Köşe Yazarları

Vatanınsa ait olacaksın, dokunacaksın…

“… Kıbrıs vatanınsa onu olduğu gibi seveceksin… Değiştirebildiğini değiştireceksin ama seveceksin… Kızacaksın ama seveceksin… Sensiz vatan olmaz, vatansız sen olmaz… Kendini Kıbrıs’tan çıkarabilirsin ama Kıbrıs’ı içinden çıkaramazsın…”

Bu sözler Sevgili Ulaş Gökçe’ye ait, Facebook paylaşımı. Ben de “okullara ders olmalı” yorumunu katarak twitter hesabımdan paylaştım bu sözleri. Sosyal medya fenomeni Barbaros Şansal, benle aynı manayı çıkarmadı bu ifadeden, “Kıbrıslı olmak meslek oldu” dedi. Aynı çıkarımı yapmadım ama bu ifade de, son yıllardaki hallerimizin bir başka tanımı; tıpkı Gökçe’ninki gibi…

Kıbrıs Türkü’nün en önemli sorunlarından “aidiyet” bağlamında çok anlamlı bulmuştum “Sensiz vatan olmaz, vatansız sen olmaz” sözlerini. Bir yandan sürekli eleştirip yakınırken; diğer yandan toplumsal gaile taşımayan hallerimize uyarı sanki.

Yani bu toprakları vatan biliyorsan ve sürekli “yok olma” korkusunu ifade ediyorsan; taş üstüne taş koyacaksın, hatta yok etmeye uğraşanlara karşı daha fazla taş koyacaksın, emek harcayacaksın…

Oturduğun eve “evim” diyemesen de halâ, o eve boya yapacaksın; ayda bir doğduğun topraklara “nostaljik” gezi yapsan da yaşadığın yeri güzelleştireceksin…

Kuraklıktan şikâyetçiysen ağaç ekeceksin; daha fazla verim için tür değiştireceksin… Yola, tarlaya çöp atmayacaksın…

Sistem, sistem deyip sistemsizliğin kitabını yazmayacaksın…

Üretmeden tüketmenin, ayağını yorganına göre uzatmamanın yok edici olduğunun ayırdına varacaksın…

Trafikte “yollar tapulu malım” edasıyla hareket etmeyeceksin, özgürlüğünün başkasının özgürlüğüyle sınırlı olduğunu içselleştireceksin…

Siyasete, siyasetçiye kızarken, “ben” odaklı olmayacaksın;  çocuğuna iş, fabrikana arazi, bankadan kredi, tarlana destek siyasi tercihinde belirli olmayacak.

“Kaçmak, uzaklaşmak istiyorum” derken, gittiğin yerlerde de huzur bulmayacağını; coğrafyanın, mangalın, insan ilişkilerinin cazibesinden kurtulamayacağını bileceksin. Çünkü “kendini Kıbrıs’tan çıkarabilirsin ama Kıbrıs’ı içinden çıkaramazsın…”

Her şeye ve her yapılana farklı gailelerle de olsa tepki hali, “değişim talebi” ya da  “sisteme isyan” olarak adlandırılsa da, aslında toplumsal buhran. Konuşma, dinleme, anlama, irdeleme halinin yitirildiği kaos ortamı sanki. Doğru ile yanlışın karıştığı, en rasyonel bilginin bile anlam ifade etmediği,  varlık içinde yokluk hali gibi.

Barbaros Şansal’ın dediği gibi “Kıbrıslı olmayı meslek haline” getirmeden, vatanı vatan yapmaktan başka seçeneği yok Kıbrıs Türkü’nün. Aidiyet duygusunu geliştirerek, kendini bu topraklara ait hissederek ve bunun için gereğini yaparak, dünyanın birçok yerinden daha iyi şartlara sahip olduğunun da ayırdına vararak sahip çıkmalı elindeki değerlere. Bireyi de, siyasetçisi de… Aksi halde bu küçücük coğrafyada, bu çözümsüzlük koşullarında, hegemonyacı ülkelerin gölgesinde yok olmaktan beter olur. Bugün beğenmediklerini mumla arar…

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı