Köşe Yazarları

36 YILIN EVRAKI METRUKESİ! (1)


KÖŞEMDEN

Dün KKTC’nin 36. Kuruluş yıldönümünü kutladıktı. Ya da kutlar gibi yaptıktı. Çünkü:

KKTC’yi 36 yıl önce ilan ettikti ama Devletimiz olduğuna inanmadıktı! Nitekim 36 yıldır müzakere masalarında nasıl yıkıp yerine Federasyonu ikame edeceğimizi tartışıyoruz!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak yerine her yıl seçimlerden seçimlere, koalisyon hükümetlerinden koalisyon hükümetlerine koştuk!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki bir gün Güney’deki Rum halkıyla federasyonu oluşturacağımız inancında; Devleti kalkındırıp bayındır ve yaşanabilir bir vatan yapmak yerine; TC’den akan paralarla suyuna bile karşı çıktıktı. Şimdilerde elektrik akımına karşı çıktığımızca!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki Devleti büyütüp kalkındıracak plan ve programları bile ganimetle rant ekonomisine yedirdikti hâlâ davamda!..

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki her yıl biraz daha çoğaltarak sonunda artık bir daha temizlenmesi mümkün olmamacasına çevre kirliliği yarattık ki alameti farikamız olmasına!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki 36 yılda uyuşturucunun, kayıt dışı çalışanların, her yıl biraz daha artan trafik kazalarının cenneti yaptık ki aslında cehennemi yaşarken!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki vatan demeye utanırken taş üstüne  taş koymamacasına!

KKTC’ye o kadar inanmadıktı ki 36 yıldır mesela  kamu  görevlileri hâlâ İngilizin, Rum’un bıraktığı köhne, viran harap devlet dairelerinde çalışmakta!

KKTC’ye o kadar inanmadık ki bırakın kalkınmayı yatırımları, bırakın TC’den akan paraları, üstüne üstlük artık yurttaşların Bankalara olan borçları Devletin yıllık bütçesini bile aşmakta! Çünkü:

KKTC’ye o kadar inanmadık ki “Devlet malını deniz yemeyeni domuz” olarak kabul ettikti!..

İŞTE dün bu KKTC’nin 36. Yılını kutladıktı. Kutlarım efendim!

*****

ALIŞTIRDILAR Kİ ALIŞTIK! (2)

Lefkoşa Krallığında gerçekleşseydi yeri yerinden oynatırlar, medyanın manşetlerinde fırtınalar kopartırlardı.

Fakat KKTC dediğimiz 36 yıllık bu Devletin “ilçeleri” hâlâ “taşra” muamelesi gördüğü içindir ki EL-SEN’in geçtiğimiz gün Mağusa’da altı saatlik elektrik kesintisi grevine gitmesi kimseyi ırgalamadı! Hatta ayni gün artık festivallerden festivallere.. TC’deki davetlerden davetlere katılır..  Ve kendilerine verilecek büyük Devlet adamlığı ödüllerini almak için günlerini ülke dışında koşuşturmakla geçiren Sn. Başbakan; o gün yine Türkiye’de bir ödül törenindeydi..

Ve o gün KIB-TEK’in El-SEN’i Mağusa’da “niçin söylediğimiz halde jeneratör alınmıyor” diyerek altı saatlik grevini gerçekleştiriyor ve inanmayacaksınız herkesler serzenişte bile bulunmadan elektriksiz geçen onca eza cefaya, kuzu kuzu boyun eğiyorlardı!

(Elektrik kurumundan Yapılan açıklamaya göre de “eylemler” devam edecekmiş..)

EDERSE eder mi diyelim?

Bu halk artık adı “demokrasi” olan bu tip grevlerle eylemlere alıştı mı diyelim?

Hatta “neden Lefkoşa’da gerçekleştirip Bakanlık kapılarına dayanıp yeri göğü inletmediler” diyerek üzüntülerimizi mi beyan edelim? İstikrar özlemlerinde kavgasız patırtısız huzurlu ortamlar ararken hatta Mağusa halkı olarak “greve” katılmamız gerekirdi”mi diyelim?

*****

BÜYÜK UMURSAMAZLIK! (3)

Müthiş bir “umursamazlığın” gayya kuyusuna düştük ki artık bu “tepkisizlik” KKTC’deki tüm sosyoekonomik sorunlarda yaşanmaktadır.

BİZZAT Devletin (Hükümetlerin) asla gerçekleşmeyen “planlarından” tutun da yerine getirilemeyen vaatlerine kadar!

İNSANLARIN bankalardan çok kolayca kredilendirilmelerine karşılık, taktıkları borçlarının “ulusal sorun” haline gelmesine.. Mahkemelerin anormal çalışmalarına karşın yine de davalara yetişemediklerine!

TRAFİK kazaları gibi ulusal bir felâket karşısında bile “sürücülerin” ısrarla hep benzer hataları yaparak sorunu devam ettirmelerine!

MEMLEKET ekonomisinin canına okunmasına karşın, “rantın, yolsuzlukların, alavere dalaverelerin” inadına devam etmesine! Kısaca:

Artık insanlarımız “iyiye güzele değil, kötüye çirkine!”

Yasalara uymaya değil, çiğnemeye!

İstikrara değil, dumanlı ortamları seven kurtlar gibi istikrarsızlığa!

Gelip giden popülist yönetimler tarafından mecbur bırakıldıkları için doğruya gerçeğe değil yalana riyaya! Alıştırıldılar ki:

…NE diyordu İsmet İnönü? Bir ülkede namus erbabı en az namussuzlar kadar cesur değillerse o ülkede ciddi iş görmek mümkün değildir!”

Bakın mahkemelerimize polisimize. Bakın bakalım artık hangi insanlarla, hangi davalarla, hangi sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyorlar? Hem de akla hayale gelmedik vakıalarla! Memleketin “namus erbabı insanlarını gasp edenlerle! Devleti sömürenlerle!

BUNA gelişmişlik değil, “çürümüşlük” denir.

KKTC’nin 36 yılda geldiği yer işte böylesi bir yerdir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı