EğitimKöşe Yazarları

500’ün üzerinde öğrenci KGS-2’ye girmedi

Eğitim sistemimizin kanayan yarası kolej sınavının ikicisi iki hafta önce yapıldı. Elbette etkisi bugünlere kadar geldi.

Sınav sonrası birçok veli ile konuşma şansım oldu. Genel kanı; Çocuklarının iyi bir eğitim almaları için kolejleri desteklediklerini ancak bu tür giriş sınavına karşı olduklarını ifade ettiler. Gerçekten de 10-11 yaşındaki çocuklara zor bir dönem geçirdiğimizi kabul etmek gerekiyor. Birçok çocuk bu ağır yükü kaldıramıyor ve birtakım sorunlar yaşıyor.

Örneğin 500’ün üzerindeki çocuk gerek KGS-1’de aldığı düşük puan, gerekse moral bozukluğu ve umutsuzluk nedeniyle KGS-2’ye girmedi. Toplam beş koleje girmek(İlahiyat Koleji dışında) için Eylül ayından beri emek veren ve KGS-1’e giren 1842 öğrenciden 535 öğrencinin KGS-2’ye girmedi. Bu da KGS-1’e giren öğrencilerin %29’unu oluşturuyor. Ki bu rakam Lefkoşa TMK’da %34’lere ulaşıyor. Yani kısacası her yıl Ağustos-Eylül’de başlayan bu sürecin sonunda her üç öğrenciden biri yarışı bırakıyor. Hal böyle iken bunun üzerinde kafa yormak gerekiyor. Öğrencilerin üçte biri neden KGS-2’ye girmiyor? sorusunu kendimize sormamız gerekiyor. Elbette en önemli sebebi, KGS-1’de öğrencinin gireceği okulun taban puanının çok altında bir puan almasıdır. Bu da öğrencinin yarışı erken bırakmasına neden oluyor. Bu yarışı erken bırakan 535 öğrenci arasında notu 70’in üstünde olan öğrenci sayısı 40’ı geçmez. Genel olarak yarışı bırakan bu öğrencilerin notları 60 ve altındadır.

Şimdi gelelim esas meseleye… Bu yarışa başlayan 1842 öğrenciden 535’i düşük puan aldı diye yarıştan çekiliyorsa ve bir o kadar da yarışın içinde olup da düşük puan alan öğrenci varsa, aslında iyi bir planlama ile bu kolej programını takip edebilecek yeterlilikte olan öğrencilerin tamamını kolejlere alabiliriz. Ama önce sınavı sıralama sınavından çıkarıp yeterlilik sınavına dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü kabul etmek gerekir ki her çocuk bu kolej programını takip edemez. Örneğin Güzelyurt TMK’ya sınavda 72 alan öğrenci giriyor ve demek ki onun bu programı takip edebileceğine inanıyoruz. Ancak diğer kolejlerde 72’nin üzerinde not alan yüzlerce çocuk kolej programından yararlanamıyor. İşte sınav bir yeterlilik sınavı olsa geri kalan çocukların önemli bir kısmı da bu kolej programından yararlanacaktır.

Yani basit bir hesapla konuyu daha da anlaşılır hale getirelim. İlahiyat Koleji dışındaki beş koleje girmek için sınava giren öğrenci sayısı 1842, bunun 535’i KGS-2’ye girmiyor. Geriye kaldı mı 1307. Bu 1307’nin içinde sınav notları 60’ın altında olan en az 400 öğrenci var. Geriye kaldı mı 900 kişi… Peki biz bu beş koleje kaç kişi almışız? 486. Yani aslında kolejlere 300 civarında daha öğrenci alabilsek bu okullara olan talebin önemli bir kısmını karşılamış olacağız. İşte tam da bu yüzden “kolej programları yaygınlaştırılmalıdır” diyoruz. Bu kolejleri ayrıcalıklı yapmak yerine herkesin yararlanabileceği bir hale sokmak gerekiyor. Bunu becerebildiğimiz oranda çocuklar ve aileler arasında yaşanan bu vahşi yarış sekteye uğrayacak, özel derslere harcanan paralar azalacak. Talebin önemli bir kısmı karşılanacağı için yarışın şiddeti de azalmış olacak.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu 2010’da ilk göreve geldiğinde kolej sınavı ile ilgili arayışları olduğunu biliyoruz. Yeniden göreve gelen Çavuşoğlu’nun bu konuda ne yapacağını merakla bekliyorum. Ancak hükümet programında kolej sınavı ile tek bir satırın olmaması bu konuda hiçbir şey yapılmayacak anlamını çıkarmak istemiyorum. Süratle, kolejleri değersizleştirmeden, giriş sınavını çok daha insancıl, çok daha bilimsel ve çok daha demokratik bir hale dönüştürmemiz gerekiyor. Aksi taktirde zarar görecek olan çocuklarımızdır.

Hani çocuklarımız her şeyimizdir?

Hani çocuklarımız göz bebeğimizdi?

Hani onlar için her şeyi yapardık?

Yapın da görelim o zaman!

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı