Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

29 Haziran’da sadece başkanları seçmeyeceğiz…

29 Haziran’da yapılacak yerel seçimler, hiç bu kadar önem arz etmemişti. Çünkü bu seçimler, geçmişteki yerel seçimlerden çok farklı. Nedenine gelince. 29 Haziran’da belediye başkanları yanında, Anayasa değişiklikleri için de oy kullanacağız. Ve bunlardan da önemlisi, alınacak sonuçlar, Nisan 2015’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi mini bir anket olacak…
Hatta daha da ileri giderek, aldığımız duyumlara göre, seçim sonuçlarının partiler içerisinde yeni iç kavgaları  ve genel başkanlık” tartışmalarını başlatabileceğini söyleyebiliriz… Bu iddiaların gerçekleşip gerekleşmeyeceği ise, seçim sonuçlarına bağlı tabii…
Yerel seçimlere dönersek eğer, 5 ilçede seçim hayli çekişmeli geçse de, mevcut başkanların kazanacağını söyleyebiliriz. Özellikle İskele, Girne, hatta Lefkoşa’da kıran kırana bir yarış yaşanacak gibi görünüyor. Ama kanımca sonuçta kazanan mevcut belediye başkanları olacak…
Diğer 23 belde de ise, şimdiden seçimi garantilemiş başkanlar yanında, foto- finişe kalacak belediyeler de olacak. “Peki ama, sonuç ne olur?” derseniz, kendi tahminim, hatta birçoğunuzun ortak tahmini olduğuna inandığım sonuç, bu seçimlerden en karlı çıkacak partinin CTP olacağıdır… Bu sayı 14 artı mı, eksi mi olur bilemem ama, mevcut sayılarını artıracakları kesin gibi…
UBP’ye gelince. Belki de ilk kez bu kadar dağınık ve maddi yönden kıt imkanlarla seçimlere giriyor. Bu şartlarda mevcudunu koruması oldukça zor görünüyor. 29 Haziran seçimlerinde mevcut belediyelerden bazılarını kaybedeceğini söylersek yanılmış olmayız sanırım…
Seçimde umduğunu bulamayacak olan partiler olarak ise DPUG ile TDP’yi söyleyebiliriz. Aslında belli bölgelerde seçime giren ve belediye başkanı bulunmayan TDP’yi ayrı tutmak lazım. Lefkoşa ve Girne adayları, kazanmasalar bile TDP adına, ciddi oy alacaklarını söyleyebiliriz. Halen elinde 3 belediye başkanı bulunduran DPUG ise, hükümet ortağı olmasına rağmen bu seçimlerin kaybedeni olacak gibi görünüyor… Bu yazdıklarım tamamen kendi şahsi düşüncelerim. Amacım bir partiyi öne çıkarmak veya diğerini karalamak değil. Herkes gibi ben de, en doğru tahminin, sandıklar açıldıktan sonraki sonuçlar olduğunu biliyorum…               
Ve gelelim sonuçların Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkisine. Hiç kuşkusuz Bu seçim sonuçları 10 ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini de yakından ilgilendirmektedir. Eroğlu’nu aday ilan eden UBP ve DPUG’nin yerel seçimde alacağı alacakları oylar, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik planlarının da netleşmesine neden olacaktır. İki parti kadar Cumhurbaşkanı da, alınacak sonuçlarla 2015’e yönelik kendi yolunu çizmeye çalışacaktır. Sonuçlar aynı zamanda, CTP’nin de Cumhurbaşkanı adayı için önemli bir veri oluşturacaktır. Her ne kadar “mantık Mehmet Ali Talat” dese de, CTP içerisinden başka sürpriz birkaç ismin daha ortaya çıkması sürpriz olmayacak…  
Gelelim seçim sonuçlarının partilerin içini nasıl etkileyeceği konusuna. Bence sonuçlardan en karlı çıkacak olan, Hüseyin Ekmekçi’nin dediği gibi “tavlada hep 7-7 atan” CTP olacaktır. Yorgancıoğlu, Genel Başkanlığı döneminde, biraz da diğer partilerde yaşananlar nedeniyle tüm sınavlarını başarıyla verdi. Dönemindeki 3 seçimden de galibiyetle çıkan bir Genel Başkana yönelik bir hareket beklemek fazla saflık olur. UBP’ye gelince, 3-4 belediye kaybetse bile, içte bir başka krizin yaşanacağını sanmıyorum. Zaten toparlanma sürecinde olan partide, yeni bir krize kimse neden olmak istemeyecektir…
DP-UG’de ise son günlerde fısıltı halinde konuşulan, “seçim sonuçları beklendiği gibi olmazsa başkanlık tartışması başlayabilir” dedikodularını yaban atmamak lazım. İddialar, birilerinin seçim sonuçlarına göre, parti içinde yeni bir krize neden olabileceği yönünde.
TDP de ise özellikle Harmancı ve Şener gibi genç ve vizyon sahibi adayların alacakları oylar, seçim sonrası onlar için yeni sayfaların açılmasına neden olabilir…
Değerlendirmeler için belki çok erken. Ancak şimdilik düşündüklerim bunlar.

YERİN KULAĞI VAR

ELİ GÜÇLÜ OLAN KAZANIR:                                                                                                                              

        Talat-Hristofyas döneminde kabul edilen “çapraz oy ve dönüşümlü başkanlık” için Türk tarafı “çapraz oy olmaz” deyince Rumlar da buna karşılık, önceden evet dediği “dönüşümlü başkanlığı” masadan çekmiş. Yanlışım yoksa poker oyununda bunun adına “restine karşılık rest” denir. Bu restleşmenin sonunda kimin eli güçlüyse oyunu o kazanır. Şimdi tarafların ellerindekileri masaya koymalarını bekleyeceğiz. Eli güçlü olan kazanacak… 
40 DEFA SÖYLERSEN OLURMUŞ:                                                                                                                          Küçükken çok istediğimiz bir şeyin olabilmesi için 40 kere söylememiz gerektiği söylenirdi bize ve biz de usanmadan bir bir sayarak, 40 kez söylerdik. Son günlerde müzakere süreciyle ilgili olarak da pek umutlu haberler gelmiyor. Neredeyse hergün süreçle ilgili olarak “ çöktü, bitti, bitiyor” yollu haberler okuyoruz. Saymadım ama, yarıyı bulduk sayılır. Bir o kadar daha söylersek süreç biter mi dersiniz..?

BİR TUHAFLIK VAR YİNE:                                                                                                                                                    KTÖS, Başbakan’ın imzasını sahteleme suçundan hapiste bulunan Emir Emirkanı’nın öğretmenlik mesleğinden çıkarılması konusunda Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nu suçladı. Arabacıoğlu hemen aynı gün yanıt vererek, mahkemenin kararını açıkladığı tarihten itibaren Emirkanı’nın maaşının kesildiğini duyurdu. Yalnız yasanın ilgili maddesi öyle demiyor. Öncelikle Emirkanı’nın Kamu Hizmeti Komisyonu’nca kurulacak disiplin mahkemesine sevki gerekiyor. Olay sadece maaş kesintisi değil, memuriyetten ihraç durumu ne olacak?

ÇEVREYİ KİRLETMEK ZATEN SUÇTU:                                                                                                            

     Anayasa değişikliğinde, çevreyi kirletmek suç olarak nitelendiriliyor ve ilgili makamların bu suçları işleyenleri yargıya sevk etme yükümlülüğü getiriliyor. Oysa bugün hali hazırda var olan Çevre Yasası’nda da, Belediyeler Yasası’nda da bu zaten var. Cezası bile belli. Önemli olan yasa üstüne yasa yapmak değil, var olanı uygulamak, denetlemek…

YAŞASIN SOSYAL MEDYA:                                                                                                                     

               Günümüzde gazetelerin, televizyonların yapamadığını sosyal medya yapıyor. Ülkemizde de önemli bir baskı aracı olarak kullanılan sosyal medya, “let’s Do It” kampanyasının ardından, çevreyi kirletenlere karşı resmen savaş açtı. Gün geçmiyor ki sosyal medyada, etrafı kirletenlerle ilgili teşhir edici fotoğraflar görmeyelim. Kötü mü oldu? Aksine çok iyi oldu. Teşhir edilmekten korkup, biraz daha dikkatli oluruz belki…
GÜNDE 2 KEZ:                                                                                                                                                      Geçmişte çöplerin toplanmadığı yönünde şikayetler alırdık hep. Ama seçim zamanı geldi ya, artık sadece geceleri değil, gün içinde de sokaklarda çöp arabalarını görüyoruz. Geceleyin belki görmeyiz diye mi ne, artık hem gece hem de gündüz çöplerimiz toplanmaya başlandı. Ne diyelim, Allah seçimlerden razı olsun…  
YİNE BAZ İSTASYONLARI:                                                                                                                                 Lefkoşa’dan bir okurum aradı. Lefkoşa Karpaz Üniversitesi’nin damındaki baz istasyonlarından şikayet etti. Yüksek apartmanların damlarına konulanları anlayabilirim ama, yüzlerce öğrencinin bulunduğu bir üniversitenin çatısına baz istasyonu koyan zihniyeti anlamakta zorlanıyorum. Öyle bir hale geldik ki, dileyen sorgusuz sualsiz dilediğini yapabiliyor…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                            Buran Atakan: “Çalışan bütün motivasyonunu kaybetmesine karşı sorumluluğunu yerine getiriyor. Siz de hükümet olarak yerine getirmelisiniz. Halk sizi diğer yönetimden farkınız olduğu için hükümete getirdi. Bu farkı gösteriniz. Biz Hava-Sen olarak elimizi taşın altına koyarız. Siz de hükümet olarak artık duyarsız kalmayınız. 170 CAS personeli ve aileleriyle, CTP-BG ve DP-UG hükümetinden artık adım bekliyoruz…”.

DİPTEKİLER
Müzakere Masasında Temcit Pilavı: Havadis’in haberi, müzakere masasındaki son duruma açıklık getirdi. Geçmişte mutabakata varılan konular, tekrar masaya getiriliyor, eski oyunlar oynanmaya devam ediliyor. Bitmiş bir oyunu baştan oynamak gibi. Cyprus Mail, görüşmelerin başarısızlığı konusunda eski tecrübeleri hatırlatıyor ve tarafları uyarıyor. Biz de aynen katılıyoruz…