Köşe Yazarları

15 temmuz gecesi neden sustunuz demokratlar?


15 Temmuz gecesi, KKTC’de tüm üst düzey yetkililer kayıptı…

TC Lefkoşa Büyükelçisi…

Başbakan…

Kabine üyeleri…

Bir kişi hariç…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı.

Akıncı, o gece ailesi ile birlikte Salamis Otel’deydi…

Saat 21.00 gibi bir danışmanı tarafından aranır ve, “Galiba darbe oluyor” diye uyarılır.

Akıncı saat 22.00 gibi artık tablo nettir.

Bu kez, bir yakını kendisini arar…

“Arabana bin, kimseye haber verme, ve sadece seyahat et. Türkiye’de emir komuta zincirinde kopma var. Asker idareyi ele alıyor. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlıkları da bu emir komuta zincirinde kopabilir… Ne olacağı belli değil…”

Akıncı, bunu reddeder…

Müsteşarını arar…

Az sayıda danışmanını arar…

Ailesini Salamis’te bırakır ve Cumhurbaşkanlığı’na doğru hareket eder.

Kendisini arayana da, “Benim Kıbrıs Türkü’nü temsil ettiğim makam ve makamın adresi bellidir. Orada olacağım” der…

Telefona sarılır

Türkiye’de yaşanan kalkışma, KKTC’ye de sıçrayabilirdi.

Sonuçta, KKTC’den giden bir çok komutan kalkışma içerisinde yer aldı.

Bu şüphe hep vardı.

Akıncı, bunu hep göz önünde bulundurdu.

Hemen telefona sarıldı.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral İlyas Bozkurt’u aradı.

KKTC anayasasını hatırlattı.

“Sayın komutan, Türkiye’deki gelişmeleri izliyorum. KKTC anayasası bana başkomutanlık yetkisi veriyor. Ben görevimin başındayım. Sizin de pozisyonunuzu bilmek isterim” dedi.

İlyas Paşa, hemen cevap verdi:

“Ben de, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Erhan Uzun ile birlikte görevimin başındayız. Emir komuta zincirinde bir sorun yok, rahat olabilirsiniz…”

Erdoğan’a ulaşamadı

Mustafa Akıncı
Mustafa Akıncı

Akıncı Cumhurbaşkanlığı’na gelir gelmez komutanlarla konuştu sonra telefona sarıldı,

Recep Tayyip Erdoğan’ı aradı.

Ulaşamadı.

Sonra bir daha aradı.

Ve bir daha aradı.

Üçüncü denemede de Erdoğan’a ulaşamadı.

Bu kez Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu denedi.

Samsun’da bir meydanda gelişmeleri takip eden Çavuşoğlu’na ulaştı.

Sonra “askeri kalkışmaya karşı olduğunu sonuna kadar demokrasinin yanında durduğunu olayı kınadığını gelişmeleri takip ettiğini kendisinin sonuna kadar seçilmiş Türkiye bürokrasisine destek olduğunun” altını çizdi.

 

Herkes sustu…

KKTC’de yoğun bir sessizlik vardı.

Elçiye ulaşılamadı…

Başbakan ortada yok…

Türkiye kanalları ise, “KKTC’yi merak etmişti…”

Başkan önce BRTK’ya bağlandı…

“Seçilmişlerin, darbelerle gidemeyeceğini, laikliğe ve demokrasiye sonuna kadar sahip çıkılması gerektiğini” söyledi…

Akıncı, Türkiye’deki sivil iktidarın yanında yerini aldı.

Her demokratik düşüncedeki insan gibi…

NTV’de tavan yaptı

BRTK’nın ardından, NTV ulaştı Akıncı’ya…

“Konuşur musunuz” dediler…

Akıncı da konuştu.

Türkiye medyasına başka, KKTC medyasına başka konuşmadı.

“Seçilmişlerin, darbelerle gidemeyeceğini, laikliğe ve demokrasiye sonuna kadar sahip çıkılması gerektiğini” söyledi…

Bildiği yoldan şaşmadı…


Aksi olsa?

Ya darbeciler başarılı olsaydı?

16 Temmuz sabahına nasıl uyanacaktı KKTC…?

Adım gibi eminim.

15 Temmuz gecesi sus- pus olanlar…

Televizyonda olanları suskunlukla izleyenler…

İlk tepkilerini Akıncı gibi 15 Temmuz’da vermediler…

“Genç demokratların” demokrasiye sahip çıkma saati 16 Temmuz, sabaha yakın 04.00- 05.00…

KKTC hükümeti daha ortada yok.

Amamuhalefeti falan da yok…

“Sin da gulle geçsin” tavırları devam etti.

Darbecileri telefonda dinledi

Bir şey daha oldu 15 Temmuz akşamı.

Dün de yazdım.

Ama bütüsellik bozulmasın diye devam edeceğim…

“Bu kanalı susturun” dedi darbeciler.

Hangi kanaldı o?

CNN Türk…

Askerler kanalı basarken…

Akıncı yayına bağlanmak için hattaydı.

“Pardon” dediler…

Tüm Türkiye’nin kilitlendiği kanala bağlanarak akıncı aynı şeyi söyleyecekti:

“Seçilmişlerin, darbelerle gidemeyeceğini, laikliğe ve demokrasiye sonuna kadar sahip çıkılması gerektiğini…”


Şimdi konuşmak kolay

Recep Tayyip Erdoğan
Recep Tayyip Erdoğan

Neden iki gündür bu konuda kafa yoruyorum?

Çünkü ikiyüzlülüğü görüyorum da ondan.

“Yalakalıkta” bir adım öne geçmek için, her şeyi yapanlar…

“Akıncı üzerinden” kendini anlatma derdinde…

“Biz Yenikpıda’yız ama siz neredesiniz?”

Şimdi konuşmak kolay…

Yenikapı’da olmak kolay…

“Çok yaşa Reis” demek kolay…

Adnan Menderes’in…

Alpaslan Türkeş’in ismini bir gecede sildi bu Kıbrıs Türkü…

“Kıbrıs Fatihi” Bülent Ecevit’i, dönemin başbakanı ve Cumhurbaşkanı kabul etmedi…

Bir avuç solcu ve cesur gazeteci dışında kimseyle konuşamadı…

Ta ki Başbakan olup geri gelene kadar…

Kime ne anlatacağız şimdi?

Bu darbe olsaydı, ilk olacak şey, Dipkarpaz’daki ortaokulun adını değişmekti…

Bu nedenle…

“Bize de mi lo lo lo…”

Konuyu burada kapatıyorum.

Sayın Akıncı’nın da affına sığınıyorum, eminim bu konuların konuşulması, yazılması bile züldür kendisi için…

Her demokratın yapması gerektiğini yaptı…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı