Köşe Yazarları

68 ruhu bugünler için öldürüldü.


Etrafımız yangın yeri de kimin umurunda acaba..?

Halklar bence dış sorunlara, ülkelerinin etrafındaki tehlikelere bundan 30-40 yıl önceki gibi duyarlı değiller…

Ben hatırlarım, öğrenciliğimizde hangi ülkede diktatörlük var, hangi ülkede bağımsızlık savaşı var bilirdik. Savaşa ‘hayır’ demesini de bilirdik, barış istediğimizi de haykırırdık…

İnsanlar daha çok gazete okur, “ajans”ı kaçırmazdı. Dünyada ne olup bittiğine duyarlıydık.

Tüketim toplumu haline geldikten, “haber” metalaştıktan, gazeteler ıvır zıvır uyutma haberlerle dolduktan sonra, dünyalar da küçüldü, ne verilirse, onu gören toplumlar meydana geldi…

Korkarım 21. yüzyıl, sadece bizim bölgemizde değil, tüm dünyada bir duyarsızlık, bir egoizm dönemi olarak anılacak ve sonu herkes için hüsran olacak…

Arap baharı diye başlayan, giderek yayılan, vahşileşen, oluk oluk kan dökülen bir “lider devirme savaşı” Yemen’i de yakıyor…

Yemen, daha 1990’da Kuzey ve Güney olarak birleşme kararı almıştı. Ama birleşme, iç savaşları hiç bitirmedi. Kızıldeniz’in giriş noktasında taşıdığı stratejik önem yanında, 2 milyarın üstünde petrol rezervi nedeniyle zaten ilgi odağıydı. Bu iç savaşlar da iyi bir bahane oldu. Liderler devrildi, ülke bölünmeye doğru hızla gidiyor.

Üstelik isyancı Şii Husi’ler, Kızıdeniz’e girmeye çalışan ABD gemilerini sürekli vurarak, bir çeşit müdahale daveti çıkarıyor. Suudilerin liderliğindeki ABD destekli koalisyon, Yemen’i alabildiğine bombalıyor. Paralı Amerikan askerleri Yemen’e yerleşmiş, sözde güvenliği sağlıyor.

Bir yandan iyi bir tarım sektörü olmasına, diğer yandan doğal gaz ve petrol üretmesine rağmen, şu anda Yemen’de asgari ücret 45 dolara düşmüş. Memurlar 19 aydır ödenemiyor. 6 milyondan fazla insan aşırı yokluk yaşıyor…

Olay Irak’ta, ardından Suriye’de yaşananlara ne kadar benziyor.

Önce bölge insanına uygun “tarikat savaşları”, bölünme, ardından ekonomik krizler, despot hükümetler ve sonuçta uluslararası müdahale…

Kopya gibi, kopya…

Ama ne yazık ki, ne gören var, ne duyan…

Başlarına geldikten sonra da zaten bir tarafa kapılıp gitmiş oluyorlar… Mantıksız, kendilerine hiç bir faydası olmayan bir savaşta yok oluyorlar…

Tehdit şu an uzak gibi görünse de, bizim de kapımızda. Hiç unutmayın, bizler de Irak, Suriye, Yemen halkları gibi aymazlık içinde devam edersek, başımıza gelmesi kaçınılmazdır. Tarikat değilse bile, bir kuzey-güney ayrımı boşuna potansiyel olarak tutulmuyor. Oralarda cirit atan büyük abiler, burada da bir çözümün önündeki asıl engellerdir… 

Dünyanın, avucumuzun içindeki telefonda, bir tık uzağımızda olduğu bugüne bir bakıyorum, bir de 68 kuşağıyla başlayan, o dönemin şartlarında dünyayı sarıveren özgürlük, bağımsızlık mücadelelerine…

Eğer o hızlı yayılmaya devam etseydi, büyük büyük çıkarlar, karşılarında bilinçli halk kitlelerini bulurdu.

Hepsinin bir şekilde önü alındı…

Halklar, gerek darbelerle, gerkese teknolojiyle, tüketimle, ekonomiyle uyuşturuldu, sonuç bu…

Herkes mücadeleyi bırakmış, körü körüne kaderine razı oluyor.

Hem de başkaları tarafından çizilen acı bir kadere…

Lanet olsun…

YERİN KULAĞI VvAR

NİYE BİZ DEĞİL DE MASAK?:

Geçen hafta yazmıştık, Türkiye Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı Osman  Dereli, illegal bahis konusunda KKTC ile trafiğin görüldüğünü, KKTC Mali İstihbaratıyla bu konu üzerine  çalıştıklarını söylemişti. Şimdi, casinolardan da kokular gelmeye başladı. Haberi Anadolu Ajansı verdi. Yani resmi,  kesin; “Hesap hareketlerinde tutarsızlık bulunduğu tespit edilen KKTC’deki 13 casino ve bu casinolara bağlı 20 alt şirket ile 7 casino yöneticisi adına çok sayıda hesap üzerinden düzenli aralıklarla yüklü miktarda dövizin yurt dışına çıkarıldığı belirlendi”. Darphane kurdular, darphane. Devletle paylaşmamak için de gizli yollardan yurt dışına kaçırıyorlar. Bu kadar basit. Peki bu denetimi niye biz yapmayız ki..?

 

YENİDEN BAŞLADI:

Hükümet modelleriyle ilgili uzun zamandır senaryolar yazılmıyordu. Ama son günlerde yeniden hız kazandı. Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle mi bu senaryolar yeniden devreye girdi, yoksa gerçekten bir yerlerde bu senaryoları hayata geçirmek için bekleyenler mi var bilemiyorum ama, birlerinin bu işin peşini bırakmayacağını çok iyi biliyorum…

 

SÜRPRİZ ADAYLAR:

Yerel seçimlerde adaylıklarını açıklayan bazı isimler sonuçların üzerinde epey etkili olacağa benzer.  Lefkoşa’da DP adayı Gencay Eroğlu, Mağusa’da bağımsız Ulaş Gökçe ve Güneş Güneşoğlu, Girne’de bağımsız Sümer Aygın ve İskele’de DP destekli bağımsız Halil Orun. Bu isimlerin alacağı oylar seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek. Şimdi yeni hesaplar yapılıyor. Kim kimden ne kadar oy götürecek diye. Gerçekten de bu bölgelerde sandıklar açıldığında sürprizlere hazır olun…

 

İNŞAATTA KORKULAN SENARYO:

Mühendis Mimar Odaları Birliği Başkanı Seran Aysal, satışların döviz üzerinden yapılıyor olmasından dolayı kredi ile konut alanların ciddi sıkıntı içinde olduğunu, yeni konut alımlarınınsa durduğunu söyledi. Neredeyse nüfusumuzun üç katına varan inşaatlar, bu sağlıksız büyüme sonunda bir yerden patlayacaktı.  Hatırlayın, Annan planı sonrası da ülke şantiyeye dönmüştü. Bugün o evler kaderine terk edişmiş ortada duruyor. Ne iflaslar, ne kavgalar yaşanmıştı. Şimdi de bu plansız büyüme ve rant kavgası, inşallah ikinci bir konut faciasına dönüşmez…

 

AB DALGA GEÇİYOR:

Dünkü yazımda, Güney Kıbrıs’ta “ayrılık” yanlılarının ciddi bir artış gösterdiğini yazmıştım. İşte bir haber daha; sözde “Mağusalı” bir grup Rum işadamı, Derinya kapısının açılmasının, ekonomilerine korkunç bir zarar vereceğini savunup, açılmaması talebinde bulunmuşlar. Dertleri sadece alışveriş değil, turistlerin geçişine de karşılar. Diğer yandan, Avrupa Komisyonu Kıbrıs Çözüm Destek Birimi Başkanı Kjartan Björnsson, Kıbrıs’tan giden gazetecilere, adanın kuzeyiyle güneyi arasındaki ticaretin daha da artırılması için, Yeşil Hat Tüzüğü’nün geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini söylemiş. Acaba AB yetkililerinin, Rumların Yeşil Hat Tüzüğünü tamamen ortadan kaldırmaya çalıştıklarından haberleri var mı? Yoksa bizimle dalga mı geçerler…

 

ONLARI DA DENETLESENİZ DE:

Sigara yasağı nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı sıkı denetimler sürüyor. Şikayetimiz yok ama, gözümüzdeki merteği görmeyip de, elin çöpüne takarsanız bu işte bir yanlışlık var derim ben. Gidin beş yıldızlı otellerin restoranlarına ve bakın, yetmedi inin casinoları denetleyin. Resmen duman altı olursunuz. Ama oraları denetlemek ne halse akıllarına gelmiyor.

 

ZİRvEDEKİLER

Başaran Düzgün: “36 tane canavar her gün ama her gün Beşparmak dağlarını talan ediyor.

Binlerce ağaç yok ediliyor,  doğal yaşam ortadan kaldırılıyor, dağların fiziki yapısı değiştiriliyor.

Ne uğruna? 36 şirket para kazansınlar diye. Daha çok çakıl, daha çok kum ve çok çok para.

Ve mevcut hükümet de seyrediyor ve buna izin veriyor. Dağlarımızın tahrip edilmesini, ormanlarımızın yok edilmesini seyredip izin veriyor. Acı gerçekler maalesef bunlardır”…

 

DİPTEKİLER

Biradan Pahalı: Tarım Bakanı Erkut Şahali, kısa bir süre önce süte yapılan okkalı zamın ardından, Süt Haftası nedeniyle yaptığınız açıklamada, “çocuklara sütün beslenmedeki önemi ve, süt tüketiminin özendirilmesi” yönündeki açıklamanız biraz tuhaf olmadı mı sizce de. Bir litre sütün 4.5TL olduğu ülkede süt içmeyi nasıl teşvik edeceğinizi çok merak ediyorum doğrusu…  



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı