Terziler eskiden terzihanelerine astıkları tabelaya hem “Terzi” hem de İngilizce olarak “Tailor” yazdırırlardı.
Ayrıca, tabelanın bir köşesine kondurulmuş temsili makas resmi ile dükkanın terzi dükkanı olduğu görsel olarak da vurgulanmış olurdu.
Lefkoşa’da böyle tabelalara tek tük olsa da rastlamak mümkün.
O eski tabelalara bakıldığında, dönemin hangi dönem olduğunu anlamak mümkündür…
…
Terzilerin yabancı müşterileri de vardı.
Özelikle BM askerleri…
…
O terziler tek tük kalmıştır,
Ve anıları ile birlikte Lefkoşa sokaklarının içinde kaybolmuşlardır…
…
Bu Tailor sözcüğünü her anımsadığımda aklıma ünlü Animals topluluğunun “The House of the Rising Sun” şarkısı gelir.
O şarkının kahramanı kendi hikayesini anlatırken “My mother was a tailor” diyordu.
Bir zamanlar Kıbrıs’ta yaygın olan kadın erkek terziliği,
Dünyanın başka yerlerinde de yaygındı.
Terzilik yaparak hayatlarını kazanan insanlar çoktu…
…
Ömrü 60’lı yıllara kadar süren bir terzi, mesleğinin yok olduğu günleri görmemiştir.
Hep bir umutla çalışıp ömrünü tamamlamıştır.
Ömrü 90’lı yıllara kadar süren bir başkası ise, elleri titreyerek dükkanına kilit vurmuştur.
Aslında o kilit, umutları üzerine vurulmuştur…
…
Ama hayat böyledir.
Değişe değişe devam eder…
…
Önemli olan yaşamayı her aşamasında umuda çevirmek.
Fakat insanlık çok kötü deneyimlerden geçtiğinden,
Ve bu halen sürdüğünden,
Umutla yaşamak bile başkalarının arsızlığına, doymazlığına, iştahına, barbarlığına endeksli.
Suriye’deki çocukların umutlu yaşamaları için,
Diğer umutlu yaşayanlardan farkları ne?
Afrika’daki aç çocukların,
Midelerinin tok olması için,
Diğer dünya insanlığından farkları ne?
Güneydoğu Anadolu’da bir panzerin arkasında sürüklenen insan bedeni bir ceset miydi, yoksa bir umuda saldırı mıydı?
…
Dostoyevski, “Budala” adlı romanında başını giyotine uzatanların durumunu roman kahramanının ağzından anlatır ve,
“Bana kalırsa birini öldürdüğü için adam öldürmek, suçun kendisinden kat kat ağırdır. Bir karara uyarak adam öldürmek ise haydutça adam kesmekten daha korkunçtur” der.
Dostoyevski’nin üstünde durduğu düşünce,
İdama mahkum edilen kişinin yaşamak için son umudunun elinden alınmış olmasıdır.
Ve bunun acıların en acısı olduğu söyler ve bunu anlamak için hakkında idam kararı bozulan birinin, idamı beklerken yaşadığı o anları nasıl anlatacağına bakılmasını tavsiye eder…
…
Gerçekten korkunç bir şey.
O zaman hayat,
Başkalarının umutlarına da kıymet vererek iyileşebilir ancak.
Gerisi budalalıktır…
































