Köşe Yazarları

1 CADDE,15 SOKAK VE 3 MEYDAN

Ahmet Okan yazdı






Böyle nisan aylarında sıcak havalar yalnızlığı, serin havalar kalabalıkları artırırdı.

Sarayönü bir geminin güvertesi gibi sabahın erken saatlerinde temizlenir; sabahın tenhalığı yerini telaşsız bir kalabalığa bırakırdı…

Girne Caddesi’nden yukarıya doğru uzanan birçok ara sokak sağlı sollu caddeye çıkar ya da caddeden bu sokaklara girilir.

Yukarıya doğru yüründüğünde ilk sokak 29 Ekim Sokak’tır. Daha sonra sağ tarafta Şaban Sokak var ki Samanbahçe’ye açılır.

Biraz ileride sağda Polis Sokak ile soldaki Tabak Hilmi Sokak caddeyi dört yol ağzı yapar.

Sarayönü’ne yaklaşıldığında Türk Bankası Sokak vardır. Eskiden bu sokağın ilerisinde Şehir Bakkaliyesi bulunurdu.

Meydanın girişinde sağlı sollu Mecidiye Sokak ile Sarayönü Sokak vardır.

Meydanın yukarıya doğru sağ arkası Müftü Raci Sokak ve Ankara Sokak’la kesişir.

Girne Caddesi ta Kadınlar Pazarı’na kadar uzar, sonrasında Ledra Sokak’la birleşir.

Buraya kadar uzanan caddede Asmaaltı Sokak ile İrfan Bey Sokak ve Saray Otel’in arkasında kalıp da caddeyle kesişen Şht. Gzt. Adem Yavuz sokakları vardır.

Aynı Cadde İş Bankası önünde Müftü Ziyai Efendi Sokak’la kesişir.

Kadınlar Pazarı’na giderken caddeye eski Cemaat Meclisi binasının arkasından İplik Pazarı Sokak uzanır.

Bu arada caddenin başlangıcında İnönü Meydanı, Cumhuriyet Meydanı ile Tanzimat Sokak ve Sarayönü Meydanı da sayılacak olursa,

Caddeyle kesişen 15 sokak ile 3 meydanın bulunduğu anlaşılır…

Şehrin en görkemli caddesine sıra sıra dizilmiş cumbalı evler gölge yapardı.

Hoş nisan aylarında güneşin nazı çekilir olduğundan, kahvehaneler sandalyelerini nisan güneşinin altında tutmakta bir mahsur görmezlerdi.

Asmaaltı kahvehanesinin asması yapraklarını verdiğinden, asmaaltında oturup kahve yudumlamanın keyfi bir başkaydı ve birkaç eşek veya at arabasının kahvede konaklamasının da herhangi bir mahsuru yoktu.

Cadde üzerindeki Mullahasan’ın kahvesinin kaldırım üzerine kondurulmuş çardağı caddeye bir kovboy kasabası havası verirdi.

Bu kentte kovboylar yoktu ama eski nesillerin ceplerinde çakı taşıma adetleri vardı; sapları kemikten…

Böyle nisan aylarında ne soğuk ne sıcak vardı, en güzel mevsimi yaşanırdı memleketin.

Ve bahsettiğimiz caddede gelmiş geçmiş nesillerin ayak izlerine rastlamak mümkündü, her birinin farklı hayat hikayeleri ile.

Günümüzde o izler de silindi…







Başa dön tuşu