Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümetin 80 günü…

Gelin bugün UBP-DP hükümetinin 80 günlük karnesine şöyle bir bakalım…

27 Nisan 2016 tarihinde UBP-DP hükümeti, bağımsızların da desteği ile KKTC Meclisinde 27 evet oyuna karşın, 22 red oyu ile güvenoyu almıştı… Uzun yıllar ortaklık yapan bu ikilinin nasıl bir performans göstereceği merak ediliyordu. Geçmişten ders almışlar mıydı yoksa, yine “aynı hamam, aynı tas” mı yöneteceklerdi ülkeyi…

Bu 80 günlük sürede hükümetle ilgili olarak toplumda en çok konuşulan neler olmuş bir bakalım…

*Geçmiş hükümet döneminde her ay başı acaba ödenecek mi diye stres yaptığımız maaşlar sorunsuz ödeniyor. Bu “bana paramı versin de ne isterse yapsın” diyenleri oldukça memnun etti…

*Devletten alacaklı olan kurumlara da alacaklarının büyük kısmı ödendi. Başbakan piyasaya 700 milyon para aktardıklarını söyledi…

*Bayram tatili Bakanlar Kurulu kararı ile 9 güne çıkarıldı. Bunu fırsat bilenler de soluğu yurt dışında aldı…

*Zeytinlik köyüne yapılmak istenen yurt ve otel inşası köylülerin ve sivil toplum örgütlerinin tepkisine neden oldu. Konu şimdilik durmuş gibi görünüyor… Ama denendi, tepkiler üzerine geri adım atıldı…

* Karaoğlanoğlu sakinleri, bölgedeki Zeyko Yağ Fabrikası yanında olan ve İTEM Yasası kapsamında sadece  ‘kamu yararı’ şartıyla devredilebilen arazinin kâr amacı güden bir şirkete verilmek istenmesi üzerine eylem yaptı… Başbakan Özgürgün, söz konusu bögede otele verileceği tartışılan Mete Adanır Stadı’nın yeniden düzenlenmesi için çalışmalara bşlandığını açıkladı.  Eylemcilerin gazı alındı. Diğer taraftan, otel inşaat izni 4 kat olmasına rağmen, yasa dışı olarak, 7 kata çıkıverdi. Belediye mühürledi, mahkeme ara vermiyle inşaat durdurdu. İçişleri eski Bakanı, CTP Milletvekili Asım Akansoy, Karaoğlanoğlu’nda 4 kat iznine karşın proje dışı çalışma yürütülen inşaattan ‘kötü kokular’ geldiğini söyleyerek, “siyasilerin villa borçları kadar giden” iddialarda bulundu… Hükümetten tıs çıkmadı.

*Türkiye ile KKTC hükümetleri arasında, 2016-2019 yıllarını kapsayan Mali ve Ekonomik İşbirliği Protokolü imzalandı…

*KKTC ile TC hükümetleri arasında imzalanan Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi anlaşması, uzun tartışmalar sonucu Mecliste kabul edildi. Binlerce genç ofisi protesto için yürüdü… Bu olay  da mahkemelik.

*Sayıştay Başkanı ve üyelerine “ek tahsisat hakkı” sağlayacak yasa değişikliği, oy çokluğu ile Meclis’ten geçti. Sayıştay Yasası’nda yapılan değişikliklerle, Sayıştay Başkanı’nın % 10 olan tahsisat oranı yüzde 19’a çıkarıldı. Sayıştay Üyelerine ise yüzde 15 tahsisat  verildi… Denetçilere de tahsisat verilmesini öngören hükümet, son dakikada bunu tasarıdan çıkarıverdi. Böylece Başkan ve üyelere anlamsız bir kıyak yapıldı.

*Bu 2 aylık kısa sürede dur durak demeden görevden alma ve istihdam yaptılar. Bu istihdamlarda Başbakan’ın yakınları da unutulmadı. Özgürgün, Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanlığı’na kızının nişanlısının annesi Canan Cankaya’yı atadı… DAÜ Mütevelli Heyeti Başkanlığı Danışmanlığı’na ise eşinin kardeşi, yani kayınbiraderi Aydın Karakuzu atandı…
Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na ise yine birinci dereceden akrabası Hasan Çetin Erçen’i atamayı da ihmal etmedi…

Hükümetin çoğunluğu sağlayabilmesi adına, tüm milletvekillerine verilen kontenjanlar konuşuldu. Bir çoğu da eşini dostunu yerleştirdi…
“Danışmanlık” adı altında yeni makamlar yaratılarak, Başbakanlığa yüksek maaşla atamalar yapıldı…

*Hüseyin Özgürgün, kızının diploma törenine “Başbakan” olarak değil, bir baba olarak katıldığını belirtmesine rağmen, refakatinde 7 personel götürdü, tümünün uçak biletleri, iç ulaşımları, oradaki  harcamaların Bakanlar Kurulu’nca karşılandı.
*Yüksek İdare Mahkemesi Haspolat’ta Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin müfredatı ile eğitim verilmesinin yasa dışı olduğunu karar verdi ve düzeltilmesini istedi. Yasa dışı kuran kursları ve ülkede yoğunlaşan tarikat faaliyetlerindeki artışa rağmen, hükümetten, özellikle de Milli Eğitim Bakanlığından yine tıs çıkmıyor…

*Ekonomi ve Sanayi Bakanı Fuar alanına “Mescit” yapılması için, iş insanlarından katkı vermelerini istedi…

*Ve son icraatları, 3 bankaya borcu bulunan ve bu bankalarca yasal takibe uğrayan bir milletvekili yakınına bir devlet bankasından 2.3 milyon lira kredi verilmek istenmesi oldu…

Maaşlar ödeniyor nasılsa, boşverin, devam etsinler değil mi?

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

HERKESİ MEMNUN ETMEK ZOR:

Bağımsız vekillerin desteği ile ayakta kalan UBP-DP ikitdarı, bu desteğin diyetini daha ne kadar ödeyecek? Sadece bağımsızlar değil, kabinede yer bulamayan vekillerin istekleri de var. Hükümet, koltuklarda kalabilmek adına, bunları da karşılamak zorunda. Ya devlete istihdam veya devlet bankalarından yüklü krediler şeklinde. Şimdilik sorun yok gibi görünse de, bu deniz günün sonunda bitecek ve işte o gün, kıyamet kopacak…

 

YAMAN ÇELİŞKİ:

Bakanlar Kurulu’ndan da onay alarak açılan, Türkiye’nin tanınmış özel hastanelerinden Memorial’ın Lefkoşa’daki temsilciliği, Sağlık Bakanlığı’ndan “izinsiz, onaysız” olduğu anlaşılınca, kapatılmış. Kusura bakmasınlar ama, Sağlık Bakanı’nın Bakanlar Kurulunda onay verirken aklı neredeydi? Onay verdiği bir konuda izni olup olmadığını hiç mi araştırmadı. Keşke çıkıp, “Bakanlar Kurulunda onay verdik ama, gelen baskılar nedeniyle bu yanlıştan döndük” deme cesaretini gösterebilseydi…  

BİZİM MÜJDEYE NE OLDU:

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, “basına müjde” projesini Perşembe (2 gün geçti) günü Başbakan açıklayacak” demişti. Bugün günlerden Cumartesi ama, Başbakandan hala tık yok. Bizim müjde bu har gürün arasında kaynadı gitti herhalde…

 

HALA AKILLANMADILAR:

Bundan tam 42 yıl önce Rumların “adayı Yunanistan’a bağlama” adına gerçekleştirdikleri faşist darbenin sonuçlarını yaşıyoruz şimdilerde. O gün darbe yapılmasaydı, bugün nasıl bir ada olurdu  bilemiyorum ama, aradan geçen onca yıla rağmen, kendi yaptıklarını görmezden gelip, hala yaşanan herşeyi 20 Temmuz’a bağlayanlar, yaşananlardan ders almamışlar demektir. Bu ada şavaşacak kadar küçük, ama birlikte yaşayacak kadar büyüktür…

İNGİLTERE’DEN TUTUM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ:

İngiltere’nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Matthew Kidd, Havadis ve Cyprus Weekly’ye verdiği mülakatta garantiler konusunda ilginç  şeyler söylüyor. Bir kere, Türkiye de dahil olmak üzere tüm tarafların, güvenlik ve garantiler konusunda yaratıcı fikirlere, yeni düşüncelere, bakmaya hazır olduklarını açıklıyor. Bu bizim için yeni bir unsur. İkincisi, Türkiye AB’den uzaklaşmışken bir AB garantisi olamayacağını da belirtiyor. Malum, şu anda garantörlerden biri daha AB dışında… Bana, bundan önce “garantiler kalksın” taleplerine karşı çıkmamış olan İngiltere’nin, Brexit sonrası değişik bir politikayı benimseyebileceği izlenimi verdi.

 

İLÇE İLAN ETMEKLE BİTMİYOR:

Bir yerin ilçe olması niye istenir, kalkınacağı düşünüldüğü için. Devlet bütün aygıtlarını oraya da kurar, yatırımlar yapar, yerel istihdam  sağlar, insanlar en küçük işleri için başka yerlere gitmek zorunda kalmazlar. Ama bizde öyle mi? İlçe sayısı 3’den 5’e çıktı da ne oldu? Siyasette bölgeciler rahat etti, o kadar. Gerçi şimdi o da kalktı ya… Yeni ilçelerde kaç tane daire faaliyet gösteriyor. Yaşayanlar mutlu mu? Hiç değil. İskele ilçe ama bir hastanesi bile yok. Güzelyurt ha bitti, ha bitecek… Sırada Lefke var. Keşke adam gibi yapsalar, itirazımız olmaz. Ama olacak olan yine popülizm, o kadar…

BM’YE GÜVEN SARSILMIŞTIR:

BM Genel Sekreteri Ban ki Moon, Güney’de çıkan yangında Türk tarafının yardım teklifinin kabul edilmemesini, “kaçırılmış fırsat” olarak nitelemiş, Güney’den gelen baskılar nedeniyle, bu ifadenin nihai rapordan çıkarılacağı iddia edilmişti. Biz o günlerde buna ihtimal vermemiştik. Ama maalesef, BM’nin de AB’den bir farkı kalmamış. Böyle bir ifadeyi bile dile getirmekten sakınan BM’nin tarafsızlığından söz edilemez…

 

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Saydam: Saydam, “Rum tarafı dahil gezdiğim 10 Akdeniz ülkesinde en kötü trafik Türkiye ve Arnavutluk. En ağaçsız ülke KKTC, en ağaçsız şehir Kuzey Lefkoşa…” diyor.  Eh, su geldi artık. Ağaçlandırma için kimsenin ‘su yok’ bahanesi kalmayacak…

 

 

DİPTEKİLER 

Değiştirin O Yasa’nın Adını: Yasa’nın adı, Hayvan Sağlığı Yasası…. Resmi gazetede buna bağlı bir Tüzük değişikliği yayınlandı. Ülkeye evcil hayvan getiren biri, karantina ücreti ödemez, aşı ve tahlilleri yaptırmaz, besleme masraflarını karşılamazsa, evcil hayvan, KKTC’ye girişinden 48 saat sonra itlaf edilecek. Bunu devlet yapacak! Peki yapılması gerekenleri devlet yapıp, hayvanı barınağa yollayamaz mı? Bu kadar mı zor. Herhalde öyle… İtlaf et gitsin… Ha bir de unutmadan, kendi eliyle hayvan öldürecek olan devletin bir de “Hayvan Refahı Yasası” var….