Köşe Yazarları

1 TEMMUZ VE “PANDEMİ” HASTAHANESİ…


 

      KKTC Devletinin büyük sorunlarından birinin “denetim” dolayısıyla “denetimsizlik” olduğunu bizzat devleti yönetenler de  itiraf ederler.

Nitekim vergi toplamadan trafik sorunlarına.. Çevre kirliliğinden orman yangınlarına.. Çarşı pazardan gıdalara varıncaya kadar “müzmin bir hastalık gibi sürüp giden “denetimsizlik” yada yetersiz denetim eksiklikleri KKTC’nin canına okuyan sorunlardan biridir..

Dolayısıyla 1 Temmuz itibarıyla başlayan uçak seferleriyle bazı sınır kapılarından geçişlerin başlaması ve bu konuda “alındı” denilen tedbirlerin devreye girmesini kendimize özgü “denetim sorunu” kuşkumuzun parantezine koyuyoruz! Şöyle ki “ya yeterince denetim yapamazsak” düşüncesinde! “Ya imkânlarımız yetersiz kalırsa” kuşkusunda!..

Nitekim bir süre önce “özel jet olayını” yaşadıktı. KKTC’de yapılması düşünülen  bir marina için gelen şirketin Başkan ve ilgili çalışanlarını, “her halde karantinaya tabi tutmak ayıp olacak” mülâhazasıyla “test” bile yapmadan otele yerleştirdilerdi de memleket tepkiyle ayağa kalkınca çanak Üstel’in başında kırıldıydı…

…DOĞRUYU söylemek gerekirse   bugün de yeniden “kontrollü yani denetimli olağanlığa geçişi” kuşku ile karşılıyoruz! Çünkü başında da vurguladım en zayıf yanlarımızdan biridir “denetim!”

Fakat bir başka “doğru” daha vardır. Şöyle ki: Her halde aylarca belki yıllarca sürecek Koronavirüs korkularında kendimizi tüm sosyal yaşamlardan, ekonomik faaliyetlerden, turizmden, dıştan gelecek  üniversite öğrencilerinden, dış ülkelerle ticari ilişkilerden uzak tutarak ve “mahrumiyete” mahkûm ederek adeta yaşamdan koparak izole olmamız da mümkün değildir..

Yani tam da “iki arada bir derede kaldık” demenin yeridir!..

Nitekim KKTC’de medyaya da  yansıdığınca “özel sektör” artık koronavirüslü tedbirlere dayanamayacak bir sona geldi.. Zaten bunu gözlemlemek de mümkün.. En kalabalık yerlerde bile ıssızlığın soğukluğu var..

“1 Temmuz”a bu düşüncelerle bakarken doğrusu Hükümetin yerinde olmak istemezdim diyorum! Çok zor bir karar verdi ve önümüzdeki günlerde çok zor olması beklenen bir “denetim zorunluluğunun sorumluluğunu yüklendi!” Başarılar dilerim ama tek bir “virüs vakası” bile hükümeti götürür!.. Onunla da kalmaz olanaklarımızın kısıtlı olduğunu düşünürsek   üstesinden gelemeyeceğimiz bir salgına kapılabiliriz!

ÖTE yandan. Bir de “Pandemi hastahanesi” sorunumuz vardır. Oluşturuldu oluşturulacak deniyor ama hâlâ devreye girmedi.

Bir öneride bulunayım.  Mağusa’da “Glapsides” plajı ile  “Silver Beach” plajı arasında denize sıfır Rumdan kalma iki katlı (daha çok kat çıkılacaktı fakat  1974 harekâtıyla yarım kaldı)  bir otel vardır.        Uzun yıllardır “Rauf Raif Denktaş Kültür Salonu”nun hemen önündeki  bu otel  Doğu Akdeniz Üniversitesine tahsislidir bakımını da galiba DAÜ yüklenmiştir. Çünkü    bazı öğrencileri için   “yurt”  olarak kullanmaktadır. (Ancak bu öğrenciler sıradan  değillerdir.. Ekabirden ve kalbur üstü öğrencilerle asker çocukları falandırlar…)

Sözünü ettiğim bu “bina” tam bir “Pandemi” Hastahanesi olabilecek durumdadır. Üstelik deniz sahilinde tertemiz havası ve konumuyla..  Ben sadece “ilgili ve yetkili kulakları” deleyim dedim…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı