Bileklik mucize bir yöntem olarak tanıtıldıysa da ilk etapta sadece 1700 bileklik geleceğini açıkladı Turizm Bakanı. Yani sadece 10 uçak yolcuya yetecek kadar. Seferler günde 4 olduğuna göre, 2,5 günde bitecek bu bileklikler. Atılan taş bari ürkütülen kurbağaya değseydi.
Kaldı ki, bileklik uygulaması şu anda Avrupa’da sadece Ukrayna’da geçerli. Sonuca bakıyorsunuz, dün itibariyle test sayısı 97 bin, yeni vaka 10 bin 500… Yani pek bir işe yaramamış.
Avrupa ülkelerinde, seyahatlerle ilgili uygulamalara baktım, 13 tanesinde karantina yok, diğerleri 14 gün kayıtlı adreste karantina diyor ve çoğunluğunda da 5 gün sonra yapılacak testin negatif çıkması halinde, ev karantinası bitiyor. Bazıları, gelişlerinde yapılan PCR test sonuçları çıkıncaya kadar havaalanı yakınındaki otellerde konaklama şartı getirmiş. Bu da birkaç saat.
Şimdi biz de ev karantinası, 3 günlük kumar turizmi, pardon kapalı turizme geçiyoruz. Şöyle bir bakınca, Avrupa ülkelerinin çoğunluğuna benzer bir karar olacak.
Ancak bir fark var. Tüm ülkeler, ev karantinası deyip geçmiyor. Sıkı denetimi ve ağır yaptırımları var. Karantina kurallarının ihlali, 3 bin-5 bin Euro arasında değişiyor, ikinci kez ihlalde de 25 bin euro’ya kadar çıkıyor. Oralara gittiğinizde otoriteyi hissediyorsunuz, denetimi hissediyorsunuz, ödeyeceğiniz korkunç parayı biliyorsunuz ve kurallara uyuyorsunuz.
Tüm bunlara rağmen ne Avrupa’da ne dünyada yayılmanın önüne geçilemiyor, o da ayrı.
Bakıyorum, Turizm Bakanı her gün yeni bir şeyler söylüyor. “Otel karantinası, bileklik, turizmciye bileklik takarsak, diğerleri ne olacak” falan gibi şeyler. Hala kafalar net değil. Restoranları denetlemek için özel sektörden hizmet alıyor devlet. Peki ama otelde kalacak olanlar? Geçen defa bir yolunu bulup dışarı çıktılar. Dahası, onlar otellerdeyken, dıştan müşteri de alındı, gözümüzle gördük.
Biz yazmaktan söylemekten bıktık, ne karar alırsanız alın, denetimi tamam olmadıkça, işe yaramaz. Özel sektörden hizmet alımıyla da denetim yapılamaz. Bu şekilde ihlali önleyemezsiniz. Devlet kendi denetimini kendisi yapmalı. Sıkıştıkça model geliştiriyorlar ama hiçbiri gerçek anlamda denetimi sağlayacak gibi görünmüyor. Sonra, cezaların artırılması konusunda ivedilik alınan düzenleme, açılım başlamadan yürürlüğe girmeli. İnsanlar ihlal halinde cezanın tahsil edildiğini görmeli, caydırıcı olmalı.
Ülkeyi yeniden kapatmak mümkün değil.
Yeni bir ekonomik batak, hepimizi bitirecek.
Turizm, üniversite sektörünü canlansın, o da ülkeyi canlandırsın derken, hepsini birden yeniden kapatma riski var. Geçen yılki kapatma bu nedenle bir işe yaramadı, kontrolsüz bir şekilde açıldığımız anda, ikinci kapanmaya geçmek zorunda kaldık.
Bu bir yıl içerisinde alınan yanlış kararların bizi getirdiği nokta hem siyaseten, hem ekonomik olarak hem sağlık, hem de eğitim açısından İFLASTIR.
Bunca deneyimden sonra yeniden açılırken, saçılmayacağımız güçlü kararlar alma noktasına gelindiğini görmek istiyoruz… Ne olur artık baştakiler de ders almış olsun.
YERİN KULAĞI VAR
ÖZÜR DİLEYECEĞİNE:
Ersin Tatar Hürriyet gazetesine verdiği demeçte Akansoy ailesinin askeri tören yerine sivil tören istemesiyle ilgili olarak, “Rumlara şirin görünmek adına, kime ne mesaj vermek istiyorlar, şehit cenazelerimize bile siyaset karıştırdılar, yazıklar olsun” ifadelerini kullandı. Herkes Akansoy ailesine karşı başlattığı linç girişimi nedeniyle bir özür beklerken o kışkırtmayı tercih etti… Şimdi söyleyin bakalım, şehit cenazesini siyasete alet eden kim?
