Adanın stratejik önemi yıllar yılı dillerde sakız olmuş bir konudur.
Tarihte de ticaret yollarının geçiş bölgesinde bulunduğundan belki de en az bugünkü kadar önemi vardı.
Zaten onun için de sürekli olarak savaşlara sahne oldu, el değiştirdi.
Doğuya yayılmaya karar veren Romalılardan, Venedikli tacirlere, Osmanlı’ya, sonra sömürgeler kuran İngiltere’ye herkes bu önemi için Kıbrıs’ı elinde tuttu.
Son yirmi yıldır da, Kıbrıs’ın enerji koridoru olması konuşulur oldu.
Ortadoğu’da önce petrol, sonra da doğal gaz paylaşımı için yapılan savaşlar, her ikisine de sonsuz ihtiyacı olan Batı’nın bu savaşlara müdahil olması, bölgeyi dış güçlerin kafalarına göre şekillendirmelerine neden oldu.
Halihazırda Suriye-Irak-Türkiye üçgeninde, ana aktörler ABD ve Rusya’nın dahil olmasıyla devam eden savaş, bölgenin enerji kaynaklarında kimin daha fazla hak sahibi olacağı, kimin nerede nasıl bir oluşum istediğiyle ilgili aslında.
Bizler buralarda toprak, dönüşümlü başkanlık, garantiler, gibi konuları tartışırken, aslında hem müzakerelerin, hem de Kıbrıs’ın geleceği çok başka yerlerde biçiliyor.
Her ne kadar görmek, duymak, düşünmek istemesek de gerçek bu…
Türkiye basınında bir çok uzman, Batı’nın hala daha “Sorunsuz devam eden Kıbrıs sorunu”nu tercih ettiğini iddia ediyor.
Yani statüko…
İki ayrı yönetim var, ama savaş yok… Türkiye ile Yunanistan gibi, Batı’nın ciddi müttefikleri Kıbrıs için savaşmıyorlar. Bu da Batı paktı içinde bir sorun yaratmıyor.
Ayrıca, devam eden bu durum, zaman zaman Batı’nın elinde koz olarak da kullanılabiliyor.
Bölgede yeni doğal gaz yataklarının bulunması, petrol sondajları, bölgeden çıkacak olan doğal gazın Batı’ya en ucuz bir şekilde nasıl taşınacağı konuları, gözleri Kıbrıs’a çevirmiş de olsa, onlar için birinci öncelik istikrar…
O istikrar da var…
Kabul etsinler ya da etmesinler, 1974’ün şartlarının getirdiği bir istikrar bu…
Türk askeri varlığı, Kuzey’de her ne kadar tanınmamış olsa da, Türkiye ile yakın ilişkiler içinde bir demokratik oluşum, istenen süküneti sağlıyor…
Yine bugünlerde ortada dolaşan başka bir söylenti var… Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge oluşturmasına ABD’nin göz yumacağı, ama bunun karşılığında da, Türkiye’nin Kıbrıs’tan asker çekmesini istediği şeklinde…
Aynı denklemin, İsrail gazının Türkiye üzerinden taşınması için de geçerli olduğu yazılıp çiziliyor.
Dikkatimi çeken, bu konuda fikir üretenelerin, Türkiye’deki iktidara yakın isimler olması.
Bu bir pazarlık mıdır?
Gerçek midir?
Bilemiyoruz.
Acaba bir ara çözüm mü planlanıyor?
Oysa, Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi, Kıbrıs’ta tarafların onaylayacağı bir anlaşma ile mümkün.
Kıbrıs Türk halkı, -eğer görüşünün bir önemi varsa-, Türk garantisinin devamını istiyor. Türkiye’nin de bundan farklı düşünmesi olanaksız.
Türk askerinin buradan, yaşayabilir güvencelere bağlanmış bir anlaşma olmadan çekilmesiyle, buradaki istikrar devam edebilir mi? Belki hemen değil, ama gelecek için risk yok mu?
Peki o zaman, Ortadoğu’yu kana bulayan güçler Kıbrıs için de mi don biçmekteler? Çıkarları istikrardan değil de, kargaşadan mı yana?
Yoksa, iyi ihtimal, artık “sorunsuz” da olsa, Kıbrıs meselesinin bitmesinden yana mı?
Düşünüyorum da, bizler üstümüzde senaryolar çizilirken, bu küçücük adada ne kadar aciziz….
YERİN KULAĞI VAR
BİR DARBE DE OMBUDSMAN’DAN:
UBP-DP hükümetinin çıkardığı Yasa Gücündeki tüm kararnamaeleri mahkemelerden dönerken, bir darbe de AB Koordinasyon Merkezine yapılan atamaya geldi. Ombudsman, hükümetin Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi Başkanlığı’na atadığı Kudret Akay ile yapılan sözleşmeyi hukuka aykırı buldu ve iptalini önerdi. Hükümetin bu öneriyi dikkate alacağını pek sanmıyorum ama, yakın geçmişte bizim de değindiğimiz bu yanlışı, birilerinin çıkıp da söylemesi bile güzel…
İŞİNİ BİLİYOR:
Son günlerde hükümet icraatlarına yönelik eleştiriler tavan yaparken, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, her yıl sorunlu ve gecikmeli ödenen öğretmen hazırlık ödeneğini ödeyerek olası bir eylemi önlemiş oldu. Hazırlık ödeneklerini alan öğretmenler, bir müddet seslerini çıkarmayacaklar…
BENLİ’NİN BAŞARISI SİYASİ DEĞİL:
Belediyeler Birliği Başkanlığı’nı Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli bir kez daha kazandı. İktidar partisine mensup başkanlar yönetime gelemedi. Sonuçta ortada bir başarı var. Bu başarı siyasi değil. Hatta Benli’nin, zaman zaman kendi partisi CTP ile bile ters düştüğü oldu. Ancak konu belediyecilikse, bunu en en iyi başaran isim Benli… UBP ve DP’nin geçmiş vukuatları, çıkarttıkları bazı adayların beldeleri nasıl batırdığı ortada… Sonuç bence adil ve yararlı olmuş…
NE YAPTIKLARINI BİLMİYORLAR:
Aldıkları her kararı yap-boz tahtasına çeviren hükümet, TÜK’ü kurtarma gerekçesiyle bir buçuk ay önce fonlara koyduğu %3 zam kararını, önceki gün geri aldığını açıklamıştı. Karar geri alındı ama, şimdi de geçen süre içinde bu farkı ödeyen iş çevreleri haklı olarak verdikleri paraları geri istiyorlar. Hükümetsen aldığın kararın ne olursa olsun arkasında duracaksın, yok eğer durmazsan da, işte böyle rezil olacaksın… Seyrüsefer paralarını ödeyenler, muhaceret affı için para ödeyenler de sırada…
MGK’DAN HABER VAR:
KKTC’yi ziyaret eden Türkiye Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak’a göre, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Kıbrıs konusu da ele alınmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıda, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile fikir birliği içinde olduklarını söylemiş… Bu önemli… Ama daha da önemlisi, Kaynak’ın aktardığına göre Erdoğan, “yıl sonuna kadar sürecin bir şekle bağlanması arzusunun hem kendilerinde hem de Akıncı’da olduğunu” belirtmiş… Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bu rahatlığı nereden geliyor diyenlere gelsin…
ÇEVRE SEFERBERLİĞİ:
“Yaşadığımız yerlerde ne yazık ki dikkat çekecek kadar yaygın bir kirlilik ve bakımsızlık söz konusudur” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, çevre konusunda seferberlik çağrısı yaptı. Ülkeye gelen turistlerin de en çok eleştirdiği konuların başında gelen çevre kirliliği, toplum olarak en büyük utancımız olmalı. Ne yazık ki yıllardır bu konuda olumlu bir adım atmayı başaramadık. Çevremizi kirletmek adeta alışkanlık haline geldi. İnşallah Akıncı’nın çevre konusunda attığı adım bu kez olumlu sonuçlar verir…
ZİRVEDEKİLER
Metin Feyzioğlu: “Kıbrıs’a biz vatan dedik. Yavruvatan demeyi yanlış gördük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye’nin stratejik ortağı olursa bu adada çözüme de çok daha olumlu yansır kanaatinde olduğumuzu ısrarla dile getirdik…”.
DİPTEKİLER
Cafer Gürcafer: Girne ve Mağusa içindeki askeri birliklerin başka bölgelere kaydırılarak, buraların turizm bölgesi olarak kullanılmasını önerdiğinde kendisini eleştirmiştik. Açıklama yapmış, kastının “askerden çıkacak bölgelerin betonlaştırılması veya ona buna peşkeş çekilmesi değil, tam tersine başta parklar ve yeşil alanlar olmak üzere, imar planlarının ön gördüğü çerçevede değerlendirilmesi” olduğunu söylüyor. Park ve yeşil alan ha, imar planı ha…. Güldüm…


Cumhurbaşkanı da çevre kirliliğinden bezmiş, bir seferberlik planlıyor… Fotoğraflar, dün Geçitköy Barajı etrafında çekildi…
































