş tarafından yalanlandı. Türkiye muhalefetinin Kıbrıs konusunda hamasetten ve basında çıkan iddialardan öteye bir bakışı olmadığı bir kez daha ortaya çıktı…
SHOW ZAMANI:
Meclisin dünkü birleşimi bayağı ilginç geçti. CTP milletvekili Biray Hamzoğluları’nın doktorlara yönelik gafından sonra, TDP milletvekili Mehmet Çakıcı da, yaptığı protesto ile gündem oldu. Su konusunda varılan anlaşmayı protesto eden Çakıcı, kürsüden açtığı yafta ile, Başbakan Kalyoncu’dan anlaşmayı imzalamamasını istedi… Biri kürsüyü kullanmayı bilemedi, diğeri propaganda için pek güzel kullandı.
ÖĞRENCİ Mİ, VOYVODA MI:
Eğlence mekanına alınmadığı için pompalı tüfekle mekanı basan, bir öğrenciymiş. Hep üniversite adası diye övünüyoruz ama, her ipini koparanı cepleriniz dolsun diye üniversitelere alırsanız, yakında üniversite adası değil, suç adası olup çıkacağız…
ZİRVEDEKİLER
Özdemir Tokel: “Sokakta doğmuşlarına sahip çıkamayan bir dünyanın, çocukların üzerilerine bomba yağdıran bir dünyanın, ceninler üzerinde yürüttüğü bu büyük insanlık karnavalı ne kadar da manidar…
Anneler kim merak ediyorsunuz öyle değil mi? İsimlerini çarşaf çarşaf gazetelerde yayınlasalar da onları da eşleri, kardeşleri aile meclislerinde alınan kararlarla bir güzel toplu mezarlara gömseler bir hafta da onunla eğlensek ne güzel olur… Allah göstermesin!”.
DİPTEKİLER:
Biray Hamzaoğluları: Hani bir laf var, “ağzından çıkanı kulağın duysun” diye. CTP milletvekili Biray Hamzaoğluları’nın da ağzından çıkan lafları, kulağı duymadı sanırım. Kürtaj davasıyla ilgili olarak tüm doktorları töhmet altında bırakan bir konuşma yapan Hamzaoğluları, gelen tepkiler üzerine sözlerini geri almak zorunda kaldı…
