BAŞKA TÜRLÜSÜ MÜMKÜN MÜYDÜ: UBP’den yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a yapılan haksız saldırıları kınıyoruz” denilerek, “Tatar’ın arkasında Kıbrıs Türk Halkı’nın büyük desteği olduğu” anımsatıldı. Açıklamada “Ersin Tatar’a şu veya bu iddialarla hakarete varan saldırılar yöneltilmesinin ardında iki devletli çözümü görüşme masasına getirme konusundaki kararlı duruşunun yattığını iyi biliyoruz” denildi. UBP yönetiminden birçok kişinin bu açıklamadan haberi olmadığını öğrendik. Olsa da itiraz edecekler miydi?
UBP’DE KILIÇLAR ÇEKİLDİ:
YDP’den sonra UBP’de de kurultay kavgaları başladı. Geçtiğimiz günlerde Ersan Saner’in UBP kurultayına sayılı günler kala adaylıktan çekilen Taçoy ve Sucuoğlu’yla ilgili olarak “neden çekildiler onlara sorun” açıklamasına yanıt veren Hasan Taçoy, “neden kurultayda geri çekildiğimizi, bizi arayıp ‘çekilin’ diyen Ersan Saner açıklamalıdır. Kurultayda birinci gelen Sucuoğlu’nun neden çekildiği sorusunun yanıtı Ersan Saner de gizlidir. Bu açıklamayı yapmak zorundadır. Kendisi neden geri çekildiler diye soruyorsa, bunun yanıtını da kendisi verecek” dedi. UBP kurultayı da tıpkı YDP kurultayı gibi epey tartışmalı geçecek. Son kurultayda neler döndüğünü, kimlerin neden kurultaya müdahale ettiğini açıklarlar mı dersiniz? Yoksa yine susup otururlar mı?
PİSLİĞİN ÜSTÜNE GİTME NİYETİ YOK:
Ekonomi bitti, maliye topu attı ama hala daha devlet kurumlarından pis kokular gelmeye devam ediyor. Sayıştay rapor yayınlıyor, polis rapor yazıyor, gereği yapılmıyor. Meslek örgütleri üstü kapalı olarak ihaleleri eleştiriyor, belli ki bildikleri var, “nereden bahsediyorsun kardeşim, gel anlat” diyen yok. Kıb-Tek yılan hikayesine dönmüş, görev zararı yıllardır vatandaşa ödettiriliyor, onu bunu suçlamalardan bir adım öteye gidildiğini gören yok. Şimdi de hastane ihalesi. Yine bir çaçadan bahsediliyor, kimler kimleri aramış, neler talep edilmiş, kim hangi şirket için nüfuzunu kullanırmış, şehir efsanesi gibi anlatılıyor. Sorun, pisliğin üstüne gitmedeki isteksizlik, ortaya çıkan bu…
ELLERİ MAHKUM:
Yarın yapılması planlanan “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisinin galası için “Toplumun da bizlerin de bugüne kadar gösterdiği özveriyi hiçe sayıyorsunuz, aklımızla dalga geçiyorsunuz.” diyen LTB Başkanı Harmancı hükümete; “Biz hangi gerekçe ile bundan sonra denetim yapacağız? Kime kurallara uyun diyeceğiz?” diye sordu. Ne utandıkları var ne çekindikleri. Salgın yayılacakmış, insanlar ölecekmiş, ne önemi var.
RASTLANTI MI:
Salgının tavan yaptığı Türkiye’de Ramazan’da tam kapanmaya gidileceği açıklandı. Ramazan 13 Nisan’da başlayacak, ne ilginç bir tesadüf ki, bizdeki “kapalı turizm” de 12 Nisan’da başlıyor. Rastlantı mı, yoksa bilinçli olarak mı seçildi diye insan merak ediyor…
SIRA KILIÇDAROĞLU’NDA:
Bugüne kadar hep Ankara hükümet yetkililerini ağırlamaya alışmıştık. Bugün Kıbrıs’ın haberine göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde KKTC’ye geleceği iddia edildi. Demek ki Türkiye’de ufukta seçim görünüyor. Belli ki partiler, sadece Türkiye’deki oylara değil, buradaki oylara da talip… Öyle bir ihtimal görmüyorum ama keşke Sayın Kılıçtaroğlu sokağın nabzını da tutsa ve resmi ideolojinin dışına çıkabilse.
FOTO GÜNDEM: Hellimin Kıbrıs için coğrafi tescili tamam. Koyun sütü oranını 3-4 yıl içinde yakalamak da mümkün görünüyor. Zaten para kazanmak isteyen, çaresini bulacak, kendini geliştirecek. Diğer taraftan satışı konusunda muamma devam ediyor. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında güneyden ihraç edilecek deniyor, güney Kıbrıs paketlenmiş gıda kabul etmiyor. Keşke konu ilk gündeme geldiğinde devlet de gönüllü olsa, burun kıvırmasaydı, bu konular çok daha somut olarak halledilirdi.

































